GÜNEŞ VE AY, GECE VE GÜNDÜZ

Güneş ve ay, gece ve gündüz aralarında bir bağ yoktur. Çünkü aynıdır.  Zahiri alemde gördüğümüz, tanık olduğumuz gece-gündüz /günes-ay, kendi alemimizde de mevcut. Bu ayrılmayan, fakat ayrı görünen güzellik, mikrokosmozda her An yaşanıyor, anlayamasakta. Makrokosmozda baştaki göz ile gördüğümüzü içinmizde de yaşıyoruz. Bu gökyüzü olayları iç alemimizde, yani içimizde ki gök’ün dışavurumu. Dış yada iç ayrı degil fakat anlatımda teleffuz mecburiyetleri mevcut .  Gök ve yer insanın ebeveyni gibidir. Tıpkı gece- gündüz, günes-ay gibi. Bunu idrak Onun sonsuz zenginliginden bir damla olması ile birlikte muazzam bir lutuftur. Yaşanan her oluşat gerçektir, fakat rüya alemi olan dünyada perdelidir. İnsan et ve kemikten olmadığını sindirip  yuttuğu an, perdeler şeffaflaşır ya da kalkar. Çıplak görünür. Ki bu çıplaklık baş ister, kalp ister, yürek ister. Ödünç kullandığımızı rahmetinden ister. Bilinir ki istemesi rahmetindendir yoksa zaten Onun ve alır.
Anlamlar içinde sayısız anlam barındırır. Misal yıldızlar, An içinde ayetler, ayetler oldu An içinde hücreler. Bir An içinde yıldızlar oldu mazharlar ( ki bunlar övülmüşlerdir) muhakkak ki devamı var ve sonsuz devamlılık içindedir.  Güneş ve ayın ünsiyeti bir madalyonun iki yüzü gibidir. Güneş olmadan ay, ay olmadan güneş olamaz. Bunlardan biri ālī diğeri muhammedi nurdur . Ateş ve su gibi,  gök ve yer gibi, gece ve gündüz gibi. Güneş her yeri aydınlatır, her şey onun hasebiyle riziklanir. Çiçeği toprağı böceği hayvanı. Fakat ayı sadece karanlıkta (Hu) oturup bakan görür.  Gece kalan aydan rizki ni alır.  Şimdi gece ile ayı mi, gece ile gündüzü mü, güneş ile ayı mi ayiracaklar. Ayıramazlar !

hakkında Umay TATAR

Umay TATAR
1988 yılında İstanbul’da doğdum. Sakarya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuyum. Uzun yıllar profesyonel spor yaptım. Sahada öğrendiklerim, bana sadece fiziksel değil, zihinsel bir dayanıklılık da kazandırdı. Bu dayanıklılık zamanla farklı alanlara olan ilgimi derinleştirdi. Sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler aldım; özellikle gençlik, eğitim ve toplumsal dayanışma alanlarında mücadele etmeye çalıştım. Hayatım boyunca sadece bireysel değil, toplumsal sorumluluklar taşıyarak yürümeyi önemsiyorum. Felsefeye, tarihe, toplumsal olaylara ve politikaya yoğun bir ilgim var. Okumak, düşünmek ve sorgulamak benim için hem bir ihtiyaç hem de bir yolculuk. Yazılarımda zaman zaman bu ilgi alanlarımı harmanlıyor, geçmiş ile bugünü, birey ile toplumu, inanç ile aklı aynı metin içinde konuşturuyorum. Sosyal medya üzerinden yazılarımı ve fikirlerimi paylaşıyorum. Bazen mizah, bazen isyan, bazen de içsel bir arayışla… Ama hep samimiyetle ve “birlikte düşünmek” amacıyla. Hayatın bana kattıklarını, biriktirdiklerimi ve mücadele ettiklerimi paylaşmak için buradayım.

Ayrıca Kontrol Et

ZOR GÜNLERDE UMUT VE İNSANLIK…

Son zamanlarda dünyamızın ve hayatlarımızın ne kadar kırılgan olabileceğini sık sık hatırlıyoruz. Zor günlerden geçiyoruz; …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir