ÜNLÜ SİNEMA YILDIZI SERPİL NUR ABİRAL’İN 2025’E VEDA YAZISI

 

Bir yılı değil, vicdanı uğurluyoruz

Gazze’den Sarıkamış’a, kayıplardan affa; ışıklar değil, insanlık sınanıyor.

2025…
Acılarıyla, kayıplarıyla, utançlarıyla ve küçük sevinçleriyle geride kalıyor.

Dünyada Filistin vardı.
Gazze’de öldürülen masum çocuklar…
İnsanlığın gözlerinin önünde yaşanan bir katliam ve buna alışan bir dünya.
Sessizlik de bir suçtur; bunu artık hepimiz biliyoruz.

Bu topraklarda ise 22 Aralık’ta Sarıkamış vardı.
90 bin asker donarak öldü.
Bu ülke kolay kazanılmadı.
Ama belli ki çok kolay unutuluyor.

Bir Yokuz…

2025’te bir de kayıplarımız vardı.
Her biri bu ülkenin kültürüne, sanatına, müziğine, sözüne iz bırakmış isimler…

Kızı tarafından balkondan atıldığı iddia edilen Güllü,
Motor çarpması sonucu aramızdan ayrılan Engin Çağlar,
Türk Sanat Müziği’nin eşsiz sesi Muazzez Abacı,
Ahmet GülhanArif ErkinŞimal,
Sözüyle ve duruşuyla hafızamıza kazınan İlhan Şeşen,
Sokakların sesi Balık Ayhan,
Vicdanı ve siyaseti bir arada taşıyan Sırrı Süreyya Önder,
“Kuzeyin Oğlu” Volkan Konak,
Yeşilçam’ın zarafeti Filiz Akın,
Usta yönetmen Osman Sınav,

TanyeliŞinasi Yurtsever,
Anadolu’nun vicdanı Edip Akbayram,
M. Emin Gümüşkaya,
Kahtalı MıçıDeniz ArmanBedia Ener,
Edebiyatımızın belleği Selim İleri
ve Ferdi Tayfur

Hepsi birer birer “yokuz” dedi bu dünyaya.
Ama aslında hiç yok olmadılar.
Bedenen ayrıldılar; sesleri, sözleri, izleri kaldı.
Bu dünyayı aydınlatıp, geride hoş bir seda bırakarak gittiler.

Kalplerimizdeler. Ruhları şad olsun.

Çürüme Sadece Sokakta Değil

Sonra ülke gündemi…
Gözaltılar, itibarını yitiren isimler, çöküşler…

Spor da bundan payını fazlasıyla aldı.
Bir zamanlar milyonlara umut, çocuklara hayal olan kulüpler;
bugün bahis soruşturmalarıyönetici tartışmaları,
medya–spor–para ilişkileri ile anılır oldu.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı’nın,
televizyon kanal yöneticilerinin,
ekran yüzü spikerlerin karıştığı iddialar…

Galatasaray cephesinde gündeme gelen bahis soruşturmaları…

Sporun centilmenliği değil,
paranın gölgesi konuşuldu bu yıl.

Bir yanda iç çamaşırıyla sosyal medyada gösteri yapan öğretmen,
Diğer yanda öğretmenini döven, onunla dalga geçen gençler…

Uçaklar düştü, insanlar öldü, acılar sıradanlaştı.

Adalet: Bir Gir, Bir Çık

Ve adalet…

11. Yargı Paketi ile 50 bin kişi tahliye edildi.
Toplamda 375 bin kişi cezaevlerinden çıkacak.

Hırsızlar, uyuşturucu satanlar,
kadına, çocuğa, hayvana şiddet uygulayanlar…

Bir gir, bir çık…
Devir daim gibi.

Ceza evi değil, adeta Mola evi…

Bayramda karısının yüzüne kezzap atan çıktı.
Çocuğunu bıçaklayan çıktı.
Çıkar çıkmaz yarım bıraktıklarını tamamladılar.

Sokaklar güvensizdi.
Şimdi daha da güvensiz.

Ama düşüncesini dile getirenlere bu hoşgörü var mı?
Asıl soru bu.

Daha geçtiğimiz günlerde bir firari…
Köyüne gidene kadar 15 kişiyi öldürdü.
Bu bir haber değil, bu bir çöküş.

Seçmeli Din, Askıda Vicdan

Sonra ahlak nutukları başladı…
TikTok’ta “5. çocuğumu doğrayayım mı?” diye soranlar,
Yeni yıl süsünü günah ilan edenler…

Hırsızlık, yalan, şiddet serbest;
Işıklar, gülümsemek, hediyeleşmek günah!

25 Aralık Noel’dir.
31 Aralık ise eski yılı uğurlayıp yeni yıla umutla girmektir.
Kimse kimseye inancını dayatmıyor.
Rahatsız olan süslemez; süsleyene de karışmaz.

Kötülük; yılbaşı ağacında değil,
hunharca can yakmada, merhametsizliktedir.

Burada bir soru sormak gerekiyor:
Yeni yılı günah ilan edenler, Rabbimizin hayvanlar için söylediği hadisleri bilmiyor mu?

Susuz kalan bir köpeğe su verdiği için cennete giren kadını,
Bir kediyi aç bıraktığı için cehennemle uyarılan kadını hiç mi duymadılar?

Merhamet, dinin özü değil mi?
Canı korumak, kul hakkından sakınmak Allah’ın buyruğu değil mi?

Madem din bu,
neden kadın dövene, çocuğa şiddet uygulayana, hayvana eziyet edene sessiz kalınıyor da
ışık yakan, süsleyen, gülümseyen insanlar hedef gösteriliyor?

Din, süslenen bir çam ağacında değil; korunmayan bir canın ahında sorgulanır.

Kemer: Umut Var Ama İhmal de Var

Kemer…
Işıl ışıldı.
Yöresel pazar, müzik, çocuklar, oyunlar…
Ölü şehir canlandı.

Ama bir parantez açmak gerekiyor.
Bazı mecralarda bu etkinlik için “gastronomi festivali” denildiğini görüyorum.
Hayır… Gastronomi festivali böyle olmaz.

Bu bir yöresel pazardır.
Baharatın, lokumun, peynirin, yağın, ev emeğinin satıldığı;
kadınların el işi ürünlerini sergilediği bir yerel buluşmadır.
Bu bir eksiklik değil, değerdir.
Ama adı doğru konulmalıdır.

Aynı alanda çocukların arasında ayakta duramayan bir alkolik… Madde bağımlısı..
Defalarca uyarıldı, götürüldü, bırakıldı. Poliste bıkmış ondan…

Sadece o gün değil uzun zamandır Kemer’de bu şekilde yaşıyormuş parklarda tuvaletini yapıyor uyuyor uyanıyor, bayanlara gözünü dikip bakıyormuş…

Polis;

“Zararsız” dedi.

Kime göre zararsız?

Bu insanlar rehabilite edilemez mi?
Aileleri yok mu?
Toplumun ortasında sürüklenerek mi yaşamalılar?

Emniyetin de, devletin de bu soruya bir cevabı olmalı.

Kişisel Bir Not

Yılın sonunda güzel bir şey de yaşadım.
Antalya Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti, köşe yazılarımdan dolayı bana ödül verdi.
Sanat ödülleri mesleğimdi; bu başka…

Bu, tanıklığın ödülüydü.
Teşekkür ederim.

2025’e El Sallarken

Şimdi 2025’e el sallıyoruz.
Kayıplarımızla, acılarımızla, sevinçlerimizle…

2026, geliyorsun.
Seni umutla bekliyoruz ama çok yorgunuz.
Lütfen dünyamıza barış, vicdan ve merhamet getir.
İnsanların aklını kötülüğe değil iyiliğe çalıştır.

Gülerek, dans ederek karşıladığımız seni,
teneke bağlayarak uğurlamak istemiyoruz. O yüzden akıllı ol diyorum…

Hepinize mutlu sağlıklı huzurlu bol paralı bir yıl diliyorum…

hakkında Serpil Nur ABİRAL

Serpil Nur ABİRAL

Ayrıca Kontrol Et

ÖZGÜRLÜK MÜ ; ÇÖKÜŞ MÜ..?

  “Bugün özgürlük diye alkışlanan, yarın toplumun çöküşüne dönüşebilir.”   Mübarek günlerdeyiz… Rahmetin, merhametin, sabrın …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir