Koşu Bandı Susar, Müzik Konuşur…!


Ben tek tek randevu almıyorum; psikoloğum da, diyetisyenim de, fizyoterapistim de, spor salonum da aynı yerde: dans pistinde.
47 yaşındayım. Bunu özellikle söylüyorum çünkü dans bana hiç yaş sormadı. Benim için dans, kanat takıp uçmak gibi. Müzik başladığında günün ağırlığı omuzlarımdan düşüyor. Kafam susuyor. Bedenim konuşmaya başlıyor.
Sporu severim ama kabul edelim; biraz mantık işi. Saat, tekrar, hedef… Dans öyle değil. Dans “gel” der. Sen de gidersin. Ne kadar kalacağını sormaz, kaç kalori yaktığını hesaplatmaz. Sadece orada olmanı ister. Farkında bile olmadan hesapsızca atarsın kalorileri.
Evet, dans da disiplin ister. Ama bu disiplin yapılacaklar listesinde yazmaz. Ayaklarda yazılıdır. Bazen şaşırırsın, ritmi kaçırırsın. Sorun değil. Ayakların seni tekrar müziğe getirir. Zamanla seni onlar terbiye eder.
Dans ederken terlerim, yorulurum ama iyi hissederim. Spor stresi azaltır derler; dans bana her şeyi unutturur. Çünkü dans bedeni çalıştırmadan önce ruhu rahatlatır.
Bu yazıyı, hareket etmeyi görev sananlara; dansın görev değil, keyif olduğunu ve çoğu zaman bedene de ruha da daha iyi geldiğini anlatmak için yazdım.
Bir sonraki yazıda, ritmi kaçırmadan buluşmak üzere…Sağlıkla kalın.

hakkında Sibel DURAN

Sibel DURAN

Ayrıca Kontrol Et

RAMAZAN DAYANIŞMA VE ARINMA MEVSİMİDİR

  Ramazan ayı, sadece bireysel bir ibadet ve nefis terbiyesi süreci değil; aynı zamanda toplumsal …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir