Kaç kez geçtim senin olduğun sokaklardan
Bilmeden bir nefes ileride olduğunu
Aynı şehrin yağmurlarında ıslanıp
Aynı kaldırım taşlarına takıldığımız belki
Ardın sıra girdiğim sahaflar
Belki kapısında karşılaştığımız
Omuz omuza geçerken dokunup
Üzerimize sinmiş eski kitap ve
Kekremsi bir dumanaltılık kokusuyla
Deniz kıyısında martıları beslerken
Ya da bir cami avlusunda çınar gölgesi
İki satır karalamak için oturduğun
Rüzgara bıraktığın düşlerine bilmeden dokunduğum olmuştur belki
Aynı cam önü masada oturup
Aynı fincandan yudumlamışızdır kahveyi
Üst üste binmiş zamanlardan habersiz
Ve seyredip denizi,beklenen sevgiliye öykünürken durup durup
Nemlenen gözlerimizi
Aynı bosluğa dikmiş olmalıyız
Yoksa neden bu kadar tanıdık gelsin ellerin
Neden resmine her baktığımda
Kendimden izler bulayım çizgilerinde
Mutlaka bir yer de bir başka hayatta
Seni tanıyor olmalıyım
Tadı damağımda kalmış yarım bir yaşanmışlık
Bitmeyen bir bekleyişle
Uzak mesafeler yalan sevmeler
Ve anlamsız ayrılıklar olsa da
En nihayet bulduğumda seni
Tanıdık gelişin bundan.
Ruhun hafızası unutmayan belki
Her yaşantıyı garip tesadüflerle anımsatan
Bilmeden aramak seni
Aramıyorken bulmak ya da
Öylesine tanıdık öylesine huzur dolu
Sarıp sarmalayan sesine bırakıp kendimi
Ölesim var kollarında.
Gülderen Aklıfazla
Velhasılıkelam Evrensel bakış