
Yakınlaşan ekranların, uzaklaşan kalplerin çağında… bağ kurmak hâlâ mümkün mü? Son zamanlarda en çok şunu fark ediyorum: İnsanlar birbirine hiç olmadığı kadar yakın… ama bir o kadar da uzak.
Ekranlar mesafeyi kısalttı, ama kalpleri birbirinden uzaklaştırdı.Konuşur gibi yapıyoruz, dinliyormuş gibi… görüyormuş gibi… ama çoğu zaman kimsenin kimseyle gerçek bir teması yok.
Birinin bizi anlamasını bekliyoruz, ama kendimiz bile ne hissettiğimizi çoğu zaman bilmiyoruz.
Sanki herkes bir şey anlatıyor ama cümlelerin hiçbiri birbirine değmiyor. Herkes kendini duyurmaya çalışıyor ama
kimse kimseyi duymuyor.Ve biz buna “iletişim” diyoruz artık.
Ben bazen düşünüyorum…Belki de kaybolan şey iletişim değil; niyet. Birbirimize yaklaşma niyeti.
Birbirimizi duyma niyeti. Birbirimizin taşıdığı yükleri fark etme niyeti.
Oysa en gerçek bağlar, çok az konuşulan yerlerde kurulur. Bir insanın gözünün içine bakıp “Anlıyorum.” diyebildiğin o sessiz dakikalarda. Birine bir şey anlatmana gerek kalmadan senin hikâyeni görebildiği o anlarda.
Biz artık birbirimize sessizlik bırakmıyoruz. Herkes bir cümle daha kurmak, bir şey daha eklemek, bir adım daha öne çıkmak istiyor.
Ama bağ, gürültüde kurulmaz. Bağ, durduğunda kurulur. Duyduğunda. Dinlediğinde
. Gerçekten baktığında.
Birine bağlanmak için büyük şeylere gerek yok aslında. Bir omuz. Bir bakış. Bir “buradayım” hissi. Bir “seni duydum” sıcaklığı.
İnsan böyle böyle hayata tutunur.
Ben şuna inanıyorum:
Bu çağda gerçek bağ kurmak artık daha zor, ama bir o kadar da kıymetli. Çünkü herkes konuşuyor ama çok az kişi anlatıyor.
Herkes görüyor ama çok az kişi fark ediyor. Herkes dokunuyor ama çok az kişi temas ediyor.
Biz bu çağda insan olmanın en zor sınavını veriyoruz aslında: Birbirimizin görünmez yaralarına dokunmak.
Ve o yaraları büyütmeden, utandırmadan, incitmeden, sessizce yan yana durabilmek.
Belki de gerçek bağ dediğimiz şey, aynı anda susabilmekte saklıdır. Kimse kendini göstermek zorunda hissetmediğinde,
kimse kendini saklamak zorunda kalmadığında.
Sonra yine aklıma aynı soru geliyor: Herkes bu kadar yakınken, biz neden hâlâ bu kadar yalnızız?
Ve belki de cevabı çok uzakta değil. Her şeyin hızlandığı bu çağda, gerçek bağlar sadece bir yerde kuruluyor: İnsan, insanın kalbine ağır gelmediğinde.
Peki sen sevgili okur…
bu çağda gerçekten kiminle bağ kuruyorsun?
Yoksa sadece bir kalabalığın içinde, kendine mi tutunuyorsun?

Velhasılıkelam Evrensel bakış