
“Soğuk taşlarda uyudum, düşlerim ince sızı
Bir sevda uğruna tükettim koskoca bir yazı
Adını içimden söylerim, kimse duymaz sesimi
Ben kendime geç kaldım, hayat aldı hevesimi”
Sokaklardan şöhrete uzanan bir yol…
Ve henüz 42 yaşında, o yolun tam ortasında atmayı bırakan bir kalp. RIZA TAMER…
Bu sadece bir ölüm haberi değil.
Bu, soğuk kaldırımların, suskun gecelerin ve anlaşılmamış bir hayatın hikâyesi.
Peki kim bu adam?
Neden sokaklarda?
Neden bu kadar kırık?
Kendi anlatıyor aslında…
“Ömrümü müzikle geçirdim” diyor.
Ama hayat ona hep başka bir şarkı çalmış.
En sevdiği kadın tarafından, kalbinden ve sırtından bıçaklandığını söylüyor.
Belki gerçek, belki mecaz…
Ama bir insanın kalbi bu kadar kırılmadan böyle cümleler kurulmaz.
Yazdığı hikâyede, cehennemin kapısında bekleyen bir adam var.
Sevdiği kadını bekliyor.
“Git içeri, yan” diyor ona.
“Ben burada kalacağım…”
“Bir bank, bir ceket, geceden kalma yaralar
Adını anmam artık, içimde küller var
Para dedin gittin ya, işte bütün hikâye
Ben seni değil, kendimi kaybettim bu davada”
Ama ardından öyle bir cümle geliyor ki, sevginin büyüklüğü de, acının derinliği de orada saklı:
“Eğer orada yanarken canı yanar da, bana seslenirse…
Ben de girerim, onunla yanarım.”
İşte bu, aklın değil, kalbin yazdığı bir hikâye.
“Bir kadını Allah’ı sevmem gerektiği gibi sevdim…
O gidince bana sıfır kaldı.”
İşte hikâye burada başlıyor.
Evlendikten iki gün sonra pandemi…
İşsizlik…
Ve eriyip giden bir aşk.
Sonrası sokaklar.
Onurunu, gururunu, haysiyetini kaybettiğini anlatıyor.
“Bana kokuyorsun dediler” diyor.
“Çöpten kıyafet buldum… Banklarda yattım.”
Ama en ağır cümleyi en sona saklıyor:
“Tek başına kalmak var ya…”
İnsan en çok orada üşür.
Bir zamanlar sahnelerdeydi.
Müzikle iyileşmişti.
Çocukluğunun yaralarını, babasının sertliğini, sevgisizliğin boşluğunu gitarıyla kapatmıştı.
Ama bu ülkede bazen başarı bile insanı kurtaramıyor.
Yarışmalar, alkışlar, şöhret…
Ardından imzalar, sözleşmeler, kırılan hayaller…
“Plak şirketleri o hırslı çocuğu öldürdü” diyor.
Ve o kırık gitar…
Katıldığı televizyon programlarında elinden düşürmediği o eski gitar için
“Neden yenisini almıyorsun?” diye sorduklarında verdiği cevap, belki de her şeyi anlatıyordu:
“O benim yaşanmışlığım…”
Ne kadar tanıdık bir cümle değil mi?
Ve o çocukluk…
Annesi öğretmen.
Tayini köye çıkıyor.
Minibüs onları yolun ortasında bırakıyor.
Okula ulaşmak için her gün 5 kilometre yürümek zorundalar.
Bazen yoldan geçen bir eşekli denk gelirse şanslılar…
Bugün hâlâ birçok öğretmenin yaşadığı gerçeği, yıllar öncesinden anlatıyor aslında.
Fedakârlıkla, yoklukla, sabırla kurulan bir hayat…
Sokakta yaşarken en büyük iyiliği yine bir sokak insanından görüyor:
“Yan bankta yatan biri bana mont getirdi… çok ağladım.”
Çünkü bazen en çok düşenler anlıyor birbirini.
En çok yalnız kalanlar görüyor başkasının yalnızlığını.
Ve sonra…
Tam “artık toparlıyor” dediğimiz yerde…
Yeni şarkılar, yeni umutlar…
Hayat yeniden başlıyormuş gibi…
Kalp duruyor.
Yılların yorgunluğu, soğuk gecelerin yükü, kırık bir ruhun taşıyamadığı acılar…
Hepsi bir anda susuyor.
Geride ise bir cümle kalıyor:
“Parayla mutluluk olmadığını anladım…
Gençler birbirini para için terk etmesin.”
Belki de bu yazının en önemli yeri burası.
Çünkü bugün sokaklarda sadece evsiz insanlar yok.
Anlaşılmayı bekleyen insanlar var.
Sevilmeyi…
Duyulmayı…
Görülmeyi…
Ve biz?
Geçip gidiyoruz.
Belki de sormamız gereken soru şu:
Bir insan sokakta nasıl kaybolur?
Ve daha acısı…
Biz ne zaman görmezden gelmeye alıştık?
Katıldığı yarışmada, jüri üyesi olan Deniz Seki ,’’Bazen hayat tam sesini bulmuşken susturur insanı Rıza, acılarıyla, yaralarıyla ve en çokta sesiyle dokundu bizlere. Bir insanın küllerinden doğuşunu izlerken, tam da ayağa kalkmışken onu kaybetmek çok acı’’diyerek üzüntüdünü dile getirmiş…
Zeynep Bastık ile Benden Sonra şarkısını düet yapmıştı ve olay olmuştu. O da çok şaşkınım ve üzgünüm, kalbine, yeteneğine şahit olduğum için çok şanslıyım güzel uyu diyerk üzüntüsünü dile getirmiş
3 yıl sokaklarda yaşayan dibin dibine vuran, Rıza, halk beni betondan kaldırdı onlara borcum var rabbim bu borcu ödemeyi nasip etsin demişti… Bence borç çoktan ödendi
Mekânın cennet olsun…
Soğuk sokaklarda üşüyen o kalp, artık huzur bulsun.
Velhasılıkelam Evrensel bakış