DÜŞÜNÜRÜM

İnsanları düşünürüm, sonra hayatı, sonra ülkemi. Sürekli düşünmeye meyillenen zihnim tüm dünyanın, bilebildigim yaşanmışlıklarını, durmadan süzgeçten geçirir sanki … İnsan düşünen bir var edilmiş olduğu için insandır. İnsanı insan eden en kıymetli unsur tefekkürdür. Nitekim düşünürüm.
İnsanları düşünürken sanki her tanıştığım yeni bir kitap gibi gelir bana . İyisiyle kötüsüyle bir bütündür o kitap. Hani bazı kitaplarda sevmediğimiz olaylar olur ya , huzursuz oluruz . İnsanlarda öyledir. Bazı huyları, nitelikleri bize batar , sevemeyiz. Bize göre değildir. Uzaklaşırız zamanla.
Hayatı düşünürüm, yaşadığımız her olay , oluşat bize getirir ve götürür. Bizden alır ve bize verir . Nasıl baktığımızla da alakalı olarak hayat eğiticidir . Tıpkı insanın insana sebepli gelmesi gibi.
Ülkemi düşünürüm ve görürüm ki , bulunduğu aile , çevre, sokak, memleket nasıl da etkiler insani . Mesela kimi köyünden utanır, kimi ailesinden , kimi anasından kimi babasından. Dolayısı ile kendini sevemez , kabul edemez . Ya da sosyal statü kaygısı ile geçmişi ile barışamaz, yine kendini sevemez . Mesela, bir çocuk doğar köyde ama büyüdükçe evrenselleşir , ne güzel değil mi ? İşte kimi bunu sindirir, özünü de sever, şimdiki anını da . Kimi de saklar , yine kendini tamamen sevemez . Ne acı!
Sonra bakarım ki her iş yine sevgiye döner ve her sevgi önce kendini sevmekle başlar. Kendini seven nede güzel sever sevmeyi .
Hayat insan, insan tam ise güzel ve memleket insanların insan olduklarında yaşanılır. Bütün olarak kendini sevmek ne özel bir hal . Dilerim ki her adem , kendini, beşeri ve ruhani özünü reddetmeden, tümüyle kendini sevsin . Sevsin ki sevmenin kıymetini ve gücünü idrak etsin . Işık şaçsın ve bir meşale olsun , diğerlerine de vesile olsun . Olsun ki karanlık sayesinde aydınlığın kıymeti bilinsin .
Kendinizi her unsurunuzla sevmeye çalışın. İşçi babanızla, ev hanımı annenizle . Aristokrat dayınız ile ya da feminist teyzenizle . Yani hepsini kabul edin ve sadece kendiniz olun ne iseniz o . Ve bilin ki her insan kıymetlidir aslında. Çünkü tektir , bir tane vardır . Her bir insan ayrı var edilmiştir. Bu nedenle kıymetlidir.
Aşağılıktır da , çünkü kaçar kendinden ve insanlıktan uzak bir davranış silsilesi ile, hayvandan daha aşağıda kalır. Hayatta iki tercih vardır, biri insan eder biri ise dünyayı yaşanmaz hale getiren bir mahlukat olur . Seçim ademoglunun . Düşünün, düşünürüm ben …

hakkında Umay TATAR

Umay TATAR
1988 yılında İstanbul’da doğdum. Sakarya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuyum. Uzun yıllar profesyonel spor yaptım. Sahada öğrendiklerim, bana sadece fiziksel değil, zihinsel bir dayanıklılık da kazandırdı. Bu dayanıklılık zamanla farklı alanlara olan ilgimi derinleştirdi. Sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler aldım; özellikle gençlik, eğitim ve toplumsal dayanışma alanlarında mücadele etmeye çalıştım. Hayatım boyunca sadece bireysel değil, toplumsal sorumluluklar taşıyarak yürümeyi önemsiyorum. Felsefeye, tarihe, toplumsal olaylara ve politikaya yoğun bir ilgim var. Okumak, düşünmek ve sorgulamak benim için hem bir ihtiyaç hem de bir yolculuk. Yazılarımda zaman zaman bu ilgi alanlarımı harmanlıyor, geçmiş ile bugünü, birey ile toplumu, inanç ile aklı aynı metin içinde konuşturuyorum. Sosyal medya üzerinden yazılarımı ve fikirlerimi paylaşıyorum. Bazen mizah, bazen isyan, bazen de içsel bir arayışla… Ama hep samimiyetle ve “birlikte düşünmek” amacıyla. Hayatın bana kattıklarını, biriktirdiklerimi ve mücadele ettiklerimi paylaşmak için buradayım.

Ayrıca Kontrol Et

   ALLAH  BAĞIŞ’LASIN

         ALLAH’IM SEN BÜYÜK VE YÜCESİN BİZİ BİR KEZ DAHA VE SONSUZ …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir