
Dışarıda her şey çok hızlı, çok sert ve bazen çok gri akıyor olabilir. Ama insanın içindeki o kadim dürtü hiç değişmiyor: Yaratmak. Sanat, sadece bir sahne performansı ya da bir tablo değil; hayatın o en dağınık anlarında bile bir güzellik bulma çabasıdır.
Türkiye’nin bu zorlu günlerinde, belki de en büyük sığınağımız notalar, kelimeler ve renkler. Bir sesi eğitmek, bir cümleyi en doğru haliyle kağıda dökmek aslında dünyaya bir söz vermektir: ‘Ben hala buradayım ve hala güzelliği seçiyorum.’ Sanat, bizi birbirimize bağlayan o görünmez ama en sağlam köprüdür. Birimizin sesi, diğerinin kalbindeki o sessiz çığlığa tercüman olur.
Bugünlerde bir şarkı mırıldanmak, bir şiir okumak ya da sadece gökyüzüne bakıp o estetiği fark etmek bile bir direniştir. Biz sanatla ruhumuzu besledikçe, dünya o kadar da korkutucu bir yer olmaktan çıkar. Çünkü sanatın olduğu yerde umut vardır, dönüşüm vardır.
Velhasılkelam; her şey geçer, geriye sadece ruhumuza dokunan o tınılar kalır. Bugün kendi içsel sanatınıza hangi alanı açıyorsunuz? Ruhunuzu neyle beslemeyi seçiyorsunuz?
Ufuk Sue
Velhasılıkelam Evrensel bakış