Bugün herkes konuşuyor…
Haberler yapılıyor, ekranlarda yer buluyor, alkışlanıyor.
Peki ya yarın?
Yeşilçam’ın emektarları için yapılan bu çağrı bir gün sonra unutulacaksa,
o alkışın da, o sözlerin de hiçbir anlamı yok.
Çünkü gerçek şu:
Dünyanın hiçbir yerinde sanatçı bu kadar sahipsiz bırakılmaz.
Sinema oyuncusu olarak ben Serpil Nur, sözlerimle aslında her şeyi anlatıyorum
“Çoğu Yeşilçam oyuncunun evi yok barkı yok… bazıları barakalarda yaşıyor, ve orada ölüyor.
Hiçbir sanatçı böyle bir sona layık değil.”
Bu bir cümle değil…
Bu bir çığlık…
Ve sinemanın “harbi kadını” Şehnaz Dilan açık açık söylüyor:
“Evi olmayanlar için acilen faaliyete geçmek lazım.”
Evet, artık “konuşma” değil, hareket zamanı.
Bir ömür setlerde çalışan…
En zor şartlarda, çoğu zaman sigortasız, güvencesiz…
Yaralanan, hastalanan ama yine de sanatından vazgeçmeyen insanlar…
Ve bugün?
Birçoğunun evi yok.
Geliri yok.
Hayata tutunacak dalı yok.
Bu bir kader değil!
Bu, görmezden gelmenin sonucudur.
Aynı isimler etrafında dönen bir sektör…
Yeni yüzlere yer var belki, ama eskiye vefa yok.
Oysa o “eski” dediğiniz insanlar,
bugün hâlâ izlenen filmlerin, hâlâ konuşulan sahnelerin sahipleri.
Soruyorum;
Alkışladık… Şimdi Unutuyor muyuz?
Bu insanlar bir dizide, bir projede yer almayı hak etmiyor mu?
Onlara yeniden nefes aldıracak küçük bir rol bile çok mu?
Mesele sadece bir huzurevi değil…
Mesele, yaşarken değer vermek.
Avukat Onur Yağışan’ın başlattığı “Yeşilçam Huzurevi” projesi elbette çok kıymetli.
Ama bu yük birkaç kişinin omzuna bırakılamaz.
Bu bir toplumsal sorumluluktur.
Devletin, sektörün, sanat dünyasının ve vicdan sahibi herkesin meselesidir.
Çünkü vefa, sadece geçmişi hatırlamak değil…
O geçmişe sahip çıkmaktır.
Ve hayat… bir yandan da acımasız akmaya devam ediyor…
Okul baskınında yaralı kurtulan o küçük kız çocuğu… Almina Ağaoğlu…
Günlerdir verdiği yaşam mücadelesini maalesef ki kaybetti.
Bir fidan daha toprağa düştü.
Henüz büyüyemeden…
Tülay Özer’in o dizeleri yankılanıyor:
“İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız…”
Ama bazen o dal kopuyor…
Ve geriye tarifsiz bir acı kalıyor.
Başımız sağ olsun…
Bir yanda insan, bir yanda doğa…
“Yaz geldi” derken kışa dönen hava…
Şanlıurfa, Bilecik… fırtına, dolu, yıkım…
Ağaçlar devrildi, hayat durdu, insanlar yaralandı.
Bir can daha yitip gitti.
Mayıs’ta kar şoku!..
Afyon İzmir karayolu kar nedeni ile kapalı tarih 3 mayıs…
Geçmiş olsun Türkiye…
Allah beterinden korusun.
Ve son söz:
Bugün konuşup yarın unutacaksak…
Hiç konuşmayalım.
Ama gerçekten bir şey yapmak istiyorsak…
Artık ertelemeyelim.
Çünkü vefa gecikirse, adı vefa olmaz
Velhasılıkelam Evrensel bakış