…Onlarla aramızda bir bağ oluşuyor”

İçimizin karardığı günlerden bir gün, güzel  bir haberle  güne başlamıştık. Küçük kızımı başvurmuş olduğu özel bir hastaneden işe çağırmışlardı. Çok şaşkındı bana dönerek annecim, artık bende mesleğimi yapacağım dedi. Ben biraz endişeli, biraz tedirgin, nasıl olacak kızım.!  “şu hastalığın yoğun olduğu bir dönem” annecim istersen kabul etme demiştim. Benim öyle bir tavır sergilediğimi görünce birden heyecanla bana dönerek, peki annecim o kadar zor şartlarda ve  fedakârlık yaparak çalışan sağlıkçılar insan değil mi ?   ben şimdi bana sunulan ihtiyaç halindeki işimi yapmazsam ne zaman mesleğimi yapacağım demişti.

onun öyle konuşması, onunla daha da çok gurur duymama sebep olmuştu. Canım kızım, beyaz kuzum büyümüşte  hemşire adayı olmuş. Dilara” sağlık meslek, yardımcı hemşirelikten, okulundaki başarısından dolayı, iyi bir notla  mezun olmuştu. Geçtiğimiz üniversite sınavında Kırklareli üniversitesi hemşirelik kazanmış ama pandemiden dolayı  uzaktan eğitimle okuyordu. Yani bir nevi evde belli günler hariç boştu. İşe kabul etmeleri de çok iyi bir fırsattı.

Bir heyecanla işine başlamıştı…

covid-19 tüm ülkemizi fena bir şekilde sardığı kasım, aralık aylarının  gittikçe çoğalan ölümlerin her geçen gün bizi çok üzmesiydi. Yakın dostlarımızı uzaktan akrabalarımızın öldüğünü duyuyorduk, artık çok yakındı her an bize de bulaşacak ama nasıl atlatabilecek miyiz diye  düşünür olmuştuk. Küçük kızımı covid-19  hastalarının olduğu gözlem odasına vermişlerdi. İlk defa çalışan bir hemşire olarak çok deneyimliydi. Stajını İzmir’in  en büyük ve önemli hastanesi olan Tepecik eğitim ve araştırma da yapması onu bir adım öne atıyordu.

Tabi ev halkı olarak çok endişeliydik, evde  kronik bir baba vardı onu korumamız lazımdı. Bu yüzden Dilara’nın iş gelişi saati ben sadece kapıyı açıyordum maskeli bir vaziyette. Kızımı gece nöbetine vermişlerdi. ve; halen de ,gece nöbetinde çalışıyor…İlk iş günleri eve geldiğinde yorgunluktan ayak tabanlarının ağrıdığını söylerdi.

ben anne yüreğiyle  kızım çık istersen,çok yoruluyorsun desem de asla kabul etmedi…Bütün çene kısmı taktığı maskelerden sivilceler çıkmıştı. Alerjik bir durumdan eldiven de takamıyordu. Bu yüzden devamlı el yıkamak, onun ellerinin üstünün kanamasına sebep olmuştu .Ben kızıma evde bakmaya çalışırken, kızım da hastane de aydın amcasına, Abdullah amcasına, Tülay teyzesine, Fatma teyzesine, bakıyordu… Bir kaçı bu isimler. Her  sabah eve geldiğinde ben uykulu, o ise, yorgun bitkin bir halde, ona kahvaltı hazırlarken onun o gece yaşadıklarını anlatması ikimizin de aynı duygularla gözlerimizden akan yaşı silmekti.

Yine anlatıyor Dilara…Aydın amca on gündür serviste yatıyor iki oğlu var kapıda her akşam bekliyorlar. Bu gece oğlunun biri geldi yanıma, babamın canı bir şey isterse bana haber eder misin dedi. Ben de tabi ki de ederim  merak etmeyin demiştim. Aydın amca covid-19 anlatmış ama  ciğerlerinde hasar kalan bir hasta yorulmuş artık hastaneden çıkmak istiyor geceleri bağırıyor.! beni buradan çıkarın  eve gitmek istiyorum…Biz onu  duyunca üzülüyorduk ertesi gün nöbete gittiğimde kendi imzalarıyla çıkmışlar aydın amcanın olduğu odaya gittim yatağı da boştu iyi dedim sevindim taburcu olmuş atlattı bütün ekip olarak çok sevinmiştik…

ertesi gün gittiğimde ise aydın amcayı geri getirmişlerdi, birden şaşırmıştım yanına gittim ateşi vardı nasılsın aydın amca iyi misin dedim iyi değilim kızım.! Çünkü zor nefes alıyordu, gece ağırlaşmıştı onu yoğun bakıma aldılar oksijen tüpünü taktık. İkide bir yanına gidiyordum, beni görünce ağzındaki maskeyi çıkarıp zorla da olsa bizimle konuşmaya çalışıyordu. Ben aydın amca çıkarma bak zorlanırsın dinlen desem de bana; Dilara beni buradan çıkar senin servise götür kızım, ben burada yatmak istemiyorum demesi halen aklımda sesi kulaklarımda… Dilara bunları anlatırken bir yandan da ağlıyordu canım kızım, ne çok duygusal ve vicdanlı böyle olursa nasıl dayanacak  derdim. Anne  dedi bizim onlarla aramızda bir bağ oluşuyor böyle uzun süre yatan hastalar artık bize alışıyor bizde onlara. Evet kızım sakın güler yüzünü eksik etme derdim onların morale ihtiyaçları var  sakın  somurtma farz etki senin anan baban orada derdim. Çok  duygusal bir kız yetiştirmişim hastanenin güler yüzlü meleği herkes tarafından çok sevilmişti odaya  girince  kızım gelmiş diyen hastalar vardı….” O gece baktım  doktorlar koşuşturuyor öyle olunca bizde ayaklanıp koşuşulan tarafa koşuyorduk. Çünkü   entübe olanları bildiğimiz için korkuyorduk. Hemen yoğun bakım odasına gittik Aydın amca fenalaşmış, nefes alıp vermesi zorlaşmış ateşi yükselmiş, kafası kıpkırmızı olmuştu. Yanına gittim istemsiz bir şekilde elini tuttum. Beni görünce Dilara su ver dedi doktorlara baktım doktorun işaretiyle pamuğu ıslatıp ağzının kenarlarında dolaştırdım bir kaç damlada ağzına verdim,  serumuna ağrıkesici, doktorların dedikleri ilaçları verdikten sonra biraz sakinleşmişti. Kafasını benim ve Turgut hemşirenin olduğu tarafa çevirip, Çocuklar siz bana çok iyi baktınız hakkınızı helal edin dedi. Doktorlar şok bir vaziyette bizi izliyorlardı, o yaşlı Aydın amca bizden helallik istemişti. Annecim o an o kadar duygulandım ki gözlerim dolmuştu iyileşeceksin dedim Aydın amca, sen sadece konuşma yorma kendini dedim. Çıktık odadan ama hepimizde bir sessizlik vardı. Gece saatler 3.35 geçe  bir sesle irkilmiştik. Yine bir koşuşturma ama benim ayaklarım oraya taraf gitmiyordu içimde bir korku vardı ve o, sesi duydum. Satürasyon düşük cpr yapın kalp masajı….. Haydi Aydın amca geri gel lütfen çocukların aşağıda lütfen….

hakkında Dilek ŞENOL

Dilek ŞENOL

Ayrıca Kontrol Et

NE HALDEYİZ…

  Ne hâldeyiz… Artık bu bir soru değil, her sabah yüzümüze çarpan bir gerçek. Bir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir