Bugün çok başarılı ve savaşçı bir sporcuyla harika bir sohbet yapacağız ;
İrem Sönmez hoşgeldin…
Kadının iradesini ve gücünü gösteren sosyal bir sorumlulua tekrar el attığın için öncelikle teşekkür ederiz…
Sırasıyla sürece dair merak ettiklerimi sana sormak istiyorum.
Av.Taciser Ülkü : 30 saatlik yüzüş fikri nasıl doğdu; “Kadının görünmeyen gücü ve çocukların gülüşü” ifadesi sizin için neyi temsil ediyor?
İrem Sönmez : 2023’teki 24 saatlik yüzüş bana hem sporun bir meydan okuma hem de bir ifade alanı olabileceğini gösterdi. Bu yeni 30 saatlik performans, kadınların görünmeyen emeğine adanmış bir hatırlatma ve LÖSEV’in kahraman çocuklarının eğitimine katkı sağlamak için somut bir çağrı. Benim için bu yüzüş; dayanıklılığın, şefkatin ve görünmeyen kahramanlıkların sesembolü
Av.Taciser Ülkü : Bu yüzüşün özellikle 30 Ağustos Zafer Bayramı’na denk gelmesi tesadüf mü, yoksa bilinçli bir tercih mi?
İrem Sönmez : Tamamen bilinçli bir tercih. Zafer Bayramı, bağımsızlık mücadelesinin zaferle taçlandığı, kadın-erkek herkesin görünmeyen fedakârlıklarla katkı sunduğu bir gün. Benim yüzüşümde de benzer bir metafor var: suyun içinde aralıksız ilerleyen bir beden, arkasında sessiz ama güçlü bir tarih ve toplumsal dayanışma. 30 saat, 30 Ağustos ile birleştiğinde bu sembolizm çok daha güçlü oluyor.
Av.Taciser Ülkü : 24 saatten 30 saate… Zafer Bayramı ruhu bu artışa nasıl etki etti?
İrem Sönmez : 24 saatlik yüzüşüm Cumhuriyet’in 100. yılına adanmıştı. O günkü ruh hâli, bana dayanıklılığın sadece bedende değil, tarihin hafızasında da saklı olduğunu gösterdi. 30 Ağustos’ta da 30 saat yüzerek yalnızca kendi sınırımı değil, kadınların ve Cumhuriyet’in kazanımlarını da görünür kılmak istedim.
24 saatte Maltepe’de hiç sudan çıkmadan yüzdüğüm deneyim, hem fizyolojik hem de zihinsel olarak sınırlarımı yeniden çizdi. Son 10 saati sol kolumu kullanamadan sırtüstü yüzerek tamamladım; toplamda 44 km yüzdüm. O gün bana “beden tükense de zihin yol açar” duygusunu öğretti. 30 saatlik hedef, orada doğan bir meydan okuma; bu kez daha planlı bir hazırlık ve toplumsal amaçla ilerliyorum.
Av.Taciser Ülkü : 30 saat boyunca suyun içinde kalmak, Zafer Bayramı’na nasıl bir anlam katıyor?
İrem Sönmez : Kurtuluş Savaşı’nda cephedeki kadınların yük taşıdığı, tarlada üretime devam ettiği, evde çocuk büyüttüğü çok bilinmez yada dikkate alinmaz ama çok önemlidir. Benim bu yüzüşüm de “görünmeyeni görünür kılmak” üzerine. 30 saatlik performans, o sessiz ama kritik katkıya suyun diliyle bir karşılık veriyor. Zafer Bayramı da tam olarak bu dayanıklılık ve adanmışlık duygusunu hatırlatıyor.
Av.Taciser Ülkü : 24 saatlik yüzüş ile basında yer almıstınız. O gün neler olmuştu?
İrem Sönmez : Maltepe sahilinde kurulan 500 metrelik parkurda, git-gel yaparak sadece beslenme icin durup sudan hic cikmadan aralıksız olarak yüzmüstüm. Organizasyon boyunca Belediye spor ekibi , takip teknesi, ambulans, ailem ve arkadaslarim hazır bulundu. Yüzüşü tamamladığımda, “Türkiye’de denizde 24 saat aralıksız yüzen ilk sporcu” olarak anıldım. O proje, benim için sadece bir spor başarısı değil, “Kadına Şiddete Hayır” mesajıyla toplumsal bir duruştu.
Av.Taciser Ülkü : Hazırlık sürecinizi anlatır mısınız? 30 saat boyunca suyun içinde kalmak nasıl mümkün olacak?
İrem Sönmez : Hazırlık iki eksende ilerliyor: beden ve zihin. Bedende uzun hacimli antrenmanlar, kuvvet-stabilizasyon çalışmaları ve beslenme denemeleri var. Zihinde ise ritim, anlam ve odak. Ritim kulaç, nefes ve beslenme aralıklarıyla kurulan mikro takvim. Anlam, yüzüşün nedenini—kadın gücünü ve çocukların eğitimini—hatırlamak. Odak, zor anlarda nefesi ve kulaç sesini sabitleyip devam etmek. 24 saatte öğrendim ki beden yorulsa da zihnin taşıdığı anlam seni yüzdürmeye devam ediyor.
Av.Taciser Ülkü : Kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında spor alanındaki varlığını nasıl görüyorsunuz?
İrem Sönmez : Kadınların spor alanındaki görünürlüğü hâlâ olması gerektiği kadar güçlü değil. Oysa spor, tıpkı hayatın diğer alanları gibi cinsiyetle sınırlanmaması gereken bir alan. Ben spora görece geç yaşta başladım ve triatlondan açık su yüzmeye uzanan bir yolculukta kendi yerimi açtım. Bu hikâye aslında şunu gösteriyor: kadınlar istedikleri her alanda var olabilir, istikrar ve dayanıklılıkla en zorlu sınırları aşabilir. 30 saatlik yüzüşüm, tam da bu eşitlik mücadelesine sembolik bir katkı.
Av.Taciser Ülkü : Kadın sporcu olmanın getirdiği özel zorluklar hakkında ne söylemek istersiniz?
İrem Sönmez : Kadın sporcular bedenlerinin doğal döngülerini yönetmek zorunda; regl dönemleri, hormonal değişiklikler performansı doğrudan etkiliyor. Erkeklerle eşit sahaya çıkmak bu nedenle ekstra planlama gerektiriyor. Bunun yanında görünürlük ve destek bulma süreçleri de daha zor. Ancak ben tüm bunları dezavantaj değil, güçlenme fırsatı olarak görmeyi seçiyorum. Çünkü her zorluk aşıldığında, o başarı sadece kişisel olmaktan çıkıp kadınların eşitliğine dair kolektif bir mesaj oluyor.
Av.Taciser Ülku : 30 saatlik yüzüş için güvenlik ve destek nasıl organize edilecek?
İrem Sönmez : Aralıksız ve desteksiz yüzüş prensibi sudan çıkmadan, dışsal fiziksel yardım almadan kulaç atmayı gerektirir. 24 saatte oldugu gibi bu kez de yanimda bir takip teknesi ve benim beslenmemle gorevli bir arkadasim olacak. Güvenlik başka bir boyut. Yanımda cankurtaran ve gözetim teknesi, kiyida da ambulans ve doktor olacak. Beslenmelerim suyun içindeyken temassız şekilde aktarılacak. Gündüz-gece dönüşleri için ışıklandırma, akıntı ve hava takibi de sürekli yapılacak.
Av.Taciser : Bu yüzüşün sizin için “başarı” tanımı nedir?
İrem Sönmez : Elbette bu resmi bir rekor degil. Fakat Türkiye’de yapilmamis bir performans olmasini bir yana birakirsak benim için asıl başarı; insanlara ilham vermesi. 24 saatte de bir ilki başarmıştım. 30 saatlik yüzüş ile ise sadece sporcu olarak sınırlarımı zorlamıyorum; kadınların gücünü ve çocukların gülüşünü görünür kılıyorum. Başarı, bu hikâyeyi topluma taşıyabilmek.
Av.Taciser Ülkü : Son olarak, Zafer Bayramı’nda sizi izlemek isteyenlere mesajınız nedir?Halka bir davet niteliği taşıyor mu?
İrem Sönmez : 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda sahile gelen herkes bu yolculuğun parçası olacak. Ben suda kulaç atarken, kıyıda insanlar milli bayramını kutlayacak. Her kulaç, hem Cumhuriyet’e hem de geleceğe adanmış olacak.
Evet, kesinlikle bir davet. 30 Ağustos günü herkesin sahilde olması, yüzüşü sahiplenmesi ve ortak bir coşkuya dönüşmesi çok değerli. Yüzüşü izleyenler yalnızca bir spor başarısına değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in değerlerine de tanıklık etmiş olacak.
Velhasılıkelam Evrensel bakış