Ekranlardaki Ucuz Tiyatro

Televizyonu açtığımızda karşımıza çıkan o meşhur gündüz programlarını bilirsiniz. Hani şu her gün aynı bağırış çağırışın, aynı ağlamaların, aynı esrarengiz olayların olduğu programlar… Bir bakıyoruz, yıllardır bulunamayan bir olay aydınlatılıyor, bir bakıyoruz stüdyoda birbirine giren insanlar… Peki, biz bu programları neden izliyoruz ve bu olanlar aslında neyi işaret ediyor?

Gelin, biraz samimi olalım. Bu programların perde arkasında dönen şey, hayatın içinden gelen acıların, kavgaların veya dramların bir “tüketim ürününe” dönüştürülmesi. Yani birisinin yaşadığı en mahrem sıkıntı, stüdyo ışıkları altında, reklam aralarında izleyiciyi ekranda tutacak bir “malzeme” haline getiriliyor.

Peki, neden izliyoruz?

Çoğu zaman kendi hayatımızın dertlerinden, işten, güçten, evin geçiminden yorulduğumuzda; başkasının daha büyük, daha karışık sorunlarına bakıp “Şükür ki benim hayatım bu kadar karmaşık değil” diyoruz. Bir nevi, ekrandaki kaosu izleyerek kendi hayatımızdaki tekdüzeliği unutmaya çalışıyoruz. Bir de işin içine “kim haklı, kim haksız” yargısına varma dürtüsü girince, kendimizi ekran başındaki birer yargıç gibi hissetmek hoşumuza gidiyor.

Ama asıl sorun şurada:

Bu programlar, olması gereken adalet mekanizmasını (polisi, savcıyı, hakimi) devre dışı bırakıp, kararı stüdyodaki bağırışlara ve “uzman” adı altında yorum yapan kişilere bırakıyor. Hukukun üstünlüğü yerine, kimin sesi daha çok çıkarsa onun haklı olduğu bir “stüdyo adaleti” kuruluyor. Bu da toplumun genelinde şiddetin ve çatışmanın normalleşmesine, yani birbirimize tahammülümüzün azalmasına neden oluyor.

Kısacası, gündüz kuşağındaki bu programlar sadece reyting kovalayan birer show değil, aynı zamanda toplumun kültür seviyesini de aşağı çeken birer “kaos makinesi.”

Toparlayacak olursak;

Ekranları kapatıp biraz etrafımıza baksak, gerçek hayatın bu stüdyolardaki yapay dramalardan çok daha değerli olduğunu göreceğiz. Televizyon, zihinleri uyuşturan bir yer olmaktan çıkıp, bize gerçekten değer katan içerikler sunmalı. Biz izlemeyi bıraktığımızda, yayıncılar da başka şeyler üretmek zorunda kalacak.

Unutmayın, kumanda sizin elinizde; ya bu ucuz tiyatroları izleyerek kendi vaktinizi çöpe atarsınız ya da ekranı kapatıp kalitenizi korumayı seçersiniz.

hakkında Ezgi SEVİL

Ezgi SEVİL

Ayrıca Kontrol Et

İNSANIN NE KADAR YAŞADIĞI DEĞİL , GERİDE NE KADAR HOŞ SEDA VE VEFA BIRAKTIĞI ÖNEMLİDİR

  Hayatın içinde yıllar geçtikçe insan bazı gerçekleri daha iyi anlıyor. Gençlikte önemli görünen birçok …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir