ZORBALIK HAYATIN HER YERİNDE…

 

Halk otobüsünde sıradan bir gün; sabah saatleri, otobüs yorgun, içindeki yolcular sessiz ve kendisinden daha yorgun yolcuları taşımakta. Her gün aynı yol, çoğu zaman benzer simalar, bazen de ilk kez gördüklerim. Her gün birbirine benzer gibi görünse de aslında çok farklı. 

Her durakta yolcular artıyor. Yeni gelenlere yer açılıyor. Koltuklar doldukça yolcular biraz daha sıkışıyor. Araç genç yolculardan oluşuyor çoğunlukla, ancak bazen yaşı ilerlemiş yolcular da bir o kadar kalabalık binebiliyorlar. Tabi burada zaman, saat farkı etkili olabiliyor. Yaşlı yolcular araca bindiğinde, genel olarak gençler kalkıp yer veriyorlar. Bunun tersi de olabiliyor. Bazen oturarak seyahat eden genç yolcuların, uyur numarası yaptıkları, ya da kulaklık takarak, başları önde çevresinden tamamen uzaklaşmış olanlarına şahit oluyoruz. Burada eleştiri yapmak istemiyorum. Çünkü herkesin anlık şartları değişebilir. Elbette değerlerimiz konusunda hemfikiriz. Ancak öyle anlar oluyor ki ücretsiz kart uygulaması yüzünden tüm gün gezen yaşlılarımız olduğu gibi, her gün saatlerce yorucu işlerde çalışan gençlerimizde olabiliyor. Gücü kuvveti yerinde olan yaşlı bireylerimizin eğer gerçekten oturmaya, yorgun bir gençten daha çok ihtiyacı yoksa bunu talep etmemeli, beklenti içinde olmamalı diyebilirim kendimce gözlemlediğimde. 

Aslında çoğu zaman rastladığım manzara; hemen gençlerden birinin ayağa kalkarak yer vermesi, bunun neticesinde yaşlı bireylerin mahcup ve sıkılarak “evladım rahatsız olmasaydın” diyerek mukabele etmeleri. Elbette bunlar sevdiğimiz, onayladığımız davranışlar. Ancak tersi durumlarda fevri olmamak gerektiğini, empati yapmamızın lazım geldiğini vurgulamak istiyorum.

Yolculuğum sırasında yaşlılarımızdan birinin birdenbire genç bir delikanlı için adeta saldırgan bir üsluple utanmamasından, sıkılmamasından başlayarak, edep, haya, ahlak her türlü hakareti ardı arkası kesilmeden saymaya başladı. Genç mahçup bir şekilde ayağa kalkarak yer verdiyse de adamın öfkesi dinmek bilmedi. Bir anda ortam gerildi ve anlamsız şekilde bir zorbalık, anlayışsızlık, bencillik ve baskısı ortaya çıktı.

Şimdi gelelim asıl mevzuya; okulların yeni açıldığı şu dönemde velilerin en çok muzdarip olduğu konulardan biri akran zorbalığı. Düşünün bir kere mini mini çocukların, üstelik kendi yaşlarında yine küçücük çocuklar tarafından ruhlarını yaralayan durumları bir düşünün. Peki bu çocuklar böyle davranışları nereden öğreniyor. Bin bir imtina ile büyüttüğümüz, tam hem eğitim alacakları aynı zamanda da sosyalleşebilecekleri bir ortama giren bu çocuklarımızı nasıl koruyacağız. Eğitim, özellikle de davranışsal eğitim evde başlıyor. Çocukların sosyalleştikleri yerde sadece mağduriyet doğuruyor bu durumlar. Zorbalık hayatın her yerinde. 

Sevgili büyükler, gençler bizim eserimiz, neyi kime şikayet ediyoruz. Ayrıca toplum içinde verilen nasihat hakarettir. Güzel bir üslup ve sevgi dolu bir yaklaşımla bu sorunu aşabiliriz. Gençlerimiz belki sizin gördüğünüz kadar saygısız değiller. Belki yol göstermenize ihtiyaçları vardır. Zorbalığın her çeşidine karşı olmalıyız. 

Doğru sözü, doğru yerde, doğru zamanda sevgiyle söylemeyi başarabilirsek kazanan toplum olacaktır…

hakkında Aysel AKKANAT

Aysel AKKANAT

Ayrıca Kontrol Et

SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRRI….

Sağlık ; yalnızca hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir