Aysel AKKANAT

Aysel AKKANAT

MERHÂMETSİZ BİR ÇAĞIN ÇOCUKLARI

Zor ve korkunç bir çağa denk geldik. Üstelik korkunç olan sadece yaşananlar değil; onlara alışıyor oluşumuz. Haftalardır konuşulan Jeffrey Epstein dosyaları… Bir zamanlar gündemin merkezindeyken, şimdi yavaş yavaş geri plana itilen Gazze… Acıların bile ömrü kısaldı. Felaketler hızla tüketiliyor, vicdanımız gündem döngüsüne yeniliyor. Elim yazmaya gitmiyor bazen. Ne yazılır, ne …

Daha Fazla Oku

Kendime Yazılar….

  İnsanın ne kadar çok düşmanı var; en başta da insanın kendisi. İçimizde, durmadan cephe açan bir ses var. Ne zaman bir adım atsak, o ses bir mayın döşüyor yolumuza. Kendi cesaretimizi bombalayan, umudumuzu teslim almaya çalışan görünmez bir ordu gibi. Dışarıdaki savaşlar, sınırları çizilmiş haritalarda yaşanıyor belki ama, insanın …

Daha Fazla Oku

Boşa Geçen Hayatın Yıkımı….

  Bazen insanın içinde, kimsenin fark etmediği bir kırılma sesi duyulur. Sanki zaman, dışarıda akıp gitmekten yorulmuş da içimize doğru çökmeye karar vermiştir. Öyle bir çöküş ki, ne gürültüsü vardır ne de tozu; sadece ruhun en kuytusunda hissedilen sessiz bir sarsıntı… Boşa geçen yılların ağırlığıdır bu. Birikmiş bekleyişlerin, ertelenmiş heveslerin, …

Daha Fazla Oku

Topraktan mı Taştan mı? Dostluk ve Vefanın Kırılan Aynası

  Bazı insanları tanımaya başladıkça, “topraktan yaratıldık” sözünü ne kadar tekrarlasam da içimde aynı ölçüde başka bir cümle daha büyüyor, o toprak zamanla taşa dönüşebiliyor, taştan olabiliyor. Belki hayatın sert rüzgârlarına fazla maruz kalıyoruz, belki kırılmamak için kendimizi katılaştırıyoruz, belki de en başından beri sandığımız kadar “insan” değiliz. Ama ne …

Daha Fazla Oku

Altın, Döviz ve Birer iPhone…

  Kısa yoldan zengin olmanın cazibesi, emeğin uzun yolunu unutturuyor… Aysel Raife Akkanat – Gözlemlerden Notlar Geçenlerde işten çıkıp kalabalığın arasına karıştım. Havanın serinliğini bile fark etmeden, telaşla bindiğim toplu taşıma aracında güç bela bir koltuğa oturdum. Nefesim hâlâ acelemin ritmini taşıyordu. Birkaç dakika sonra etrafıma baktım; yorgun yüzler, düşüncelere …

Daha Fazla Oku

HOYRATTIR AKŞAMÜSTLERİ…

  Gün, her akşam saltanatını ardında bırakıp çekilirken, sanki dünyayı biraz daha kimsesiz bırakıyor. Gökyüzü renk değiştirirken, yeryüzünde bazı acılar da yerini, hüzne bırakıyor. Lavanta kokulu yalnızlıklar gibi, hafif ama derin. Bahçelerimizde, bir zamanlar, kuş seslerinin dolandığı o saatler, artık ekranlardan fısıldanan ölüm haberleriyle sarsılıyor. Bir el çıkıyor her akşamüstü …

Daha Fazla Oku

SERZENİŞ…..

  Bahar, gelişi ertelenmeyen tek şeydi sanki. Hangi hesap karışsa da, hangi takvim şaşsa da… Bahar geldi mi, bir şekilde kendini belli ederdi. Bir sabah pencereden içeri süzülen ışıktı bazen, bazen kuşların telaşlı cıvıltısı. Bir sokak duvarından sarkan mor salkımdı bazen de. Bahara yazı yazmak güzeldir, keyifli, heyecanlıdır. Her yıl …

Daha Fazla Oku

ANNELER GÜNÜNE…..

1 yaşındayım: Annem hep yanımda. Nefesimle nefesi bir. Geceleri uyanıyorum, sesiyle huzur buluyorum. 3 yaşındayım: Evim en güvenli alanım bunu sağlayan, hiç yanımdan ayrılmayan yine annem. Gülüşümüz evin her köşesinde yankılanıyor. Sıcak yemek kokusu, temizlik, sabun kokusu ve huzur. Hasta olduğumda korkmadığım sıcak bir kucak, ilaç kokusu yine annem… 7 …

Daha Fazla Oku

Kar esaret mi sanat mı….

Kar; neredeyse ‘bütün dünyanın dertlerini unuttururum’ der gibi kurumlu, havalı bir şekilde geldi, yeryüzünü kapladı. Kimi zaman hayranlıkla, kimi zaman esaret gözüyle de bakmıyor değiliz. Öyle ya kısıtlıyor bazılarımızı. Bundan şikayetçi olmayanları anlayabilirim. Neticede sıcacık bir cam kenarından, elinde kahve fincanıyla story atmak inanılmaz keyifli gelir.  Kar sadece bir doğa …

Daha Fazla Oku