ANNELER GÜNÜNE…..

1 yaşındayım:

Annem hep yanımda. Nefesimle nefesi bir.

Geceleri uyanıyorum, sesiyle huzur buluyorum.

3 yaşındayım:

Evim en güvenli alanım bunu sağlayan, hiç yanımdan ayrılmayan yine annem. Gülüşümüz evin her köşesinde yankılanıyor. Sıcak yemek kokusu, temizlik, sabun kokusu ve huzur. Hasta olduğumda korkmadığım sıcak bir kucak, ilaç kokusu yine annem…

7 yaşındayım:

Okula gidiyorum artık. O evde beni bekliyor, dönüşümde sıcacık gözleriyle sarıyor beni.

“Bugün nasıldı?” diye soruyor, gerçekten merak ederek. Her zaman kolalı okul yakası ve kurdelalar. Onun beni okula hazırlayışı hiç kestirmeden sabırla her sabah taradığı uzun saçlarım. İştahsızlığıma üzülerek hazırlamaktan vazgeçmediği kahvaltılar.

12 yaşındayım:

İlk çatışmalar… İlk uzaklaşmalar. Ama o hep orada.Kapının önünde, perdelerin arkasında bir gölge gibi izliyor beni. Dokunmadan, ama vazgeçmeden.

17 yaşındayım:

“Anne anla beni!” diyorum. Beni anlamadığını düşünüyorum. Oysa ne kadar da yanılmışım. Kırılıyor belki ama asla küsmüyor.

Evlilik çağı; 

Kendi evim, kendi yolum var artık. Arayıp hâlini sormayı bazen unutuyorum. Ama o, her konuşmamızda aynı cümleyi kuruyor:

“Ben iyiyim kızım, sen iyi misin?”

Zaman hızla ilerliyor artık ben de anneyim;

Onun saçlarında beyazlar çoğalmış. Ama hâlâ çocuk gibi seviniyor torunlarını gördüğünde.

O, her anı benim için çoğaltmıştı. Ben ise ona ayıracak bir “an” bulmakta zorlanıyorum. Yaşam ne garip bir döngü. Artık anlamaya başlıyorum.

Bir sabah unuttu çayı nasıl demleyeceğini. Ertesi gün beni tanıyamadı bir anlığına.

“Sen kimin çocuğuydun kızım?” dedi.

 

Yıllar geçiyor;

Her gün biraz daha siliniyor belleği. Bazen beni annesi sanıyor, bazen de ablası. Sonra birden her şeyi hatırlıyor. Küçüklüğümü anlatıyor. Benim bile hatırlamadığım küçük hatıraları. Elleri hâlâ bildiğim gibi. Kokusu yine annemin kokusu.

Artık bana masal anlatmıyor ama gözleriyle hikâyeler fısıldıyor. Sessiz, durgun, hâlâ derin…

Bazen ansızın elimi tutuyor:

“Sen küçükken hep böyleydin…” diyor. “Ellerin niye soğuk, üşümüşsün”

Ve sonra yine susuyor.

Bugün…

Yanı başındayım. Zamanın önümüze serdiği bu zor yolculukta, ben onun annesiyim şimdi biraz.

Ama hâlâ en çok onun çocuğuyum.

“Anne sevgisi, hatırlamasa da hatırlanır…Tanımasa da tanınır…

O bir hafıza işi değil; bir yürek işidir.”

Sevgili annem,

Sana ne zaman tam olarak “teşekkür ederim” diyebildim bilmiyorum…

Ama şimdi, her susuşunda bir dua gizli gibi.

Ben duyuyorum.

Kalbimle…

hakkında Aysel AKKANAT

Aysel AKKANAT

Ayrıca Kontrol Et

HERKES “KENDİ KADAR” İKNA OLUR..!

Herkesin gerçek yüzü, en çok ihtiyacım olduğu anda ortaya çıktı. Bu süreç bana çok şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir