Dirlik

Bize ait olanı bizden çaldılar.
Sonra süsleyip bize geri sattılar.
Hafızamızı çaldılar, geçmişimizi.
Şimdi kim ne yakalarsa kâr, kim uyandırırsa tehlike sayılıyor.

Oysa biz birlikten doğan bir halktık.
Şimdi ise parça parça…
Bizi bölen neydi? Fikir ayrılıkları mı, yoksa bu fikirlerin arkasına saklanan kibir mi?

Bir olmamız gerek.
Bizi ayıran perdeleri kaldırmak gerek.
Adını farklı andığımız, farklı dualarla seslendiğimiz Yaratıcı’ya inandığımız hâlde,
birbirimizi dışlayarak, kutuplaştırarak, yok sayarak ilerleyemeyiz.
Adına ister Allah de, ister Tengri, ister Evrenin Kudreti…
O’na giden yollar farklı olsa da yön aynıdır: hakikat.

İnançlar araçtır, varlığa tutunma biçimidir.
Ama inanç adına zulüm kuruluyorsa, orada Yaratıcı değil; güç arzusu konuşuyordur.
Bilmemek ayıp değil. Ama bilmeyi reddetmek ayıptır.
Anlamadığımız şey düşman değildir.
Belki de henüz o bilgiye layık değilizdir.
O hâlde kendimizi büyütmeli, kalbimizi genişletmeli değil miyiz?

Bugün dünyada kaybettiğimiz şey, sadece adalet ya da hak değil;
toplum olma bilincidir.
Toplum olmak; sadece aynı dili konuşmak değil, aynı değerlerde buluşabilmektir.
Vicdan, adalet, merhamet, hoşgörü…
Bunlar olmadan hukuk da yalandır, medeniyet de.

Bizi cehaletle erittiler.
Bilgiye düşman ettiler, sorgulamaya korkak…
Çünkü bilen insan sorgular.
Sorgulayan insan özgürleşir.
Özgürleşen insan boyun eğmez.

Bugün inşa etmemiz gereken şey, sadece ekonomi ya da ordu değil:
Ortak akıl, ortak vicdan, ortak bilinçtir.
Bizi bir arada tutacak olan; soy, mezhep, parti değil;
insan olmakta ortaklaşmaktır.

Biz hâlâ iyi savaşçılar olabiliriz — ama silahla değil;
bilgiyle, ahlakla, sevgiyle.
Çünkü geleceğin savaşları fikir savaşlarıdır.
Ve en büyük cihat, insanın kendi nefsine karşı olan savaşıdır.

Şeytan aşktan yoksundur.
İblisin kanatları sevgide yok olur.

Bu yüzden, hüküm vermek bize değil,
yargılamak değil, anlamaya çalışmak bize düşer.
Kendimizi aşarak, benlik yükümüzü bırakarak,
belki o zaman hakiki insanlığa yaklaşabiliriz.

#birlik #dirlik #türklük #tuncgibiol #demirgibiol #toprakol #Türk #Türuk #Türkiye #Tevhid #hak #rab #budun #tengri #Allah

hakkında Umay TATAR

Umay TATAR
1988 yılında İstanbul’da doğdum. Sakarya Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunuyum. Uzun yıllar profesyonel spor yaptım. Sahada öğrendiklerim, bana sadece fiziksel değil, zihinsel bir dayanıklılık da kazandırdı. Bu dayanıklılık zamanla farklı alanlara olan ilgimi derinleştirdi. Sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler aldım; özellikle gençlik, eğitim ve toplumsal dayanışma alanlarında mücadele etmeye çalıştım. Hayatım boyunca sadece bireysel değil, toplumsal sorumluluklar taşıyarak yürümeyi önemsiyorum. Felsefeye, tarihe, toplumsal olaylara ve politikaya yoğun bir ilgim var. Okumak, düşünmek ve sorgulamak benim için hem bir ihtiyaç hem de bir yolculuk. Yazılarımda zaman zaman bu ilgi alanlarımı harmanlıyor, geçmiş ile bugünü, birey ile toplumu, inanç ile aklı aynı metin içinde konuşturuyorum. Sosyal medya üzerinden yazılarımı ve fikirlerimi paylaşıyorum. Bazen mizah, bazen isyan, bazen de içsel bir arayışla… Ama hep samimiyetle ve “birlikte düşünmek” amacıyla. Hayatın bana kattıklarını, biriktirdiklerimi ve mücadele ettiklerimi paylaşmak için buradayım.

Ayrıca Kontrol Et

İNSAN BAZEN GİDEMEZ…

  İnsan bazen gidemez… Sadece sevdiği için değil, kırıldığı için gidemez. Sadece sevgiden gitmez insan, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir