Umudumuza ne olmuş? Yaşadığımız yada başımıza gelen pekde iyi olarak nitelendiremeyeceğimiz hadiseler yüzünden zaman zaman umudumuzu kaybetme noktasına geliriz. Ama tam anlamıyla da kaybetmeyiz bana kalırsa. Çünkü umudunu kaybeden bir insan yaşayamaz. Bizi ayakta ve hayatta tutan yegane şey hayatla ilgili bel bağladığımız umutlarımızdır. En büyüğünden en küçüğüne bir şeyin olacağı hissi, onu hayatımızda yaşayacağımız hissidir bizi içine düştüğümüz çaresiz durumlarda ayakta tutan. Çaresiz dediğime bakmayın ölümden başka her şeyin bir çaresi vardır bu hayatta. Yeter ki doğru olanı seçmeyi bilelim. Yaşam zaten seçimlerimizden ibaret değil mi? Bize en mutlu anları da yaşatan, en kara geceleri de yaşatan yaptığımız seçimler aldığımız kararlar değil mi? Madem ki bu dünyada yaşıyoruz elbetteki seçimlerimiz, dönemeçlerimiz, önemli virajlarımız olacak. Hayat hep düz bir çizgi şeklinde ilerleseydi sanırım gelişimiz bir noktada dururdu. Elbette güleceğiz, ağlayacağız, seveceğiz, sevileceğiz, üzüleceğiz ve bu duyguların hepsini deneyimlerken de geçici olduğunu bileceğiz. Ama umut etmekten hiç bir zaman vazgeçmeyeceğiz. Çok istediğimiz o iş başkasına mı verildi daha iyisi için çabalayacağız ve daha iyisinin olacağını umut edeceğiz. Sevdiğimiz pembe çiçekli tişörtü yanlışlıkla çöpe mi attık, ondan daha güzel bir pembe Çiçekli tişörtün bize geleceğini bileceğiz. Ne olursa olsun umudumuzu diri tutacağız. Çünkü bu hayatta kendimiz için yapabileceğimiz en iyi şey bu. Umut etmek. Pes etmemek. Hayal kurmaktan vazgeçmemek. Bunları yapmayı bırakırsak yaşamımımızın bir anlamı da kalmıyor. Yaşamak demek umutlarımızın canlı kalması demek. Onlar solarsa bizde solarız. Onlar ölürse bizde yaşayan ölülere döneriz. Bizim ölmeden önce yaşamaya ihtiyacımız var. Ölmeden önce başarmaya ihtiyacımız var. Ölmeden önce kendimizle kavuşmaya ihtiyacımız var. O halde olduğunuz yerde silkelenin. Olduğunuz yerde bir kendinize gelin. Olduğunuz yerde elinizi tutun kalbinize koyun ve içinizden ne yapmak geliyorsa onu yapın. Korkmadan, negatif eleştirilere kulak asmadan, çekinmeden, başkalarını değil kendi kalbinizi dinleyin. Belki de sonsuzluğa açılan kapının anahtarı kalbinizde saklıdır. Açın o kapıyı, sonsuzluğa açılın. Bir seda bırakın gökyüzüne doğru, bir nükte yaratın dimağınızda. Elinizi kalbinize koyun, kalbinizi hayallerinizi yaşadığınız hayata doğru açın, inanın güvenin ve sihirli anahtarınızla kapıyı aralayın. Işığa doğru yol alın kendi ışığınıza doğru. Siz zaten başlı başına bir mucizesiniz, yıldız tozuna bulanmışsınız ama unutmuşsunuz . O zaman hatırlayın, yollarınızı açın, bir yol yoksa o yolu tekrar siz yapın. Ne demiş Hannibal ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız. Sizde yolunuzu kendiniz yapın. Belki yolun ucunda beliren merdivenler vardır. Merdivenlerden bir bir tırmanın ve ufuktaki mavi kapıyı açın. İşte oradasınız, hayalinizdeki hayatı yaşıyor olmak nasıl bir duygu. İşte şimdi onun içindesiniz. Ne mutlu, ne kutlu ve ne yaşanılası değil mi. Öyleyse tadını çıkarın ve kendi ışığınızı kendiniz parlatın. O halde ışığınız parlasın, ateşiniz yansın, suyunuz daim olsun. En büyük hayaliniz gerçeğiniz olsun.
Velhasılıkelam Evrensel bakış