Boşa Geçen Hayatın Yıkımı….

 

Bazen insanın içinde, kimsenin fark etmediği bir kırılma sesi duyulur.

Sanki zaman, dışarıda akıp gitmekten yorulmuş da içimize doğru

çökmeye karar vermiştir. Öyle bir çöküş ki, ne gürültüsü vardır ne de

tozu; sadece ruhun en kuytusunda hissedilen sessiz bir sarsıntı… Boşa

geçen yılların ağırlığıdır bu. Birikmiş bekleyişlerin, ertelenmiş heveslerin,

söylenmemiş sözlerin yorgunluğudur.

Hayat bazen içi boş bir cam kubbe gibi durur insanın üzerinde. Gözün

gördüğü berraktır ama elini uzattığında kırılır mı, kırılmaz mı

bilemezsin. Şeffaflığıyla aldatıcı, kırılganlığıyla öğreticidir. İçinde dolaşan

yalnızlığı, dışarıdan bakan kimse anlamaz. Bir kubbenin içinde

yankılanır kendi ayak seslerin; geçmişte bıraktığın adımların hesabını

bugünde ararsın. Yalnızlık tebessüme mihenk taşı misali ibadetindir

artık.

Boşa harcanmış bir hayatın yıkımı öyle yüksek sesle olmadı hiçbir

zaman. Yavaş yavaş, içten içe, sabırla gerçekleşir. Kendi içine çöker.

Sanki kâinatın replikası gibi.

İnsan önce “yetişemediği” şeylerin farkına varır: çocukluğuna,

gençliğine, heveslerine, kaybettiklerine ve hatta kazandıklarına! Sonra

bir bakar ki, aslında yetişemediği kendisidir. İçinde yıllardır bekleyen o

kişi —o cesur, o istekli, o ışıklı taraf— tozlu bir raftan sana bakıyordur.

Nefesin yetmez o tozu üflemeye.

Ama yıkım dediğimiz şey, bazen yeniden kurmanın en sessiz

başlangıcıdır. Cam kubbe kırıldığında canın yansa da, göğe doğru

açılan bir açıklık da oluşur. Başını her daim yukarıya uzatan kızılağaç

gibi. Nefes almak kolaylaşır. Zaman, içimize çökmek yerine içimizden

yeniden yükselmeye başlar.

Belki de mesele boşa geçen hayatın acısında değil; o acının bize

hatırlattığı hakikattedir:

Hayatın hakikatı; ancak sahip çıkmaya cesaret ettiğimiz kadardır. Ve

zaman, içimize doğru yıkıldığında bile bize yeni bir kapı bırakır.

Cesaretimiz mukabilince aralayabildiğimiz bir kapı. Yüreğimizin özüne

iliklendiren cesaret hırkası gibi.

İşte o kapıdan geçmek, insanın kendine attığı en anlamlı adımdır.

Anlam ki hakikat; kalbimizin atımına ekilen zaman tohumudur.

Mahsulü ise “şimdi” olan                                                                                                                       AYSEL AKKANAT

hakkında Aysel AKKANAT

Aysel AKKANAT

Ayrıca Kontrol Et

Derin İnsanların Bu Dünyada Yeri Var mı? – Hızlı çağda yavaş ruhlar

Derin İnsanların Bu Dünyada Yeri Var mı? Bu çağ derin insanları sevmiyor; yavaş düşünenleri, çok …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir