
Hayatta ne yaşarsan yaşa, önce kendini korumayı öğrenmen gerekir.
Kendini sevmek, yalnızca “kendini beğenmek” değildir; özüne şefkatle yaklaşmayı, kendi sınırlarını tanımayı ve iç sesine saygı duymayı öğrenmektir. Gerçek farkındalık, insanın kendine şefkat göstermesiyle başlar.
En derin acı, mahremiyetini paylaştığın birinin bunu reddettiği, görmezden geldiği ya da değersizleştirdiği anlarda ortaya çıkar. Çünkü mahremiyet, insanın en çıplak hâlidir; kimsenin görmediği, ama senin içinde taşıdığın o en hassas yerin.
Kişi en çok sevdiği insana yardım etmek, onu iyileştirmek ister.
Fakat başkasını iyileştirmeden önce, kendine “evet” diyebilmeyi öğrenmelidir.
İnsanın iç yolculuğundaki en büyük sınav, yalnızlıkla yüzleşmektir.
Çünkü yalnızlık, en derin öğretmendir.
Eğer bu duygudan kaçmazsan, onunla dost olursan, kendi içindeki boşluğu doldurmak için dışarıya tutunma ihtiyacın azalır.
Bu farkındalığa sahip olduğunda olgunlaşmaya başlarsın.
Artık kendine ebeveynlik etmeyi öğrenirsin.
Bir yanın seni koruyan anne olur, diğer yanın ise seni destekleyen baba.
Kendi içsel enerjini, kendi iç güvenini koruyabildiğinde, huzuru dışarıda değil, kendi içinde bulursun.
Kişi, kendine sevgiyle yaklaştığında geçmişten getirdiği bağımlılık kalıplarını fark eder.
Anneye ya da babaya duyulan o görünmez bağımlılıkların yerine kendi merkezini koyarsın.
Artık bir birey olursun; kendi duygularının, seçimlerinin, enerjinin sahibi.
Kendine mahremiyet göstermeye başladığında, aslında içsel bütünlüğünü onarırsın.
Kendine güvenmeyi öğrendiğinde, dışsal etkiler seni kolay kolay sarsamaz.
Çünkü artık köklerin dışarıda değil, kendi içindedir.
Unutma:
Sen aslında her şeysin.
Aradığın güç, sevgi, huzur, aitlik ve denge zaten senin içinde var.
Sadece hisset…
Ve bunu tüm hücrelerinde fark et.
Cosmostuba
Velhasılıkelam Evrensel bakış