
Bayramlar, toplumsal hafızamızda derin izler bırakan, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinin sergilendiği özel günlerdir. Kültürümüzde bayram sabahları büyükler ziyaret edilir, sofralar kurulur, küskünler barışır ve yardımlaşma en üst seviyeye ulaşır. Ancak biz hemşireler için bayramlar, evde olmak yerine, ailemizden çok hastalarımızla hastanelerde geçirdiğimiz günlerdir.
Ben, 30 yıldır sağlık tesislerimizin büyük kurumlarında, en zorlu alanlarında çalışmış, gece gündüz hizmet sunarken, üç özel gereksinimli çocuk büyütmüş, fiziksel olarak epeyce yıpranmış, bir çok hastalık sahibi olmuş, ruhsal olarak da aşırı derecede yorulmuş bir hemşire kardeşinizim.
Sağlık hizmetinin kesintisiz sürdüğü bu kutsal mesleğin görünmeyen emekçileri olarak, bizler gece nöbetlerinde, acil servislerde, yoğun bakımlarda bayramları çoğu zaman hasta odalarında karşılıyoruz. Her zaman olduğu gibi, en zorlu anlarda insanların yanında olmaya devam ediyoruz. Ancak bu fedakârlığın karşılığında, kendi haklarımız konusunda yeterli desteği göremiyoruz. Uzun çalışma saatleri, nöbet yükü, fiziksel ve psikolojik yıpranma bizleri her geçen gün daha fazla tüketiyor.
*7/24 Hizmet Veren Hemşirelik Mesleğine 25 Yılda Emeklilik Hakkı Verilmelidir*
Bilimsel araştırmalar, düzensiz mesai saatlerinin vücut ritmimizi bozduğunu, uzun vadede ise kalp damar hastalıkları, kronik yorgunluk sendromu ve psikolojik tükenmişlik riskini artırdığını gösteriyor. Bunun yanında, sadece fiziksel değil, duygusal açıdan da büyük bir yük taşıyoruz. Hasta yakınlarının üzüntülerine ortak oluyor, hayati kararların bir parçası oluyor, ölüme tanıklık ediyor ve kritik anlarda soğukkanlı kalmak zorunda kalıyoruz.Ayrıca son yıllarda, ekonomik zorluklar, meslek saygınlığımızın yok olması ve kurum içi MOBİNG bizleri tükenmişlik sendromuna iten en önemli faktörlerdendir.
Bütün bu fedakârlıklarımızın karşılığında, yıllardır gündeme gelen ancak hâlâ hayata geçirilmeyen *“yıpranma payı ve 25 yılda emeklilik hakkı”* artık ertelenmemeli. Sağlık hizmeti, sadece hasta olduğumuzda değil, her an ihtiyacımız olan bir hizmettir. Bu hizmeti sürdüren bizlerin de sağlıklı ve huzurlu bir şekilde çalışması, toplum sağlığının korunması açısından kritik öneme sahiptir.
*Bizler İçin 7/24 Kreş Hizmeti Şart*
Biz hemşireler arasında kadın çalışan oranı oldukça yüksek ve birçoğumuz aynı zamanda annelik sorumluluğunu da taşıyoruz. Ancak nöbet sistemi nedeniyle çocuk bakımını sağlamak, bizler için büyük bir sorun haline geliyor. Gece nöbetlerinde, başka mesleklerin tatil günlerinde, idari izinlerde, bayramlarda standart gün ve zamanlarda açık olan bir kreşlerden faydalanamıyoruz. Aynı sorunları sağlık çalışanı olan bir çok meslek mensubu arkadaşımızda yaşıyor.Bu nedenle, hastanelerde 7/24 hizmet verecek kreşlerin açılması, bizlerin hem mesleki hem de annelik-babalık sorumluluklarımızı daha sağlıklı bir şekilde yerine getirmemizi sağlayacaktır.
*Sonuç Olarak,*
Dini bayramların ruhunda yardımlaşma, paylaşma ve adalet var. Bayramlarda, “birbirimizi anlamak ve empati yapmak” kültürünü güçlendirmeliyiz.
Biz hemşireler ve sağlık çalışanları olarak, yılın her günü, her saati insan hayatını korumak için çalışıyoruz. Ancak bizim de hak ettiğimiz değeri görmemiz, maddi ve ayni haklarımızı alabilmemiz için, toplumun ve karar alıcıların daha duyarlı olması gerekiyor. *25 yılda emeklilik hakkı, 7/24 kreş hizmeti ve nöbetli çalışma düzenimizin yıpratıcı etkilerini azaltacak sosyal destek mekanizmaları, sadece bizim değil, toplum sağlığının korunmasına yönelik atılmadı gereken adımlardır*.
*Bu bayramda, sağlık çalışanlarını unutmayalım!..*
Bayramını hastanede nöbet tutarak geçiren biz hemşirelerin hak ettiği değeri görmesi için, yalnızca teşekkür etmek yetmez; çalışma koşullarımızı iyileştirmek için somut adımlar atılması gerekir. Toplumsal dayanışmanın sadece sözde kalmadığı, gerçek anlamda hayata geçirildiği bayramlar görmek dileğiyle, ramazan bayramınızı kutlar, tüm okurlarımıza sağlık dolu günler dilerim..
*Yeni Sendika Türkiye Hemşirelik Komisyonu Başkanı*
*Suna VAROL CÖRÜT*
Velhasılıkelam Evrensel bakış