Yavaşça gelir akşamın esintisi,
Sessizce sokulur yanı başıma.
Göğün mavisi balkonumda kızarır,
Güz sıcağı, hasret ateşinde yanar.
Solgun ay batarken sularda,
Sesimde “gel” demenin yankısı,
Sensizliğin özlemi titrer içimde…
Ellerin, kadife bir dokunuş gibi,
Gün, bulutların ardında yanarken.
Kırmızı bir şarap tadında,
Balkonuma uzanan salkımlar.
Penceremde karanlık bir örtü,
Perdelerime sinmiş bir hüzün,
Ezberim, üzüm gibi mayalanırken,
Kıpkırmızı bir şey bu;
Sığındığım sayılı akşamlara,
Sözlerim dilimde boğulmuş gibi…
Uykularım karalara bürünmüş,
Gözlerim aydınlığı beklerken.
Kuşları salıyorum gökyüzüne,
Silinmiş satırların her köşesinde.
Biraz kırık, biraz dökük,
Biraz paramparça,
Yalnız yürünmüş sokaklarda,
Mırıldandığım şarkılarla.
Duamdın,
Bedduam olma…
Ne zaman kapım çalsa,
Senin için koştuğumu sanırsın,
Ama belki de dayanamaz kalbim,
Sana benzeyen birini gördüğümde.
Peşinden gittiğimi,
Düştüğümü,
Ağladığım anları,
Yüreğimin acıdığını,
Beklediğim o günleri,
Hiçbirini söylemedim sana…
Yalnızlığım, bir rüzgarın peşinde, Kayıp bir yudum su gibi, Denizlerin derininde kaybolan, Seninle yıldızdım gökyüzünde, Yokluğunda karanlık,
Gecenin sırlarını fısıldayan ay gibi…
Artık geceleri yıldızları tutmuyorum,
Karanlığı yarıp gelmeli ışık,
Sevdalı sana,
Sesin gibi, senin gibi…
Bir çiçeğin kokusu gibi,
Peki, sen de sevdin mi benim gibi,
Gönlüme sığdıramadığım duyguları…
Dilek AVCIOĞLU.
Velhasılıkelam Evrensel bakış