Her şeyin bir kalbi vardır. Her şeyin bir yaşamı vardır. Taşın, çiçeğin, suyun, toprağın, dünyanın, evrenin, insanın. Taşın kalbi çok derinden atar bu yüzden sesi duyulmaz ama dokununca varlığı hissedilir. Çiçeğin kalbi özüdür, tohumudur. Suyun kalbi kendisidir. Toprağın kalbi ise taneleridir. Dünyanın kalbi insanın kalbiyle bağlantılıdır ve çok güçlüdür. Evrenin kalbi ise varoluşun merkezidir. İnsanın kalbi hepsini hisseder, biz her şeye kalbimizle kalpten bağlantılıyız. Dünyanın kalbine bağlan kendi kalbinle, aklını kılavuz rehber yaparak. Kalplerimiz biz neyi en çok seversek onla atar. Kiminin kalbi aşkla, kiminin parayla, kiminin itibarıyla, kiminin gururuyla, kiminin işiyle atar. Senin kalbin neyle atıyor. En çok neye bağlısın bu hayatta. Neye karşı, karşı konulmaz vazgeçilmez, bitmeyecek bir istek duyuyorsun. Neyi kendinde sonsuza kadar yaşatmak istiyorsun. Kalbin değişik bir işlevi daha vardır, O her şeyi hisseder, bilir. Eskiler buna bu kişinin kalbi açılmış der. Biz var olan her şeyle kalpten bağlı olduğumuz için, kalbimizle bakarsak her şeyin iç yüzünü hissedebiliriz. Akıl bilir, kalp ise hisseder. Bilgiler zaman zaman yanlış olabilir, bizi yanıltabilir ama hislerimiz bizi yanıltamaz. Bir şeyi hissediyorsanız o muhakkak ve muhakkak öyledir. Diyelim ki bizi çok mutlu edecek bir haber alacağız iki gün sonra. Bugünden kalbimizde bir mutluluk dumanı yükselmeye başlar. Dikkat kesilirseniz kendinizi; hayırdır sebepsiz yere çok mutlu hissediyorum kendimi derken bulabilirsiniz ve iki gün sonra belki de hayatınızın mucizesini yaşarsınız. Aynı durum aksi olaylar içinde geçerlidir. Canınızı sıkacak bir haber almadan önde içiniz durduk yere sıkılmaya başlar. Günümüzde akla mantığa daha fazla önem verildiği için, yanlış anlaşılma olmasın bunlar önemsiz şeyler demek istemiyorum, elbette önemli ama aklı her şeyin üstünde tuttuğumuz için hislerimizle, kalbimizle olan bağlantımızı kopardık. Kalbinin sesini dinleyen insanları duygusal ve hayalperest olarak gördüğümüz için, bir şeyi kalbiyle yapmanın çok yanlış ve boş bir şey olduğu kanısına vardık. Ve saygınlık kazanmak için daha bilgili, daha mantıklı, daha çok zihinde yaşayan ve zihindeki yalan yanlış düşüncelere göre hayatımızı şekillendiren bireyler haline geldik. Hâlbuki ne varsa kalpte var. En doğruyu kalp bilir ve en doğruyu kalp söyler. Kalbimizin ne istediğini bile sormaz olduk kendimize, aklımıza yatması bizim için daha önemliydi çünkü her zaman. Oysa bu yaşamı yaşamanın anlamı belki de sadece ve sadece kalbimizi açmak için. Kalpten yaşamak, kalbimizle evrenin kalbine bağlanmak ve evrenin ritmiyle dans etmek, evrenle ve kendimizle hemhal olmak için varız. Kalbine sordun mu ne için atmak istiyor en çok bu hayatta. Ne yaparken kalbinde sonsuz bir huzur ve mutluluk hissediyorsun. Kalbin seni nasıl tanımlıyor. Nasıl bir hayat sürmeni istiyor. Kalbinin en derin arzusu, tutkusu ne. Sordun mu kendine. Diyelim ki sordun. Bunun için ne yapıyorsun. Elinin taşın altına koyup taşında kalbini hissedebiliyor musun mesela. Ferhat gibi dağları delmene gerek yok kalbindeki tutkun için ama yapabiliyorsan onu da dene. Neden denemeyesin, neden küçücük zihninin içinde yaşayıp durasın, koskoca bir kâinatın kalbiyle bağlantıdayken, kalbindeki potansiyeli gerçekleştirme kabiliyetine sahipken. Tembellik yapma hislerinle bağlantıya geç, kalbinle bağlantıya geç, onlara kulağını tıkama. Daha iyi bir ev mi seni mutlu eder, daha iyi bir araba mı yoksa daha iyi bir çevremi. Dahasını istediğin şeylerin bir sonu yok ve bunlara sahip olmak için didinirken kendini kaybetme derim ben. Kalbini kaybetme. Kalbini temiz tut orayı karartma. Kalbini hafif tut oraya çok yük yükleme. Kalbini eline al, parlat, ışıkla yıka. Sende elmastan daha değerli bir hazine var, kalbin; onu yok sayma. Dinle, her gün kalbini dinle, en ufak bir mevzuda bile kalbine sor, kalbim ne istiyorsun diye ve sonrada dinle. Böyle böyle onun sesini ve isteklerini sormadan duymaya başlayacak ve kalbinden yaşamaya başlayacaksın. Kalpten yaşamanın verdiği mutluluk en büyük hazinelere sahip olmaktan bile daha değerli bana göre. Neden mi çünkü o senin için en iyiyi biliyor ve en iyiyi istiyor. Zihnin bunu bilemez. Zihnin sana daha iyi bir araba aldığında daha mutlu olacağını söyleyebilir ama gerçekte daha iyi bir araba almak seni daha mutlu biri yapmaz. Kalbin o dans kursuna gitmeni salık verir mesela. Kursa gözün takılır kalbinden gitmek için kuvvetli bir istek duyarsın ama zihnin der ki vaktin yok, daha çok çalışman lazım, o arabayı istiyorsan daha çok çalışacaksın. Seni ikna eder. Oysa belki de o kursa gitsen, belki çok ünlü bir dansçı olamayacaksın ama bir müzikalde yer alacaksın ve hayatının en paha biçilmez deneyimini yaşayacaksın. Ya da belki de çok ünlü bir dansçı olacaksın kim bilir, evrende her şey olasılık dahilindedir. Eğer bir şeyi kalbiniz istediyse bunun sizin için mutlaka ama mutlaka önemli bir anlamı vardır. Çünkü kalbin gizemli mistik bir bilgeliği vardır. O var olan her şeyle kâinatın özüyle bağlantıdadır. O sebeple kalbinin sesini yok sayma, kalbinin isteklerini yok sayma, kalbini yok sayma bak sana her saniye kendini hatırlatıyor. Ben buradayım bedensel yaşamın bana bağlı olduğu gibi, ruhsal yaşamın da bana bağlı hatırla demeye çalışıyor. Beni hatırla, kendini hatırla, var oluşunu hatırla, özünü hatırla çünkü senin özün benim. Ben senin bu dünyadaki en büyük destekçinim. Senin için şimdi burada şu anda atıyorum ve yaşamına yaşam katıyorum, mutluluğuna mutluluk katmakta benim elimde. Beni sadece dinle ve benimle birlikte at, benimle birlikte hisset, benimle birlikte yaşa. Birlikten kuvvet doğar, biz biriz hatırla ve kutla. Gerçek varoluşunu yaşa, özünü yaşa, kalbini yaşa ve kalbini aç sonsuzluğa.
Velhasılıkelam Evrensel bakış