Sadece Bir Anı

Zaman her şeyi silip süpürüyor sanki. Zamanında üzüldüğümüz, kendimizi heba ettiğimiz birçok hadise silik etkisiz bir anı olarak kalıyor hafızamızda sadece, üstü örtülü bir şekilde. Gözümüzde büyüttüğümüz onca olay, o anı yaşarken canımızı çok yaksa da, içinden çıkamayacakmışız hiç bitmeyecekmiş gibi gelse de, zamanla geçiyor ve bitiyor, bizim için önemini yitiriyor. O zaman ne sebeple kendimizi üzüp duruyoruz bir zaman sonra sadece silik bir anı olarak kalacak şeyler için. Niye yırtınıyoruz, dövünüyoruz, ona buna takıyoruz, zihnimiz gereksiz onca şeyle meşgul edip neden kendi kendimiz yoruyoruz. Beş sene sonrasını düşündüğümüzde hiç önemi kalmayacak bazı dertlerimizin. Sorun diye nitelendirdiğimiz şeylerin. Elbette hiç bir şeyi dert etmeyelim demiyorum. İnsan hayatta bazı şeyleri dert etmeli, kafayı da takmalı, mücadele de etmeli ama kendimizi çok yıpratmadan yapmalı bunları. Kendimizi ve sevdiklerimizi yormadan yapmalı. En büyük mesele bile aslında gerçek manada mesele değil. Çünkü her şeyin çözümü var bu hayatta. En azından mutlaka ve mutlaka bir yol vardır bizi o battığımız çukurdan çıkaracak. Aklıselim düşününce, meseleyi sakince irdeleyince mutlaka ve mutlaka yapılacak bir şeylerin olduğunu görebiliriz. Bunları aklımız kurcalayan gözümüzde büyüttüğümüz mevzular için söylüyorum. Belki çözümü olmayan mevzularda olabilir bu hayatta, sonuçta sonsuza kadar yaşamayacağız hiç birimiz bu dünyada, ötesini bilmiyorum belki de sonsuza kadar yaşayacağımız başka bir boyut vardır sonrasında ama onu henüz kimse bilmiyor ve konumuzda bu değil. O yüzden ölüm bile bir mesele değil aslında eğer doğru düzgün yaşadıysanız. Çünkü her şeyin bir karması var bu hayatta ve sonrasında da tabi ki. Ama en azından bu dünyada yaşadığımız kısıtlı zamanı kendimizi heba etmeden yaşayabiliriz. O zaman belki Nirvana’ya da erebiliriz. Çünkü ne varsa zihinde var. Zihnimizdeki düşünceler yaşamımızı zehir de edebilir, cennet bahçesine de çevirebilir. Zamanla eksilmeyen acı var mı? Yoksa acı, biz ona sadece gerekli anlamı yüklersek mi var zihnimizde. Çok kötü bir durum içindesiniz diyelim. O an size oradan hiç çıkış yok gibi geliyor. Ama inanın var. Ben böyle bir durum yaşadım geçmiş bir zamanda. Hiç bitmeyecek, hiç geçmeyecek ve o labirentten hiç çıkamayacağımı zannettim. Beş yıl sonra geriye dönüp baktığımda o an yaşadığım, başıma gelebilecek en kötü hadise diye nitelendirdiğim şey şimdi benim için bir anlam ifade etmiyor. O acıyı artık hissetmiyorum. İzi bile kalmadı. Oysa kendimi dünyanın en acı çeken insanı olduğuma inandırmıştım. Şimdi o anlar sadece hafızamda belli belirsiz bir anı sadece. Onları ben mi yaşadım, yaşamadım mı, neler oldu neden oldu hiç bir önemi kalmadı. Her şey bir gün sadece bir anıya dönüşüyor. Geçip gidiyor, yitiyor, bitiyor. O zaman güzel anılar biriktirmek lazım. Geriye dönüp baktığımızda tebessüm ettirecek türden. Gerçi ben bu yaşadığım kötü olaylara   da geri dönüp baktığımda tebessüm ediyorum. Vay be neleri aşmışım diyorum. Nelere göğüs germişim. Eğer amansız bir hastalığa yakalanmadıysanız her sorunun mutlaka ama mutlaka bir çözümü olduğunu hatırlayın. Sorunlarınızı büyütmek yerine küçültmeyi deneyin. Önemsizleştirin zaten sizin işin beş sene sonra hiç bir önemi kalmayacak. O halde neden bu anınızı zehredesiniz kendinize. Zaman çok değerli değil mi? Yaşam çok değerli değil mi? Sonsuza kadar yaşamayacağız bu dünyada. O zaman hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamayı bırakın. Bir gün ayrılacağız hepimiz bu dünyadan ya da kendi dünyamızdan. O yüzden yaşadığınız her anın kıymetini bilin. Bozmaya değil, yapmaya çalışın. Sorun değil çözüm üretin. Karşılaştığınız her insana saygı duyun. Herkesin yolculuğu biricik eşsiz ve değerli ve o insandan bir tane daha yok. Belki herkesi sevemeyiz ama herkese saygı duyabiliriz. Yaratılmış her canlı saygıyı hak eder. Yaratıcının bir bildiği var ki onu yarattı. Ve bir bildiği var ki o canlı bir şeye hizmet ediyor, iyi ya da kötü. Biz ondan daha iyi bilemeyiz. Dolayısıyla her canlının yaşam hakkına saygı göstermek zorundayız. Belki bu hakkı elde edebilmek için epey mücadele etti ve sonunda kazandı. O zaman yaşamak herkesin en doğal hakkı. Elbette istediği gibi yaşamakta herkesin en doğal hakkı. Farklılıklara saygı göstermek zorundayız. İki elimiz bile birbiriyle aynı değilken herkesin zihin yapısının ve düşünce tarzının aynı olmasını bekleyemeyiz. O zaman dünya sıkıcı bir yer olurdu ve gelişim dururdu. Farklılıklardır yaşamı renklendiren ve geliştiren. Bizi büyüten bir insanı anlayabilme kapasitemizdir. Tabi öncelikle kendimizi anlamalıyız bunun için. Kendini anlayamayan biri başkasını nasıl anlayabilir? Anlamak önemli mesele. Biz çoğu zaman anlamaya çalışmak yerine, kendi isteklerimizi dayatmaya çalışıyoruz sevdiklerimize. Çoğu zaman dinlemiyoruz bile çünkü bizim söyleyeceğimiz şeyler elbette daha önemli bize göre. Oysa oda nefes alıyor senin gibi bir düşün, oda düşünüyor, onunda hayalleri var, onunda istekleri var, oda yaşamak istiyor bu hayatı tıpkı senin yaşamak istediğin gibi. Neden anlamıyorsun, neden zora koşuyorsun, neden şart koşuyorsun; yanlış yapıyorsun, yapma. Anla, çok basit bir şey bu, sadece gerçekten anlamaya çalışarak dinle ve anla. Karşında apayrı bir dünya var, deneyimleri, yaşanmışlıkları, hüzünleri, sevinçleri, yanlışları, doğruları olan ayrı bir dünya tıpkı senin dünyan gibi. Anla ve yaşa kendini ve onu, başkasında kendini yaşamaktan vazgeç, başkası bir sen olamaz bunu kabul et. Anla ve yaşa hayatını. Anlayarak yaşa, paylaşarak yaşa, severek yaşa, saygı duyarak yaşa, cesurca yaşa, korkma sen sonsuza dek yaşayacaksın, bu dünyada kısıtlı bir süre kalsan da, sonrasında. O zaman dikkat et yaptıklarına, yaşattıklarına; yaşayacakların yaşattıklarının bir toplamı olacak hatırla. Hatırla ve yaşa, dürüstçe yaşa, dostça yaşa, özgürce yaşa, hakkaniyetli yaşa. Yaşa ki bil, yaşa ki gör kendini, sen nesin aslında. Yaşa ki yaz kitabını mutluluğun ve var oluşunun. Yaşa ki var ol, iyi ki var oldum de, dünyaya güzel bir nükte bırak. Yaşa ve yaşat. 

hakkında Banu ŞAHİN

Banu ŞAHİN

Ayrıca Kontrol Et

AZİZ SANCAR KARİYER FELSEFİ RİSK ANALİZİ

  Aziz Sancar, 8 Eylül 1946 tarihinde Türkiye’nin Mardin iline bağlı Savur ilçesinde doğmuştur. Çocukluğu …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir