Birinin ya da birilerinin ütopya dünyasını yaşıyoruz. Kim hayal etti bu dünyayı ve nasıl bu denli güçlendi de biz bu ütopyayı yaşıyoruz. Gerçek olamaz, olmamalı. Aslında değil. Herkes kendi dünyasında kavrulup, savrulabilir. Fakat gözle görüneni değiştirmek için, aksi bir dünyaya daha kalabalık inanmalıyız, hayal etmeliyiz, düşünmeliyiz. Bir güç oluşturmalıyız. Bizler kimin Ütopya Devletini yaşıyoruz?
Şehvetle yönetilen, yönlendirilen insan kitleleri. Reklamlar şeytani bir zekanın ürünü ve uyuyoruz. Güzellik algımızla oynuyorlar. Fikirlerimizin kölesiyiz ve fikirlerimizin çoğu bizlere ait değil. Bizden doğmadı, bizler doğurmadık. Sevgi kavramını tanımıyoruz bile. Aile kim, nedir, amacı ne? Aşk bedenden ibaret. Kimi, neden beğendiğimizi bile bilmeden balçıklarda debelenip duruyoruz. Bize ihtiyaç söylüyorlar, bizlerde ihtiyacımız zannediyoruz. “Moda “diye bir kavram var mesela, oyuncak gibi oynuyorlar bizimle. Barbie bebek gibi şekilden şekle giriyoruz. Barbie’de güzellik algımızla oynuyor. Sosyal medyada kimse kendi gibi değil. Zaten kendi gibi olana da yüz tane bahane buluyoruz. Çok okuyan kendini nimetten sayıyor, kaf dağında. Hiç okumayan her şeyi biliyor. Bir şekilciliktir gidiyor. Sevgiler şekil, ibadet şekil. İnançsız da şekil…
Saçını sakalını uzatan aydınlanmış. İki sure ezberleyen hoca. Fikri olan herkes yetkin. Ayaklar baş, başlar ayak. Mis gibi sistem. Herkes birbirini suçluyor. Kimse kendine bakmıyor. Dünya zaten tiyatro alanı. Yalan dünya, adı üstünde. Yalanın içine, içi fos sistem yaptılar bizler de akletmeden savrulup gidiyoruz. Uyananlar ben uyandım diye bağırmıyor, bağıramıyor. Çünkü herkes bağırıyor. Görsek herkes uyanık ama bakınca derin uyku. Bizimle oynuyorlar, bizimle oynuyorlar diyene de deli diyorlar. Sağcısı solcusu, dinlisi dinsizi herkes yobaz ama birbiri ile kavga etmekten seviyesiz seviyeleri göremez halde. Kim yönetiyor bizi? Kendimiz mi? Tanrı mı? Tanrının bizim saçma sapan yarışlarımızla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Bizi bizden seyredip halimize gülüyordur herhâlde.
Sahi, kimin bu ütopya?
Senin mi? Benim değil. Kötülükleri normalleştiren bu ibliscil akıl kimin? Sağduyulu insanların eriyip gittiği bu dünyada ölmek nimet gibi. Mücadeleye geldiğini bilenler ne yapsın? Onlar daha fena. Yaşıyormuş gibi yapıyorlar. Dönelim birilerinin hayallerinin yönetimine; hayvanlar sömürülüyor. Kadınlar asırlar önce erkil iken şimdilerde köle. Erkeler kendi saf misyonunu unuttu, aslında bilmiyor bile. Herhalde zevk ve sefaya daldılar ya da hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Bir güçlü ve güçsüz var, güçlüler güçsüzü eziyor da eziyor. Vicdan yok zaten onu sisteme ayak uydurmaya karar verdiğin an kapatıyorsun. Duyarsan sistem seni de yer. Bir zamanlar çalışan bir şeyler elde ediyordu, artık oda yok😊 Yavaş yavaş, kaynata kaynata, hissettirmeden devşiriyorlar bizi. Asimile ediliyoruz. Yozlaşıyoruz. Sosyal çürümenin dibini görsek de kendimizi erdemli zannedecek hale kadar getirecekler. Mesela, zorbalık delikanlılık gibi gösteriliyor. Birden fazla kadınla ise, ERRRKEK. En erkek o. Kadın teşhir ettikçe cesur ya da kapandıkça namus timsali. Kim karar veriyor bunlara. Biz toplanıp bu frekansta, bu bilinçte yaşayacağız mı dedik? Ben hatırlamıyorum. Bizleri düşünemez hale getirdiler. Bence bizim de işimize geldi. Düşünmek zor iş. Kendi kendine kalmak mecburiyeti doğuruyor. E kendi ile barışamayan da kendiyle kalıp ne diye düşünsün, hem ne hacet? Düşünenleri takip etmek daha kolay. Nevi şahsına münhasır olmak diye bir olgu var idi. Ne oldu o? Kendin olma, özgün olma… Şimdilerde kendin olma, özgün olma da laçkalaştı. Birey olmak bencil olmak oldu. Kendini düşündüğün sürece bireysin. Kendin olmakta yolda bağırmak zıplamak sanki. Her şeyi nasıl bu denli boşalttık. İçi boşaldı her halin. Durun artık diye bağırasım geliyor çoğu vakit.
Kimse harika değil, olamazda. Amacımız dört dörtlük olmak değil, olmamalı da. Ancak bu sisteme ayak uydurmak zorunda değiliz. Evet şartlar bizi sürükleyecek. En azından kendi içimizde, önce içimizde bu kalıplardan sıyrılmamız lazım. Biz dünya değiliz. Dünya biz olduğumuz için var. Ben varsam bu dünya var, ben yoksam yok. O halde bazı şeylerle bizde oynayabiliriz demektir. Barbie bebek ya da Ken olmak istemeyen insanlar olduğunu biliyorum. Hadi kara koyunlar iyi şeyler düşünmeye çalışalım. Zor olacak ama neden olmasın!
Velhasılıkelam Evrensel bakış