HER DİLDE TEŞEKKÜR EDERİM

Bir şeyin ”iyi” olması, şu an ne düşündüğümüzle alakalıdır.

 

Bir şeyin gerçekten ”iyi” olması ise, şu anda ne hissettiğimizle alakalıdır.

 

Şu an Tanrı’nın ne yaptığını düşünmemiz ise, o anda yaptığımız şeyle doğru orantılıdır.

 

Bu hayat bize tanrının hediyesi, onunla ne yaptığımız ise bizim ona hediyemizdir…

 

Kapat gözlerini… Önce oku ve sonra hemen kapat… Şimdi evet evet şimdi. Düşün ki, bu topraklarda yaşamış, bu coğrafyanın bilgeliğini almış bir soydan geliyorsun. Düşün ki, dünyaya gelirken tesadüf ötesi bir gerçeklikte, varoldun… Bil ki tesadüfen gitmek durumunda da değilsin… Tesadüfler, yaratımın gerçeğinin kendini gizleme şeklidir. Bilim, mucizelerin ve tesadüflerin insan algısına indirgenip, çözülmüş halidir. Henüz açıklanamayan gerçekler, yoluna mucize olarak devam etmektedir.

Bilimsel olarak kanıtlanmış, somutlaşmış dünya gerçekleri, evrenin varlığı içerisinde, nerede yer alacağını öğrenmeye başladığımız zaman anlam kazanır.

“Patatesin sebze olduğunu henüz bildiğimiz ve sonrasında yemek yapmakta kullanabildiğini öğrenmemiz gibi. İlk defa, düşün…”

Ve şimdi düşünki, evrensel birliktelik içerisinde, eşsiz bir insansın… Evren tarafından yaratılan ortak sevgiden, eşit payını almakta ve toprağının geçmişi tarafından da korunmaktasın… Seviliyorsun ve güvendesin.

Hayatta her şeyin iyi ya da kötü olmadığını bilmeli, ancak kendi yolunda olduğunu hatırlamalısın. Sonsuz olasılıklar arasından yaptığın tercihlerle yaşıyorsun. Ve bu tercih sana, seni kazandırıyor…

Her ne seçim yaparsan yap, yaşadıklarından öğrendiklerin tecrübelerin, yaşadıklarından hissettiklerin de kazandıkların. İyisi kötüsü, doğrusu yanlışı yok bu hayatın… Gerçek neyse, yaşadığımız odur. Dürüstlüğün hamuru da budur…

Bu oyun daima ileri… Bu oyunun kaybedeni yok. Senin mutluluğun, üzüntün beni, bütünü, birlik içerisinde yaratıldığımız herkesi ve her şeyi etkiliyor… Benim yaşadıklarım da öyle… Böylesi bir ”yaşama teması” içerisinde, nefesle, sevgiyle, akılla, aşkla, toprakla ve değerlerimizle bağlıyız birbirimize…

Ve hatırla ki bu topraklarda, bu suyla, bu birliktelikle, nice destanlar yazıldı… Nice şarkılar söylendi, maçlar kazanıldı… Felaketlerde birlikte ağlandı, yarışmalarda birlikte heyecenlanıldı…

 

Senin amcan benim, hep gittiğim o marketteki güler yüzlü, babacan amcaydı. Benim annem senin öğretmenin… Dayım, babanın en yakın arkadaşı… Deden, dedemin silah arkadaşı… Anneannem doğurttu belki de teyzeni. Sana ismini verdikleri, o babanın eski aşkı var ya belki de benim halamdı…

 

Şimdi maneviyatımızdan gelen yüksek değerlerin, dürüstlüğün, cömertliğin, dayanışmanın yarattığı birlik bilincinde, yeniden birbirimize ateş, su, toprak ve hatta nefes olduğumuzu yeniden hatırlatmak üzere buradayız… Ve yeniden bir’likte… Her insanın içinde eşsiz bir mucize taşımasının güzelliğiyle.

 

Bugün pazarda seslendi bir kadın. Seçim duyurusu yapanlara… “İyi olan kazansın””… Ve sonrasında ekledi… “Gerçi pek kalmadı da.”

Yüzümde onun ışığını görmenin yarattığı gülümsemeyle…

“Biz varız, hepimiz burdayız… Burada iyi çok da, televizyonda pek yok.” derken buldum kendimi…

Emine’ymiş adı… Annemin ilk ismi olmasından sebep ki bilerek koymuşlar bence, cesur, güzel kadın demek Emine… Benim ismimi de canım dayım koymuş… Pek keyiflenir anlatırken, sanki ilk günmüş gibi. Onun heyecanı da bana geçer. Funda da bir çiçek, pembe bir çiçek…

Sözüm ona, Emine benim omzuna dokudu, ben onun omzuna dokundum… Sohbet ettik öylece…

 

Vedalaşmadık bile… ikimizde biliyorduk, yeniden bir olacağımız gün ellerimizin, kalplerimin yeniden buluşacağını… Öyle bir rahatlık işte bu… Ana’dolunun hayatıma kattığı “sıcak ailem“…

 

Okulda, otobüste, markette, sosyal medyada, konserde, festivalde… Seni tanıdığım için çok mutluyum… Konuşmadan hem de… Sessizce…

 

Yazmak; kendine anlatmak, paylaşmak ise bir başkasına anlatmak değil midir?

 

Varlığım, sessiz dualarım, gülümseyen gözlerim, yazan ellerim, seven kalbim, yaratan aklım ve akan ömrümce yanındayım… Gerektiğinde arkandayım…

Ne zaman konuşmak istersen bu satırlardayım… Her defasında bu yazıdayım… Ve sana fısıldıyorum. “sadece gülümse…”

 

Hepimizi evrenin “ilk” günkü sevgisiyle kucaklıyorum…

 

 

Her dilde, teşekkür ederim

 

Anadolu Kalbi’nin Uyanışı

 

 

PeriFunYoga

Funda TUNÇ

hakkında Funda TUNÇ

Funda TUNÇ
Bildiğiniz üzere, ben bir yazarım. Bana yazarım, bize yazarım, ona yazarım, kışa yazarım, yaza yazarım... Aklıma yazarım, mutluluğa yazarım. Derine yazarım, şerefine yazarım. Sonsuzluğa yazarım, sevgiye yazarım. Beyaza yazarım, renklere yazarım... Nefese yazarım, suya yazarım... Dudaklara yazarım, öpücüğe yazarım. Neşeye yazarım, ışığa yazarım... Sağlıga yazarım, toprağa yazarım. Derde yazarım, dermana yazarım. Sessizliğe yazarım, kar tanelerine yazarım... Dünya'ya yazarım... ANAdolu'ya yazarım. Sana yazarım, gözlerine yazarım. Bir'e yazarım, bütüne yazarım... Öle yazarım ölmem de Aşk'a yazarım... PeriFunYoga

Ayrıca Kontrol Et

Bilge Yazarlar Ankara Projesi Ekibi İftar Yemeğinde Buluştu

Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir