LA TÂHZEN

Felaket tellallığı yapmaya aracı olmanın,  endişelenmenin, üzülmenin, korku ve öfkenin oturduğumuz yerden, bilgisayar başından yaymanın,  yaratıldığımız bütüne katkısı olmadığı gibi, bizi de hem düşüncede hem enerjide aşağı çekerek, yapabileceklerimiz altında bir eylemde kalmamızı ve bütünün iyiliğinde olan yerimizi görmemizi engelliyor…

Sosyal medyada ve ailemizle, dostlarımızla paylaştığımız resimler, fotoğraflar ve videolar, alıntılar, neyi istersek onu çoğaltmamıza neden oluyor. Bütüne hizmet etmeyen bir düşünce kalıbını, fotoğrafı, yanlış olanı işaret etmek için paylaşıyor olsak bile, kendini göstermesine neden oluyor. Akıllarda yer kaplıyor.  Bu durumun adı bence kötülemek yerine, içinde bulunduğumuz akıl çağında, ”iyi”lemek olmalı…

 

Gecenin karanlığının farkındalığı, gündüzün aydınlığının ferahlığı hayatın gerçeğini olduğu gibi görme gücümüzdür. Hayatın karanlığını anlamaya başladığımızda, yoğunlaşan duygunun, yani korkunun ötesine geçtiğimizde, duygu durumumuzu, dünyanın gerçek yörüngesine oturtmuş oluruz. Siyah, beyaz iyi kötü, karanlık aydınlık ikileminden çıkış yolu ise, korkularımıza neden olan hayatın gerçeklerini olduğu gibi kabul etmekle başlar. Gün içerisinde yapılan, nefes egzersizleri, kalp ritmini canlandıran spor aktiviteleri, bedenle aracılığıyla dünyayla bağ kurmak üzere yapılan yoga hareketleri, negatif süreci kolaylıkla atlatmamız, korku ataklarına dönüşmeden, sakinlikle üstesinden gelebilmemize yardımcı olur. Hatırlamamız gereken, hayata bir nefesle geldiğimizdir. Hayat, dünyaya gelirken aldığımız, dünyadan giderken verdiğimiz iki nefes arasında geçirdiğimiz bir yolculuktur. İşte bu yüzden, bu sonsuz yolculuğumuzun dönüştüğü nokta, Hak’kın rahmetine kavuşmak olarak dile getirilir.

Bu topraklarda, tesadüf ötesinde doğmuş olmanın bilinciyle, memleket gerçeği, tarihimizin yüceliği, maddi ve manevi yardımlarla birbirimize destek olmak için, daha zinde, daha da olumlu bir düşünce sistemiyle, pozitif enerjinin yaratım gücüyle bir’lik ol’ma zamanı…

Nefesimizle bize verilen enerjiyi, başımıza gelen olayları ve başkalarını düşüncelerini değiştirme veya kontrol etme çabası yerine, birbirimizin hayatına dokunabileceğimiz, güzelleştirebileceğimiz bu zor günlerde, hayata sunacağımız temiz, kaygısız, güçlü ve sevgiyle yüceltilmiş, varlığımızla kutsanmış bir soruyla…

Aklımla, bedenimle, gücüm ve enerjimle… Ben bu durumda ne yapabilirim?”

Bugüne kadar toprak anadan yediğimiz, suyundan doya doya içtiğimiz, mavisinden yeşilinden kendimize hayat biçtiğimiz bu güzelim topraklara vefa borcumuzu ödeme şansımızla…

Evim evin, kapım kapın, ekmeğim ekmeğin, dostluğum dostluğum, sevgimiz sonsuzluğumuz olsun…

Yeryüzünden gökyüzüne şarkılarımız, türkülerimiz dualarımız, halaylarımız ve gönlümüzde olanı paylaşmanın yüceliği hepimizle olsun.

Dileğim, olmayanın olması, görmeyenin görmesi, sevmeyenin sevmesi, sevilmeyenin sevilmesi olsun.

Ve illa ki Aşk Olsun.

Anadolu Kalbi’nin Uyanışı

PeriFunYoga

hakkında Funda TUNÇ

Funda TUNÇ
Bildiğiniz üzere, ben bir yazarım. Bana yazarım, bize yazarım, ona yazarım, kışa yazarım, yaza yazarım... Aklıma yazarım, mutluluğa yazarım. Derine yazarım, şerefine yazarım. Sonsuzluğa yazarım, sevgiye yazarım. Beyaza yazarım, renklere yazarım... Nefese yazarım, suya yazarım... Dudaklara yazarım, öpücüğe yazarım. Neşeye yazarım, ışığa yazarım... Sağlıga yazarım, toprağa yazarım. Derde yazarım, dermana yazarım. Sessizliğe yazarım, kar tanelerine yazarım... Dünya'ya yazarım... ANAdolu'ya yazarım. Sana yazarım, gözlerine yazarım. Bir'e yazarım, bütüne yazarım... Öle yazarım ölmem de Aşk'a yazarım... PeriFunYoga

Ayrıca Kontrol Et

BİR DİLEK

…şimdi   Yalnızlığın ötesi, mutluluğun neşesine sebep yaşanmışlıklar, dostluklar… Birlikte yapılan kahvaltılar… Hal hatır sormanın …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir