
Zamanın birinde, hani develerin tellal pirelerin berber olduğu, biz henüz doğmamışken annemizin beşiğini tingir mingir sallar iken, ülkenin padişahı hakkın rahmetine kavuşmuş. O ülkede öyle bildiğimiz gibi, padişahlık babadan oğula geçmezmiş.
Efsunlu bir güvercin varmış, halk sarayın etrafında toplanır,güvercini saraydan ucururlar, güvercin kimin kafasına konarsa padişah o seçilirmiş.
Ehh bizim pire tellallar halka haberi duyurmuslar, yarın sarayın etrafında toplanılacak, yeni padişahımız seçilecek, diye. Halkta bir heyecan bir telaş, acep güvercin kimin kafasına konacak diye. Herkes kendi kafasına konsun diye dualara adaklara tutuşmuş. Köyün birinde kendi halinde bir ağa, onunda yanında yılların hizmetkarı keloğlan yaşarmış.
Tellalın okuduğu fermanı onlarda duymuş. Ağa heyecanlanmis, yanındaki keloğlana dönüp, yahu keloğlan istermisin güvercin benim kafama konsun, yeni padişahıniz ben olayım, inşallah ağam demiş keloğlan.
Ahh keloğlan, ben padişah secileyim, bu halkı öyle güzel yonetirim öyle iyi yonetirim ki, ömürden ömür isterler, kimse ölmek istemez, analarından yeni doğmuş gibi mutlu bir hayat yaşatırım.
İnşallah ağam demiş keloğlan.
Ağa, bu defa keloğlana” hoşş, olmaz amaaa, eğer olurda güvercin senin kafana konarsa, sen nasıl yonetirsin halkı, diye sormuş gülerek.
Keloğlan, dediğin gibi ağam benim gibi kel birinin kafasına konmazda o güvercin, eğer yanılıp konacak olursa, bu halkı öyle perişan ederim öyle perişan ederimki, analarindan doğduğuna pişman ederim, ne yiyecek ekmek bulurlar ne yakacak odun, öyle fakirlestiririm, nefes aldırmam.
Ağa kaşlarını çatıp, bre ne istersin halktan keloğlan, Allah bizi korusun senden,demis.
Sabahın ilk ışıklarıyla halk sarayın etrafında toplanmış. Bizim ağayla, ağanın atının yularini çeken keloğlanda gelip karışmış kalabalığa. Zamanı gelmiş törenle güvercini salmışlar kafesten. Güvercin halkın tepesinde süzülüyor, halk heyecanla kimin kafasına konacak diye neredeyse nefes almadan bekliyormuş. Masal bu ya, güvercin onca kalabalığı yarıp gitmiş keloğlanin kafasına konmuş. Birden bir uğultu bir gürültü patırtı. Başta ağa olmak üzere herkes şaşkın ve öfkeli. Her ağızdan bir ses, olmaz, bir yanaşma keloğlan başımıza padişah olamaz diye sesler ayyuka çıkmış. Saraydan görevli biri, beni dinleyin ey halkım, güvercin kalabalıktan ürkmüş olacak, elbette bunu kabul edemeyiz. Yarın yine aynı şekilde toplanıp, yeniden salariz güvercini diye kararı bildirmiş ve halk söylene söylene evlerine dağılmış.
Ertesi gün, güneş henüz doğmadan halk sarayın etrafına toplanmış, yine ağa ve keloğlan kalabalığın arasında. Yine meraklı gözler arasından güvercin saliverilmis kafesten. Allah’ın hikmetine bakın, güvercin yine süzülüp gelip keloğlanin başına konmuş. Halk bu defa daha tepkili daha sinirli, agaya catmislar. Olamaz böyle birsey, bir yanaşma bizim padişahımız olamaz diye bagirmislar. Yine aynı sarayın görevlisi, yarın keloğlan katılmamak üzere sonuncu kez seçim yapılacak, bugünkü de sayılmaz diye, fetva verince halk çaresiz dağılmış.
Ertesi sabah ağa keloglani ahıra kapatmış ve, biliyorsun keloğlan halk senin padişah olmanı istemiyor (ki en çokta kendi istemiyor,koca ağa dururken padişahlık bir hizmetliyemi kaldı) mecburum seni buraya kapatmaya, demiş. Keloğlan kaderine razı, canın sağ olsun ağam, kaderde ne varsa onu yaşarız, demiş.
Nihayet halk, keloğlan gelmediği için gayet rahat güvercinin salinmasini beklemiş. Güvercin kafesten çıkar çıkmaz halkın tepesinde süzülmüş süzülmüş, hiç kimselerin kafasına konmamış. Birden yönünü değiştirip uçmaya başlamış. Halk da onu takibe. Keloğlanin kapatıldığı ahırın çatısının üzerine konmuş. Sarayın görevlisi bakmış olacak gibi değil, halka seslenmiş “her ne kadar istemesek de bu padişahlık keloğlanin hakkıdır. Yıllardır süregelen geleneğimize karşı gelemeyiz, çıkarın ahırdan keloglani ve selamlayin, yeni padişahımız odur.
Ertesi gün büyük törenle keloğlan padişah olarak tahta oturur. İlk işi halkın iki olan neyi varsa birini elinden alınması için emir verir, karşı çıkanın tüm malına el koyar, olmadı biri laf ettimi zindana atar. O yılki ürünleri sarayın ambarlarina doldurtur, tarla sahiplerine sadece birer çuval tahıl verir, idareli olmalarını ferman buyurur. Dinlemeyenin, şikayete gelenin kellesini vurdurur. Bir yıl geçmeden halk öyle perişan öyle fakir olur ki, ne yapacaklarını nereye gideceklerini bilemez.
Bir zaman sonra ferman buyurur kel padişah, bundan sonra ölenler soba bacasından boyunlarına halat geçirip cikartilacak, der.
Halk perişan halk öfkeli lakin ellerinden birsey gelmiyor,. Biliyorlarki şikayete gidenin ya kellesi gidiyor ya zindanı boyluyor. Bir hal çaresi düşünürken keloğlanin yanında çalıştığı ağası akıllarına gelir. “Onca emeğin geçti, belki seni dinler aman bi çare bize. Her emrini kabul ettik ama bu son fermanı nedir, bıraksın ölülerimizi de dini vecibelerimize göre gömelim, bi gidip konuşsan, derler.
Ağa korkarak, kendi de perişan olduğu icin biraz da, gider saraya padişahın huzuruna çıkar.
Oo ağam hoş geldin, buyur bir isteginmi var diyerek saygıyla karşılar kel padişah ağasını.
Ağa çekinerek, ömrüne duacıyız padişahım, halk gönderdi beni buraya, ölüleri için dini vazifelerini yapamamaktan muteessirler. Devletli padişahımız bundan vaz geçse diye dileklerini iletirler benimle.
Kel padişah tahtından inerek ağasının yanına gelir, “senin çok ekmeğini yedim, Allah için bir kötülüğünü de görmedim, o nedenledir kelleni bağışlıyorum senin ağam. Hatirlarmisin, hani padişah secilecekken, sen bana sormuştun, olmaz ya, olduki güvercin senin kafana konarsa, padişah olunca nasıl yonetirsin halkı. Ben de dedim, analarindan doğduğuna pişman ederim. Oysa sen padişah olaydın onları analarindan yeni doğmuş gibi mutlu yapacaktın. Peki, Allah ikimizin söylediğini duydu da ne diye güvercinin benim başıma konmasina izin verdi, hiç düşündünmü? Halka seni layık görseydi, kimin haddineydi benim gibi bir garibi padişah seçmek.
Halk, din diye hurafelere daldı, haklı haksız, helal haram gözetmeksizin birbirinin gözünü oyar oldu, ahlak edep elden gitti, herkes herkese düşmanlık eder oldu. Şimdi canını bağışlıyorum, git o halka söyle, ne zaman dürüst, ne zaman helalinden çalışıp kazanan, ne zaman kardeş kardeşi gözetir birlik olur, işte o gün eski güzel günlerine döndürürüm onları. Yoksa daha yaptıklarım yapacaklarimin yanında şükürlük kalır. ”
Ağa kellesi vurulmadigi için mutlu, kel padişaha hak vererek saraydan ayrılır.
Eee nasılız bakalım, halimiz keyfimiz yerindemi 🤔🙃
Şenay T. E. K
Dost selamlarımla!
Velhasılıkelam Evrensel bakış