
Yaz hızını almış güz kokusu başlarken,
Yavaşça dönerek sararan renklerin,
Temiz hava, taze rüzgar yayıldı etrafta,
Buğulu damlasından süzülür yağmur.
Bir mahsun göğe bakar gibi…
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa,
Suskun bir Eylül’ün izlerini çizdiği zaman,
Düşlerimi sırtlamışım benliğim,
Dalından kopan yaprakların,
Unutmaya attığım adımların,
Terkedilişler kadar hüzünlü aydır Eylül…
Duvarımda asılı fotoğrafının,
Yıkılıyor yılların geçtiği yokluğunla,
Gamlı, yıkık Eylül ortasında,
Ve çıplak ayakların izi kalır.
Sararan yüreğimde yazılı adın,
Ve ben Eylül’de…
Bir hüzün gibi akarım,
İçimde nehir yatağının boşluğu,
Yanık göğsüme saplanmış acı,
Bir genç ölüm gibi…
Ben Eylü’lü onun için anarım.
Kıyısında yürüdüğüm zamanın,
Gözlerime asılı bıraktığın özlem,
Ellerimin ıssız çorak kuruluğu,
Ruhumu kanatarak uyandırır beni.
Bundandır gözlerimin durgunluğu.
Dallarından dökülen yaprakların,
Rengi solmuştu mevsiminin,
Dedim ya…
Ben her Eylül gidenim için ağlarım.
Dilek Avcıoğlu.
Not: Buralarda seni özleyen bir annen var yavrum. Kalıyorum gün geçtikçe sensiz ve sessiz, Hançer gibi saplanıyor yokluğun bak yine sensiz bir yıl daha geçti. Güzel kalplim güzel yüzlüm seni çok seviyorum çok özlüyorum. Nurlar içinde uyu oğluşum benim…😢😢
Velhasılıkelam Evrensel bakış