HAM MADDEMİZ İNSAN

Kendine dürüst olamayan ve korkak insanların ülkesi olduk. Çapkın muhafazakarların ikiyüzlülüğü bir yanda, laiklik diye bağırıp, din ve vicdan hürriyetine saygı duymayanlar bir yanda, namus bekçisi olup, en namussuz işleri yapanlar bir yanda, vatan millet diye bağırıp, mallarını mülklerini yabancılara satanlar bir yanda, din elden gidiyor diye ortalığı ayağa kaldırıp, arap özentisi yeni din icat edenler yanda. Medeni olacağım diye, kendi kültürünü hiçe sayanlar bir yanda. İddia ettikleri gibi yaşasalar gam yemeyeceğim. Boğuluyoruz… Çünkü bu ikiyüzlülük…  Yaptıklarımızı bırakın, yapmayı düşündüğümüz negatif eylemlerin bile bedeli var. Sözde Müslüman ülkenin, sözde Müslümanları bunu unutuyor ya da cenneti de satın aldılar. Neden olmasın ki! Nede olsa, demagogların en verim aldığı ülkelerden biriyiz ve yalan yanlış bilgilerle, cennetinde para ile alınabileceği üzerine bir fetva çıkarılır.

Değişmiyoruz, değişseydik gelişebilme ihtimalimiz olurdu. Başkalaşıyoruz. Gelişmek aynı ham maddenin daha üst sürümünü elde edebilmeye denir. Bizler başkalaşarak, aynaya bakamayacak hale gelmeye başladık. Ham maddemiz insanlıktır. Hayvan düşünemez, okuyamaz, akıl yürütemez. Fakat biz de bugünün Türkiye’sinde bunu yapmıyoruz. Ne farkımız var. İyi ile kötü savaşının içinde miyiz bilinmez ama artık farklılıklarımızı bir kenara bırakarak insan olma vaktimiz geldi. İns-an, yani yaratanını anan, insan. Ben din üzerine konuşabilecek yetkinlikte değilim. Kimin neye inandığı ise kimseyi ilgilendirmez. Fakat gerçekten inanıyorsak önce insan olalım, analım. Anmak, her an bu dünya da misafir olduğumuzu bilerek, yaptığımız eylemlerle aldığımız nefese layık olabilmeye çalışmaktır. Nedir benim yaratılış gayem diye, kendimize sorup, iyi bir gaye üzere mücadele etmektir. Kimse kimseyi değiştiremez ama sevgi her şeyi geliştirir. Burada sevgi kelebeği olmaktan bahsetmiyorum, temel duygumuzun başkalaşmasına izin vermemek adına,  sevmenin gücünden faydalanalım diyorum. Büyük büyük ailelerin ekonomik yada daha ütopik çıkarları uğruna, ortalığı karıştırmak için kendini ortaya atan piyonlara uymayalım.

Bir toplumun temel direği dildir, kültürdür. Kadim bir Türk kültüründen bahsediyoruz, asıl dilimiz Türkçe olmasına rağmen, ülkede nerelerde hangi diller kullanılıyor herkes görüyor diye umuyorum. Türk kültüründe, eziyet yoktur, işkence yoktur, kadına şiddet yoktur, çocuğa zulüm yoktur. Evet savaşçı bir millettir ama millettir, bakın bu çok önemli. Toplama bir ülke değiliz. Biz yedi bin yıllık bir milletin evlatlarıyız. Fakat bize milliyetçi olmayı faşizm olarak öğreten bilinçlere uymak, bu millete atılabilecek en büyük kazıklardandır. Bize kimse milliyetçiliği öğretmesin. Bize kimse arap kültürünü din diye yutturmasın, bize kimse medeniyet maskesi takmış insanları örnek almamızı söylemesin artık! İzin vermeyelim!

Medeniyet maskesi takmış canavarlar, der Oğuz Kaan… Medeniyet maskesi takarak, toplumları işgal eden terör devletlerini değil, devlet kurup, yıkılma adı altında küçülen ve tekrar varlığına devam eden, büyüme adı altında yayılan ve genişleyen Türkleri örnek alalım. Kıymetini bilelim. Asimile ediliyoruz. Biz herkesin evinde olamayacak bir yemek yediğimiz de  “ ayıptır söylemesi “diye cümleye başlayan insanlarız. Hangi ara bu hale geldik. Şimdi, yediğimiz içtiğimiz sosyal medyamızda. Bu ve benzeri o kadar örnek var ki. Kimi diyor ki, imansızlıktan, kimi diyor özümüzü unuttuk. Hayır biz insan olmayı beceremedik, bu nedenle inançlı ama insanımsı canlılar oluştu. Milliyetçi ama faşist, kaba insanımsılar oluştu. Bazı insanlarda arada kaldı. Yani özetle, boğuluyoruz ama yüzmeyi öğrenmek yerine çırpınıyoruz. Dünya cehennem, kendini bozmayanlar ise o ateşte yüzebilenler olacak.

 “Aldanma insanların samimiyetine! Menfaatleri gelir her şeyden önce, Vaad etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde. “ Mehmet Akif Ersoy.

hakkında Umay TATAR

Umay TATAR
Türk - Tevhid Türk ; Türe, Töre, Türük, Türemek, yaratılan gibi köken anlamları varken, Tevhit, birlemek, bir etmek demek. Kesretle Vahdetin birleşimi ya da devinimli olarak, her daim var oluşu gibi... Yaratılan mahlukatın, insan olup (adam-adem) çoğalması, yayılması. Bu hiçbir kitapta yazmıyor, bir kitapta yazdığını görmedim henüz :) Bu hal ancak İnsan olmaktan geçiyor ki , yazılı kuralları yok . Yani bazı şeyler okuyarak değil, yaşanarak, deneyimlenerek öğreniliyor. Deneyimlemekten korkmak ise, orada hala, ikisinden birini tercih eden bir ben( kabuk ego) olması demek. Biri olmayıp, hepsi olmak için hiç, hiç olmak için ise, yaşama (hayata, akışa) teslim olmak gerekir . Akılda, bu yolda, daha önceki deneyimleri süzerek yolu genişletir. Eğer tek akla (Yaratana) biat varsa... Yani yaratılan önce teslim olur , sonra yolunda yollanır, sonra yolda yok olur, kendi de, sonra yol olur, sonra hem yol olur hem yolcu, en sonunda aslında hiçbir şey olmadığını bilen, büyük bir var oluşla var olur. Yoktur varlığı ile, vardır yokluğu ile. Artık hepsi birdir nede olsa...

Ayrıca Kontrol Et

ZEKİYE KAYGUSUZ VARSA, ENGEL YOK

1974 yılında Edirne Ipsala ilçesinde dunyaya geldim. Ilkogretimimi tamamladıktan sonra ortaokul lise ve üniversite egitimimi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir