HER MASALA İNANANLAR VE ÜÇ TÜR YANLIŞ BİLGİ

HER MASALA İNANANLAR VE ÜÇ TÜR YANLIŞ BİLGİ
HATİCE FAHRUNNİSA KAYKI

Geniş ve hızlı bir şekilde yayılan şey nedir?
Herhalde aklımıza ilk gelen COVİT olacaktır. Böyle düşünmekte de haklısınız fakat kastettiğim sandığımızdan daha ölümcül. Hatta COVİT-19 dan bile.
Bu kadar hızlı biçimde ve geniş kitlelere yayılan şey ise YANLIŞ BİLGİ ne yazık ki.
Muhakkak hatırlarsınız 2002 yılının sonlarına doğru Hong Kong’da SARS salgını BAŞLAMIŞTI. Kısa sürede 40’a yakın ülkeye yayıldı ve binlerce vaka görüldü. Halk sağlığını tehdit eden salgını kontrol etmeyi ve kontrol altına almayı güçleştiren neydi biliyor musunuz?
Yanlış bilgi. Yani “infodemi
Günümüzde ise tüm dikkatler Covid-19 da. Hakkında her şeyi öğrenmeye, anlamaya ve korunmaya çalışıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü de yeni salgın türünün artık infodemi olduğunu açıkladı.
Artık korunmayı öğrenmiş olsak da, bir salgına daha yakalandık ya da yakalanmış olduğumuz bu salgının yeni farkına vardık.
Şimdi gelin bir tanım daha yapalım.
Bilgi kirliliği; toplumları olumsuz etkilemek, ruh sağlığını bozmak, toplumsal karışıklık, korku ve telaş yaratmak, toplumsal bağışıklığımızı, direncimizi, güvenimizi ya da karşı koyuşumuzu ortadan kaldırarak, ruh ve beden sağlığını bozmayı amaçlayan bir salgın biçimidir.
Bu salgın, sadece virüslerle yapılan savaşı değil her türlü karşı duruşu olumsuz etkiler. Nitekim yıllarca hepimizin hayatını her konuda etkiledi de.
Avrupa Konseyi, “2017 Bilgi Bozukluğu: Araştırma ve Politika Oluşturma için Disiplinlerarası Bir Çerçeveye Doğru” başlıklı bir makale yayımlamış. Konu hakkındaki ilgimden dolayı ciddiye almıştım. Sizlerle de paylaşmak isterim.
Bilgi bozukluğu” ise tıpkı “infodemi” gibi. Fakat daha farklı olarak üç katagoride ele alınmış.
İlki, “Dezenformasyon.”
Hem yanlış hem de kötü niyetle birlikte zarar verme amacı güden bilgi. Şöyle de diyebiliriz belki, yönlendirme amacı güdülen yanlış bilgi.
Yapılan propagandaları hatırlıyorsunuzdur.
Toplumda ileri gelen din âlimlerimizin (?) vaazları ile dinden, onu yaşamaktan korkup uzaklaşan insanlar…
Kur’ân okumaktan bu propaganda nedeniyle vazgeçenler…
Maruz kaldıkları bu yoğun yanlış yönlendirmenin sonucu olarak Allah’ın kendisine gönderdiği kitabı anlayamayacağını düşünenleri anımsadınız mı?
Koyun gibi birilerinin etrafında toplanarak arkasından sıratı geçtiğini sanan aldatılmış insanları da unutmamalı tabi.
Her gece sosyal medya hesaplarımda onlarca canlı yayın görüyorum.
Bir doğruya bin yalan katılmış efsanevi hakikatler (?)
Üstelik kendi asılsız yargılarını doğru kabul edip inanç haline getiren bu kişiler birbirlerini susturmaca, köşe kapmaca, saklambaç gibi çocukluk yıllarımızın oyunlarını oynadıklarından utanmadan…
Her gün daha fazla bilgi kirliliği içinde yaşadığımızın ne zaman farkına varacağız bilmiyorum.
Üstelik bilenler susuyorken, bilmeyenler avazı çıktığı kadar bağırıyorken.
Birisi adamakıllı bir şey yazıp, “Aklınızı kullanın, bakın Kur’ân böyle dedi” diyor. Kendini bilmezin biri de çıkmış cevaben “Teknik çalışma gerek, akılla olacak iş değil, siz Kur’an’ı anlayamazsınız” diyor.
İşi bilen hiç kimse de ağzını açıp bunlara iki kelam etmiyor.
Neden?
Abimiz ünlü bir hoca çünkü…
Kur’an’daki “Akletmez misiniz ?” mealindeki âyetlerin sayısını biliyor musun diye sormak isterdim kendisine ama çok iyi bildiğinden hiç kuşkum yok.
Kur’an’ı anlamak için âlim olmak gerekmiyorsa da yanlış anlatmak için kesinlikle bu lazım.
Ne yazık ki yeni neslin yanlış yetişmelerine uzaktan da olsa negatif bir katkıda bulunuyorlar.
Vebâli ne olacak bu işin? Kimse de mi sormuyor. Üzülmek çare değil ne yazık ki.
İkinci bilgi bozukluğu tanımı ise, “Mizenformasyon”
Yanlış bilgi veriliyor ama savunma amaçlı kendilerini aklamak için iyi niyetimden dolayı hata ettim derler.
Bir örnek verecek olursak atalarının dinini yaşayanlar ile yerine oturur konu. Oysa buradaki yanlış bilgi, özellikle bile isteye aldatma amacı taşıyan şeklinde tanımlıyor. Ne yazık ki yanlış bilgi dediğimizde aldatmayı amaçlayan yanlış bilgi tarafını yani madalyonun diğer yüzünü unutuyoruz.
Her ne olursa olsun bu bilgi türü de “Yanıltma amacı olsun veya olmasın yayılmış yanlış bilgi” olarak sunuyor.
3 günde 10 kilo verdiren mucize diyetler, cenneti ve cehennemi dünyada gören ablalar, abiler, zengin eden dualar, anında şifa veren, yürümeyeni yürüten gurular…
Ve daha neler, neler.
Kur’ân ise onlar için şöyle diyor:
(Sözde) Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.” Bakara Suresi, 9. ayet.
Ve son olarak “Mal-information”
Doğru bilgi fakat bu bilgiyi vermekteki amaç zarara uğratmak.
Çoğunlukla özel olarak kalması gereken gerçek bir bilginin kamusal alana taşınması anlamına da geliyor. E-postalar, videolar, taciz konusu olabilecek bilgileri ve kişisel olarak sınırlarının çizilmesinin zorluğu bağlamında problem oluşturan bir kavram olduğunu düşündüğüm nefret söylemi buna örnek olabilir.
Sır, ahlâk terimi olarak genellikle bir kimsenin saklı tuttuğu, başkalarınca öğrenilmesini istemediği, kendisine veya başkasına ait bilgiler için kullanılır.
Dini anlayışımızda ise sırrı ifşa küfürdür.
Bilginin öneminden söz etmek de bu meseleyi çözmeyecek.
Artık hafızalarda bilgilerin kolayca saklanabilmesi, onların kısa yoldan milyonlarca insana ulaştırılabilmesi ve asırlar boyunca saklanarak korunabilmesini sağlanabilir durumda.
İnsanların her masala inandığı bir zamanda yaşıyoruz. En azından bu konuda elimizden geldiğince farkındalık sahibi olalım. Yeni yetişen nesli doğru bilgilerle, doğru işler yapan bireyler olarak yetiştirebilmemiz buna bağlı.
Yoksa çok şey kaybedeceğiz…
Vesselam…

hakkında Hatice FAHRUNNİSA

Hatice FAHRUNNİSA

Ayrıca Kontrol Et

DEĞERLERİMİZ

    Bizi biz yapan çok sayıda ortak değerlerimiz var. Her zaman yaşattığımız ve yaşatmak …

Bir yorum

  1. Umay TATAR

    Harikaydı, kesinlikle katılıyorum …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir