DİSLEKSİnin farkında mısınız?

Çocuklarda Özgül Öğrenme Güçlüğüne Dikkat!

Çocuklarda Özgül Öğrenme Güçlüğüne Dikkat!

Özgül Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) Nedir?
Disleksi, beynin sol yarım küresindeki dil kullanımıyla ilgili bölümlerinde ki farklılıklardan kaynaklanan ve doğuştan gelen nörolojik temelli bir öğrenme bozukluğudur.

Türkiye’de Disleksi çok yaygın olarak bilinmemekle birlikte tanısı konmuş ve konmamış kişi sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Özellikle okul çağındaki çocuklarda geç okuma, geç yazma, okuduğunu anlamama ve anladığını ifade edememe, matematiksel alanda zorluk yaşama, dili kullanma becerisinde gerilik gibi ön belirtiler ile kendini gösteren Özgül Öğrenme Güçlüğü;  Disgrafi (Yazma Bozukluğu), Disleksi (Okuma Bozukluğu) ve Diskalkuli (Matematik Bozukluğu) olmak üzere 3 tipiyle karşımıza çıkmaktadır.

Disleksi herhangi bir zeka geriliği değildir. Doğuştan gelen bir bozukluk olan Disleksi doğum öncesi, doğum esnası ve doğum sonrası etkenlere bağlı olarak kendini gösterebilmektedir.
Hamilelik sırasında yetersiz beslenme, ateşli hastalıklar ve geçirilen enfeksiyonlar, ilaç kullanımı, stres, kaygı bozuklukları, doğum esnasında ve sonrasında oluşan komplikasyonlar ve kalıtsal faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Disleksi ve okuma arasında nasıl bir ilişki vardır?
Okuma, yazılı iletişim araçlarının duyu organlarıyla algılanarak, algılananı doğru yorumlama ve anlamlandırma becerisi olup, insan yaşamındaki en önemli zihinsel etkinliklerden biridir.

Okuma kadar, okuma hızının yeterli seviyede, anlaşılır ve doğru biçimde olması, okuduğunu anlama ve anladığını aktarabilmede çok önemlidir.
Bir bireyde özgül öğrenme güçlüğü varsa okumada, okuduğunu anlamada, anladığını ifade etmede ve yazma becerilerinde problemler olduğu görülmektedir.

Disleksi Müdahale Uzmanı ve Rehber
Öğretmen Emine Zeynep UĞURLU özgül öğrenme güçlüğü hakkında şunları ifade etti:
“Öğrenme güçlükleri doğuştan var olan nörolojik bir farklılık olmasına rağmen, okul yıllarında gerçekleşen öğrenme yaşantıları ile kendini göstermeye başlamaktadır.
Akranları gibi okuyaman, yazamayan  ve öğrenemeyen çocuklarda Disleksi olabileceği kanaati bu dönemde oluşmaya başlar ve ortak görüşlerle bu fikir güçlenir. Bu noktada öğretmen, aile ve akran değerlendirmeleri ön tanı için çok önemlidir.

Dislektik bireyler yaşıtlarına göre daha geç okurlar, daha geç yazarlar ve kelimeleri doğru telaffuz etmede sorun yaşarlar.
Akıcı okuma ve okuduğunu anlama sorunlarıyla kendini gösteren Disleksinin temelinde sesleri fark etmede, çözümlemede, harfe dönüştürmede ve işitsel kısa süreli bellekte sorunlar olduğu görülmektedir.”

Özgül Öğrenme Güçlüğü ( Disleksi) Tanısı Nasıl Konulur? Nasıl Tedavi Edilir?
Disleksi belirtileri gösteren  bireyler öncelikle tıbbi muayeneden geçirilmelidir. Belirtilerin psikolojik mi  yoksa fizyolojik mi olduğu uzmanlar tarafından tespit edilmelidir.
Disleksiye eşlik eden başka bir sorunun veya anomalilerin olduğu düşünülüyorsa çocuk psikiyatrileri tarafından zeka testleri uygulanmalıdır.
Tıbbi muayene sonrası, öğrenme güçlüğü alanında uzmanlaşmış eğitimciler, psikolojik danışmanlar ve psikologlar tarafından detaylı bir eğitsel değerlendirme yapılması gereklidir.
Değerlendirme aşamasında, bireyin okuma yazma becerileri, sosyal ilişki yeterlilikleri, matematik ve diğer alanlardaki akademik başarıları, duygusal ve psikolojik sorunlarının yönetme becerileri gibi birçok alanda aile, öğretmen ve akran  değerlendirmelerine de yer verilmelidir.
Uzmanlar tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda çocuk psikiyatrisi tarafından Disleksi tanısı konmuş bireyler için kişiye özel destek eğitim programı düzenlenmelidir. Bu eğitim programıyla akranları ile aynı seviyeye ulaşıncaya kadar desteklenmelidir.
Gerekli durumlarda çocuk psikiyatrileri tarafından verilen ilaçlar ile tedavi yöntemi belirlenebilir.
Dislektik bireyler tıbbi olarak verilen tedaviler doğrultusunda, alanında uzmanlaşmış eğitimciler ile akademik başarılarının artırılması yönünde düzenli olarak desteklenmelidir.

Disleksi Belirtileri Nelerdir?
Yaşıtlarına oranla geç okuma.
Okumaya karşı isteksizlik.
Okuma hızında yavaşlık.
Akıcılık eksikliği.
Harfleri ,  temsil ettikleri seslerle ilişkilendirme de  güçlük.
Okurken harfleri (b,d,p,m,n özellikle) karıştırma.
Okurken harf, hece atlama veya ekleme.
Kelimenin sonlarını uydurarak yuvarlayarak okuma.
Okuduğunu anlama ve anlatmada güçlük yaşama.
Çarpım tablosunu ve ritmik saymaları ezberlemede sorun yaşama.
Başkasının okuduğundan daha iyi anlama.
Rakamları (3,6,9,2,5 özellikle) ters yazma.
Kelimeleri hecelerine ya da seslerine ayırmakta zorlanma.
Sözcükleri  doğru telaffuz edememe.
Sözcükleri, harflerinin yerini değiştirerek söyleme.
Gördüğü ses sembolü ya da sözcükleri ters okuma ya da yazma.
Yetersiz   sözcük dağarcığı.
Renkleri karıştırma.
Birbiri ile kafiyeli kelimeleri fark etmekte zorlanma.
Sondan başa doğru okumaya çalışma.
Verilen yönergeleri sırasıyla yapamama.
Kelime ve kavramları karıştırma veya hatırlamakta güçlük.
Yönleri karıştırma.
Hızlı yönergeleri veya birden fazla sıralı yönergeleri anlama güçlüğü.
Okuduğu ya da dinlediği bir  hikayeyi özetlemede zorlanma.
Psikomotor becerilerinde sorun yaşama.
Yüksek sesle ve grup içinde okumaktan kaçınma.

Dislektik Bireylere Nasıl Eğitim Verilir?
Disleksi tanısı konmuş bireylerin doğru tıbbi ve eğitim destekleri ile hedeflenen öğrenme düzeyine gelmesi zaman alacaktır ancak imkansız değildir.
Uzman eğitimciler tarafından bireye özgü plan ve programlar dahilinde düzenli olarak eğitim alan dislektik bireylerin istendik davranışlara ulaşabildikleri görülmektedir.
3 önemli nokta vardır:
Sabır
Tekrar
Motivasyon
Bu üç nokta dikkate alınarak eğitimleri verilmeli ve dislektik bireylerin eğitiminde temel oluşturmalıdır.
Verilen yönergeleri istendik şekilde yaptıklarında sözlü ya da sözsüz olarak ödüllendirmeleri motivasyonları açısından çok önemlidir.
Yaparak ve yaşayarak öğrenme modeli uygulamaları ile eğitimleri desteklenmelidir.
Kalıcı öğrenmede sorun yaşayan dislektik bireyler için sürekli geri dönüşler ve tekrarlar yapılmalıdır.
Özel öğrenme güçlüğü setleri ile eğitimleri desteklenmelidir.
Akademik başarıyı artıracak yaşantılar ile sürekli karşı karşıya bırakılmalı, eğitimleri düzenli ve sürekli aralıklarla devam ettirilmelidir.
Bireysel farklılıklar dikkate alınarak, alanında  uzman eğitimciler tarafından uygulanacak plan ve programlar dahilinde öğretmen, aile işbirliği içinde eğitim verilmesi çok önemlidir.
Her bireyin öğrenme biçimi, algılama düzeyi, öğrenme süresi ve hızı farklıdır. Bu bilgiden hareketle bireye özgü plan ve eğitim programları uygulanmalıdır.

Dislekside Erken Tanı, Tedavi ve Eğitimin Önemi Nedir?
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, erken dönemde tanısı konan ve destek eğitimlere başlayan dislektik bireylerin hem akademik başarıları hem de sosyal yaşama uyum becereleri akranları gibi çok daha kısa sürede istenilen seviyeye gelebilmektedir.

Erken tanı ve tedavinin ne kadar önemli olduğunun  altını çizerek, özgül öğrenme güçlüğü belirtileri olan bireyler hiç vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalı, gereken tıbbi ve eğitim desteğini en kısa sürede almaya başlamalıdırlar.

Unutmayalım ki;
Bir birey bizim öğrettiğimiz yoldan öğrenemiyorsa, biz onun öğrendiği yoldan öğretmeliyiz…

Ayfer M.BULUT

hakkında Velhasılıkelam

Avatar

Ayrıca Kontrol Et

ESKİSİ GİBİ DEĞİLİM….

Sonbaharın sonları gibi sanki zaman Hoyrat değilim eskisi gibi… Daha da durgunum, sessiz akan su …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir