









Kremasyon, ölü yakma seremonisine verilen isimdir. Sabah beş gibi uyanıp, kahvaltı yapmadan ölü yakma törenini izlemeye, Ganj nehrine gidiyoruz. Tören güneş doğmadan yapıldığı için erkenden gitmek durumundayız. Bu sefer “rikşalarla” değil, belli bir yere kadar otobüsle gidip oradan “ghatlara” doğru yürüyoruz. Her yeni bir yer keşfinden önce olduğu gibi, Seda Hanım bilgilendirmesini yapıyor bize. Hinduizm’de ölüyü üç şekilde gömüyorlar . Birincisi ateşe, ikincisi suya ve üçüncüsü de havaya. 1. Ateşe gömmek; ölüyü yakıp, küllerini Ganj nehrine süpürmek. 2. Suya gömmek; dünkü yazımda bahsettiğim yakılamayanların cesetlerinin Ganj’a bırakılması( bebek, cüzzamlı, yılan sokmasından ölenler) 3. İse havaya gömmek; ölüler yüksek bir yere bırakılıyor ve yırtıcı kuşlar tarafından parçalanıyor. Duyduğumuzda, özellikle de üçüncü ölü gömme ritüeli bize çok ilginç gelmişti…Seda Hanım hemen maskelerimizi takmamızı söylüyor ve bizde takıyoruz. Sabahın ilk ışıklarında ölüm yolundayız. Yol boyunca yakılacak odunlarla, odun parasını biriktirmek için dilenenlerle dolu. Evsizler ve hayvanlar uykudalar, yine manzaralar fena. Yine Seda Hanım’ın korumaları bizi çembere alıyor ve ilerliyoruz. Ha unutmadan, bugün bayram! Türkiye’ye bayram mesajı yollamak için topluca kutlama videosu ve fotoğraflar çektiriyoruz. Hinduların, öldükten sonra nehrin kenarında yakılması ve vücutlarının her bir tanesinin tekrar doğaya karışması için küllerinin nehre bırakılması hayatlarında istedikleri son dilek. Varanasi, 2500 yıldır hac için gelinen ve dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir yer. Varanasi gibi bir yerin atmosferini gezdiğim başka hiç bir yerde hissetmedim. Bildiğim tüm duygular adeta birbirine karışıyor.. Acı, hüzün, umut gibi daha çok matem havası içinde, sisler altında bir nehir hayal ediyorsunuz! Nehrin kenarlarında çok eski Hindu evleri ve tapınaklar. Nehirde yüzen sandallar. Nehrin hemen karşı tarafında ise uçsuz bucaksız boşluk. Seda Hanım’ın deyimiyle, nehrin sadece bu kıyısında ibadet ve yakma töreni yapılıyormuş. İnançlarına göre güneşe sırtlarını dön(e)mezlermiş. Nehrin içinde yüzen, yıkanan ve dua eden turuncu giysili insanlar var… Etrafta dolaşan ve yakılmak için odun parası dilenen yaşlı Hindular. Hemen her yerde yanan ateş ve ateşin altındaki insan cesetleri bulunuyor… Nehir, boylu boyunca Ghatlarda yıkanan insanlar, yoga ve meditasyon yapan kişilerle dolu. Etrafta dolaşan bir sürü inekler var… Bazı kısımlarda ise insanlar çamaşırlarını yıkıyor. Ganj nehrinde yanmak her ne kadar kutsal bir olay olsa da aslında zenginlerin yapabildiği bir şey. En az 300 kilo odun gerekiyor ve o özel odunun kilosu 3 dolar (sandal ağacı). Ayrıca bunun yıkanması ve diğer tören merasimleri de var. Odunların hemen arkasında yükselen dumanları görüyoruz ve yaklaştığımızda ise bir ceset cayır cayır gözümüzün önünde yanıyor. İlk başta tuhafımıza gitse de atmosferin verdiği bir his ile alışıyor ve izlemeye devam ediyoruz. Ölü yakım süreci uzun bir süreç. Ölü önce tülbent gibi bir şeye sarılıyor çiçeklerle falan süsleniyor, sonra ise Ganj kenarına getiriliyor. Sonra tülbent açılıp Ganj’dan biraz su alınıp ölünün kafasına dökülüyor. Daha sonra yakılacağı basamağa geri götürülüyor. Odunların üzerine ceset konuluyor ve özel bir yağ dökülüyor. Daha sonra hemen yukarda binlerce senedir yanan bir ateş var. O ateşten bir dal parçasıyla alev alınıyor cesedin oraya geri götürülüp odunlar tutuşturuluyor. Eğer ölen kadınsa en küçük erkek çocuk, eğer ölen babaysa büyük erkek çocuk bu ateşi taşıma işini yapıyor. Ceset yanarken yakınları 4–5 saat süresince orada bekliyor. Parası olan odun ateşinde yakılmaktayken, parasız olanlar elektrikle (krematoryum) yakılıyor. Bütün bunlar olurken siz izliyorsunuz. Ölünün dumanını soluyorsunuz. Hava da ağır bir yanık et kokusu. Bunu hissediyorsunuz, fakat ortamdan dolayı rahatsız olmuyorsunuz. Ağzımda ve genzimde acı bir tat hissediyorum. Çanlar çalıyor. Dua sesleri devamlı var… Hemen nehirde ölü külleri dökülen yerde insanlar yıkanıyor. Nehirde bebek cesetleri yüzüyor. Yanma işlemi gerçekleşirken ısınan kafatasları patlıyormuş ve bunun ruhun bedenden ayrılma anı olduğunu düşünüyorlarmış. Bazen patlamadığında ise bir sopa yardımı ile kafatasını kırıyorlarmış. Erkeklerin göğsü, kadınların ise kalça kemiği doku yoğunluğundan dolayı yanmayan yerleriymiş ve bunlar ölünün külleriyle birlikte Ganj nehrine bırakılmaktaymış. Çok çok ağır bir atmosfer var, öğrendikçe şahit oldukça daha da ağırlaşan. Bir de kafatası avcıları var. Hindistan “kara büyüleri” ile meşhur. Büyü için kafatası topluyorlarmış. Cenaze sahipleri çaldırmamak için kafatasını kırarak yakıyorlarmış. Ganj nehrinde tekneyle gezerken bütün bu anlattıklarıma tanık oluyoruz ve bu bize çok ağır geliyor. Ölüler yanarken yakınında fotoğraf çekmek yasak. Ölüye ve ailesine olan saygıdan dolayı. Önceden yaşanmış bir olay anlatıyor. Rehberimiz: Tura katılan misafirlerden bir kadın cenaze yanarken fotoğraf çekmeye çalışıyor ve bunu yaparken de yanan odunlara değiyor. Değmesiyle birlikte kollar ve kafatası yere düşüyor ve kadın şoka giriyor.🙄Bunun zerine Seda Hanım zor durumda kalıyor. Aileye ve ölüye saygısızlık, ilgili kadının şok geçirmesi de cabası… Psikolojik olarak sınanacağınız, en çok zorlanacağınız, ama en çok da etkileneceğiniz yer Varanasi. Az sonra rehberimizin yine güzel bir sürpriziyle karşılaşıyoruz. Yanan dilek mumları veriyor bize. Çiçek ve muz yaprakları arasında yanan mumları elimize alıyor ve dilek dileyip suya bırakıyoruz. Suya nasıl bırakmamız gerektiğini anlatıyor bize. İki elimize alıp avucumuzun ortasında aniden suya bırakmamız gerekiyormuş. Bıraktığımızda eğer mum sönmeden yüzer giderse dileğimiz kabul oluyormuş (benimki sönmeden yüzüyordu😊umarım dileğim gerçekleşir). Yine fotoğraflar çektiriyoruz ve yüzlerce insan arasında yavaş hareketlerle manzaraları izleyerek otobüsümüze biniyoruz. Yine bizi koruyan satıcılardan alış verişler yapılıyor ve otele dönüyoruz. Tanık olduğumuz yaşanan onca ağır şeyden sonra odalarımıza çıkmadan bizi bekleyen kahvaltıya dalıyoruz (hâlâ anlam veremiyorum! Bütün bu gördüklerimden sonra o kahvaltıyı nasıl yapıyorum?) Sonrasında azıcık dinlenme ve turumuza devam…Yeni Delhi’ye uçuş…Bu günlük bu kadar.😊NAMASTEEE.
Velhasılıkelam Evrensel bakış