SÖZ VARLIĞI VE BEYANDA BULUNMAK
Hatice FAHRUNNİSA
Ekim 14, 2021
EĞİTİM, İletişim, İNANÇ, YAŞAM, YAZARLAR
125 Görüntüleme
SÖZ VARLIĞI VE BEYANDA BULUNMAK
Hatice Fahrunnisa
Yüce Rabbimiz bizi yarattı ve bize beyânı yani anlama ve anlatma yetisini verdi. Rahman Sûresinde geçen ve arka arkaya gelen bu iki âyet beni derinden etkiler.
“İnsanı O yarattı. Ona anlama ve anlatmayı öğretti.” Rahman Sûresi 3-4
Burada Allah’ın önemli bir nimetinden söz ediliyor. İnsana verilmiş idrak ve ifade yetisi. İnsanı insan yapan aklı ve bu akıl ile mukayese edebilmesidir. İdrâk ettiğimizi ifâde edebilmemiz ve diğer insanlarla iletişim kurabilmemiz için anlama ve anlatma yeteneğine ihtiyacımız var. Aklın işlevini gördüğünün en güzel kanıtıdır bu fiiller.
Şükürler olsun.
Bir an konuşamadığımızı ve kendimizi ifade edemediğimizi varsayalım. Şükretmek için fazla uzun beklemeyiz sanırım.
Duygularımız, algılarımız ve fiillerimiz hep bu idrâk ve ifade edebilmenin sonuçlarıdır, evet. Fakat bunun için kelimelere ihtiyacımız var. Sözcükler, insan zihninin isteğe bağlı olarak ürettiği yapay göstergelerdir desem ne dersiniz bilmiyorum. Ama bizler bu yapay göstergeler sayesinde dış dünyanın ayrıştırılarak içselleştirilmesini, algılanmasını ve anlamlandırılmasını gerçekleştirebiliyoruz.
Sözcüklerin arasındaki boşluklara yüklediğimiz anlamlar ise konuşurken zihinsel birer olgu gibi görünseler de aslında muhattabımızla aynı zamanda içsel iletişimimizi devam ettirirler. Söz varlığı ile yani daha bütünsel bir yaklaşım ile konuyu ele alalım.
Malum Türkçe’mizi etkili, güzel ve doğru bir biçimde kullanabilme hususunda sahip olduğumuz kelime hazinesinin önemi büyüktür. İşte Kur’an’ı anlama konusunda da “Kur’an Kavramları”nı bilmek de o derece önemli.
Söz varlığını bu kadar muazzam ve anlaşılır kullanan sadece Kur’an’ı Kerim’dir.
Kur’an, insan için, insanı iyiye ve doğruya sevk etmek, dünya ve âhiret mutluluğunu sağlamak için gönderilmiştir. Allah insanı bu İlâhî kelâm ile yaratışını, fıtratını, meyillerini ve diğer tüm özelliklerini de ince ince anlatır.
“İman” veya “küfür”, “itaat” veya “isyan”, “salih amel” veya “kötü amel”, “takva” veya “zulüm” sahibi olup olmama açısından değerlendirir.
Velhasıl “Allah katında en üstün en mükerrem olanınız en muttaki olanınızdır.” buyurarak da nasıl bir hayat sürmemiz gerektiğini anlatır. Allah’ın, bizim sûretlerimize yani fiziki yapımıza, dış görünüşümüze ve servetlerimize bakmadığını fakat kalplerimizdeki imân – inkâr hâline ve amellerimize baktığını da belirtir.
Bu durumda Kur’an’da insanı, aklı ve aklını kullanmayı, inancını (imân, inkâr, şirk, nifak) sözlerini (doğru, yanlış, yalan), fiillerini (faydalı ve zararlı -ifrat ve tefrit – iyi ve kötü ) yönleri ile anlatan, niteleyen ve değerlendiren kavramlar ön plana çıkar. İnsan ile ilgili kavramların büyük çoğunluğu, insanın bu yönleriyle ilgilidir ve ne yapılması gerektiği hususunda İslâmî değerler ve imânın şartları ile bizlere çözümler sunar.
Birkaç dostla çalıştığımız Kur’an Kavramlarını özetle yazacağımız bu yazı dizisine böylece bir giriş yapmış olduk. Tamamını paylaşamasak da Kur’an ve meâlini okurken tefekkür etmemizi sağlayacağını ümit ediyorum.
Vesselam…
Bütün yazılarınızı okuyorum. Bir bebeğin yürümesine sevinen bir baba gibi seviniyorum. Koşmakta acele etmeden maratona hazırlandığınızı görüyorum. Düştüğün yerden kalkmasını öğrenen çocuk gibi düşüp düşüp tekrar kalkamasını öğrenmeye devam eden yazılarınızla Rabbinin ipine sımksıkı tutunduğunuz görüyorum….
Allahın muradının kapsama alanında yaptığınız çalışmalara saygı duyuyorum…
Egoyuda Gönüldü yaratan Rabbimizin olduğunu siz de bende biliyorum