Toplumu oluşturan her bir birey, dünyaya gelmesine sebebiyet veren bir ebeveyn sayesinde yaşadığı ortama bağlı olarak kişiliğini geliştirerek toplumun değerlerini ilk olarak ailesinde kavrar. Ergenlik sonrası kimliğini tanımladığı düşüncesi ve yaşadığı çevrenin kültürünün de etkisiyle meslek sahibi olmasının ardından toplumun da, ailesinin de gençten beklentisi bir eş edinerek çocuk sahibi olmasıdır. Evlilik atılımında bulunan genç erkek ve kadın, önüne çıkan sorunları genellikle aile ve yakın çevre desteğiyle çözerek bir yuvanın temelini atar. Gençlerin mensup olduğu kök aileler, yakınları ve sosyal çevreleri karar alma sürecine dahil olarak yeni çekirdek ailenin kurulmasında aktif rol oynar.
Dijitalleşen dünyada, yaşıtlarının hayatını anbean gözlemleme şansı bulan birey, sosyal medya ve arkadaş çevresinde gördüklerinden etkilenerek henüz kurmadığı evliliğe dair temel koşulları ve evliliğin içeriğini, adeta bir cam perde olan sosyal medyadan ve filtreli bir gerçeklik yaratan gösterişli organizasyonlardan gözlemlediği kadarıyla görerek evliliğin nimetlerinin çokluğu düşüncesiyle evlilik olgunluğuna kavuşmadan beklentilerle bir hayalin peşinde atılım yapar. Ancak kişilik gelişiminin en erken 25 yaşında tamamlandığı, dört gençten birinin işsiz olduğu bilinen ülkemizde, iş hayatına atılan lise veya üniversite mezunu gençlerin gelir düzeyinin asgari ücret bandından çok uzaklaşmadığı da düşünüldüğünde, evlilik kurumunun ve çok çocuk sahibi olmanın yüceltilmesi topluma faydalı mıdır?
Öte yandan devlet tarafından aile içi kırgınlıklara ve dargınlıklara karışılmamalıdır. Eşler bazen birbirlerine darılır ancak çok sürmez barışırlar. Dışarıdan barıştırmak için devlet tarafından aralarına girilmesi doğru değildir. Bazı durumlarda ise aile içi şiddet söz konusudur ve eşlerin ayrılma aşamasında aynı ortamda bulunması hayati tehlike dahi yaratabileceğinden bir araya getirilmesinde sadece eşlerin değil çocukların ve aile arabulucusunun da hayatı tehlikeye atılmaktadır. Güvenlik için polislerin bulunduğu aile ve ceza mahkemesi koridorlarında bile arada kalıp şiddete maruz kalan tanıklar, adliye personeli ve avukatlar olduğunu görmekteyiz.
Gençlerin hayatında bir dönüm noktası oluşturacak olan evlilik kararı alma aşamasında bir evlilik olgunluğu ölçeği uygulayarak yola çıkmanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Öncelikle evlenilecek olan bireyi tanımaya önem veren bir bakış açısına sahip olunmakta. Oysaki temel ölçüt ilk olarak şu olmalıdır:
1. Kendi duygularımın farkındayım ve hayattan ne istediğimi biliyorum.
- Kendi duygusal olgunluğuna erişmemiş bir bireyin karşısındakini de anlaması beklenemez. Bu aşamada beklentilerini sürekli çevresinde gördükleriyle artıran gencimiz evlilikten doyum almakta sıkıntı yaşayacaktır.
2. Eşim olacak kişinin duygularını anlayabilirim ve ona yardımcı olabilirim.
- Empati kurmak iletişimin temel becerilerinden biridir. Pek çok çıkmaza empati yoksunluğu neden olmaktadır.
3. Yaşamım boyunca duygusal problemlerimle etkin bir biçimde mücadele ettim.
- Kişinin bilinçaltına itmiş olduğu bastırmış olduğu duyguların şiddete dönüşerek açığa çıkma ihtimali vardır.
4. Evleneceğim kişiyle aramızda oluşabilecek problemleri iletişim yoluyla çözebilirim.
- ”Hayvanlar konuşa konuşa, insanlar koklaşa koklaşa anlaşır.” Sorunları şiddete çevirmeden çözmek elzemdir.
5. Evlilik süreci boyunca birtakım krizlerle karşılaşacağımı biliyorum.
- Evliliği bir sandala, hayatı da bir denize benzetecek olursak çıkılan yolda dalgalar da tufanlar da yer alabilecektir.
6. Yaşadığım problemleri tek başına değil, yardım alarak çözme eğilimindeyim.
- Yaşadığı sorunları içine atan bireyin anlık öfke patlamaları yaşaması ve kontrolünü kaybetmesi ihtimali vardır. Sorunlarını ifade edebilen ve yardım isteyebilen bireyler sağlıklı bir iletişim kurabilecek duygusal olgunluktadır.
7. Eşim olacak kişinin ve ileride doğacak çocuklarımın birtakım sorumlulukları olacaktır.
- Evlenince yeni bir hayata adım atarken bir imza ile bir nesne sahibi olunmamakta ve karşı tarafla duygusal bir bağ kurularak müşterek çocuk üzerinde ayrı bir birey olduğundan her ebeveynin sorumluluğu olacaktır.
8. Evlilikle ilgili maddi yeterliliğe sahibim.
- Küresel ve yerel ekonomik krizler karşısında aile kurumunun gelir-gider dengesini kurabilecek gelir seviyesi ve üretim- tüketim oranını ayarlayabilecek ekonomik olgunluk göz ardı edilmemelidir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre ekonomik yeterlilik olmadan temel ihtiyaçlar karşılanamaz ve ayrı bir düzen kurulamaz.
9. Evliliğin devamında oluşabilecek maddi problemlerle baş edebilirim.
- Her evlilikte en basit ihtimalde ihtiyaç ve istek dengesinin sarsılması ve güç duruma düşülmesi söz konusu olabilir. Ekonomik olgunlukla gelir düzeyi ne olursa olsun gerektiğinde homoeconomicus olmak gerektiği bilinmeli.
10. Çocukların dünyaya gelmeleriyle üzerimdeki maddi yükün artacağını biliyorum.
- Çocukların temel ihtiyaçları ve eğitim masrafları konusunda eşlerin ortak sorumluluğu olduğu bilinmelidir.
11. Ekonomik kararları eşim olacak kişinin görüşlerini alarak vereceğimi düşünüyorum.
- Ekonomik kararlar alınırken tek taraflı hareket edildiğinde ekonomik şiddet uygulanır ve eşlerden biri kendisini baskı altında hissettiğinden ihtiyaçlarını karşılayamaması durumunda olumsuz hislere kapılır.
12. Eşim olacak kişinin bir sosyal çevresi olduğunu ve benim onlara saygı duymam gerektiğini düşünüyorum.
- Bireyler evlendiğinde birbirlerinin sosyal çevreleri ile daha çok etkileşime girmeleri gerekeceğinden eşin sosyal çevresi ile ilişkilerinde seviyeli ve uyumlu davranışlar göstermesi gerektiğinin bilincinde olmalıdır.
13. Eşim olacak kişinin bir ailesi olduğunu, evlilik sürecinde onların da benim ailem olacağını düşünüyorum.
- Eşin ailesi ile arasında sorun yaşamasına neden olacak düzeyde yönlendirici, baskıcı ya da kutuplaştırıcı söylemlerde bulunan birey evlilikte sarsıntılara neden olabilir.
14. Ailemle birlikte sosyal aktivitelere katılabilir, güzel vakit geçirebilirim.
- Bireyin evlenmesi ile sosyal ortamlara artık aile olarak katılması gerekeceğinden dışarıdaki etkinliklere aktif katılımda ortak hobiler ve yaşam zevkleri sahibi olmak, anı yaşayabilmek önem kazanacaktır.
15. Kendi ailem ve eşim olacak kişinin ailesi arasında oluşabilecek problemlerle baş edebilirim.
- Her bir eş farklı ailelerden geldiğinden kök aileler arasında uyum sorunları yaşandığında dengeleyici ve uzlaşmacı bir tutum sergilemek hayati önem kazanacaktır.
16. Kendi arkadaş çevreme ve aileme zaman ayırma konusunu sağlıklı bir biçimde gerçekleştirebilirim.
- Bireyin evlenmesi arkadaşlarından tamamen kopması anlamına gelmeyeceğinden evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini aksatmadan arkadaşlık ilişkilerini yürütmesi beklenecektir.
17. Bedenimde evliliğime engel olabilecek bir biyolojik etken bulunmamaktadır.
- Evlilik birliğini sürdürmek için temel fiziksel yeterliliğe sahip olunması gerektiğinin bilincinde olunmalıdır.
18. Evlilikte cinselliğimi olumsuz yönde etkileyecek bir sağlık problemi ya da psikolojik problem olduğunu
düşünmüyorum.
- Evlilik hayatında toplum içerisinde dikkat çekmeyecek olan kişisel sağlık problemleri veya psikolojik problemler cinselliği olumsuz etkileyebileceğinden evlilik öncesi gerekirse ilişki terapistinden yardım alınmalıdır.
19. Bedenim ve sağlığımla ilgili farkındalığa sahibim.
- Evlilik ve aile birliği yeni bir düzen kurmak anlamına geleceğinden beden temizliği ve sağlık kontrollerini rutin hale getirmek ve hareketli bir yaşam tarzını benimseyerek evlilikte aktif rol almak gerektiği bilinmelidir.
- *Ölçütler madde olarak Yaşam Becerileri Psikoloji dergisindeki Muhammed YILDIZ’ a ait Evlilik Olgunluk Ölçeğinin Geliştirilmesi araştırma makalesinden alınmış olup davalarda karşılaşmış olduğum sorunlarla zenginleştirilerek genişletilmiştir. *
- Medeni Kanunla beraber evlilik için gereken yaş olgunluğu, bundan bağımsız olarak farklı ölçütlere de bağlıdır. Kutsal evlilik kurumunun ayakta tutulmasını sağlayacak olan, bireylerin kendi iradesi ve kendini geliştirme çabasıdır. Aile arabuluculuğu kurumu, şiddete yönelen ayrılıklarda yalnızca güçlü yanın en kötü ihtimalle fiziksel güç gösterisiyle ikincil travmalara neden olabilecektir. Farkındalığı yüksek genç bireylerden beklenen de önce kendini tanımak ve aile olma konusunda kişisel sınırlarını belirleyerek rasyonel tercihlerle hayatını sürdürmektir. Tüm bunlar mümkün olsun, aile içi şiddetin önlendiği bir toplumda sağlıklı bireyler yetiştirebildiğimiz mutlu günler bizimle olsun 🙂
Velhasılıkelam Evrensel bakış