PELİN…..

Oldukça genç yaşta trafik kazasında hayatını kaybeden bir genç kadın. Bodrum da yaşıyordu ve fırsat buldukça annesi ile saatlerce yüzüyorlardı. Mayolarına düşkündü bu sebeple. Bir çok süslü mayosu vardı. O aniden ölünce annesi yıllarca denize giremedi. Eşyalarını kullanabilecek birilerine vermek istedi canı müthiş yansa da. Annesi ile annem çok eski arkadaşlardı. Bir gün annem eve elinde bir sürü güzel, rengarenk taşlı,süslü mayolarla geldi. Pelin’den bahsetti. Üzüldüm çok biraz da garipsedim o an. Ölmüş bir genç kadının mayolarını görünce. Sonra yıllar geçti. Ben de saatlerce yüzmeyi seven biriyim. Bu yaz çok istesem de fırsat bulup mayo alamadım kendime ve bir çekmecede o mayolardan biri geldi elime. Giydim. Tam oldu üzerime. Yine de tereddütlüydüm biraz. Sonra tekneyle açıldığımız bir gün müthiş güzel bir koyda demirledik ve ben o mayoyu giydim. Pelin dedim sanki benimle. Hayatımın en keyifli yüzmelerinden biri oldu. Denize yeşilin en güzel tonlarını yansıtan çam ağaçları sanki denizin içindelerdi. Eskiden MTA kamp yeri olan bir koymuş burası. Denizin rengi müthiş bir yeşil/mavi. Havuz gibi denizin üstü dümdüz… Yüzdüm uzun uzun. MTA nın eski kampının olduğu noktadan karaya çıktım. Terk edilmişliği hüzünlü dursa da doğa kendini bulmuştu, bir zamanlar insanların denize atladığı, duşunu aldığı, güneşlendiği kıyıda. Ağaçlar şahlanmış, dalları gökte. Çınar ağacı var bolca ama küçük yapraklı değişik bir türünden. Biraz yürüdüm karşıma kocaman bir incir ağacı çıktı. Uzandım dallarına, hayatımda yediğim en güzel incirler. Mor/yeşil içi kan kırmızısı ve ballı. Bir kısmını kuşlar gagalamış ama bana fazlasıyla yeter o kadar çok ki. Ziyafet çektikten sonra biraz daha yürüyüp tekrar uzak bir noktadan denize girerken minik bir kırmızı taş dikkatimi çekti denizin içinde. Üzerini çeşitli deniz canlıları kaplamış da olsa eski bir kiremit olduğu renginden ve şeklinden belli. Onu aldım yanıma bugünden ve buradan anı olarak, hayatın bana minik bir hediyesi olarak ve hepsinden önemlisi insan eli ürünü olanın tekrar insana dönmesi gerektiği bilinciyle belki. Yüzerek tekrar tekneye döndüm. Belki hayatımın en keyifli serüveniydi bugünki keşiflerim ve yüzüşüm ve Pelin kesinlikle benimleydi. Ruhuna gitti denizin güzelliği, rengi, kokusu. Bizim buralarda yemiş derler incire. O güzel incirin cennetten gelme rengi, tadı. Ruhun huzur bulsun sevgili kadın. Hiçbir şey tam olarak yok olmuyor. Bildiğimiz biz bildiğimiz şeklimizde artık var olmuyoruz belki ama belki o incirde belki denizdeki deniz canlısında eskiden yaşamış bir çok insanın ruhu ve bedeni var aslında.
Kısacası bedenimiz dahil sahip olduğumuzu sandığımız hemen her şeyin aslında emanet olduğunu bir kere daha düşündürdü bana bugün Pelin e ait olan o güzel mavi/gümüş renkli mayo. Ve Pelin’in annesi iyi ki onun çok sevdiği denizi için aldığı çok sevdiği mayolarını saklamak yerine tekrar dolaşmaları için başkalarına verebildi. Bu sayede bugün ben Pelin’i andım defalarca. Anlattım onu insanlara.
Evet her şey ama her şey emanet bu dünyada. Hiçbir şey, eşyalarınız, bedeniniz, evladınız, eşiniz, hayatınızdaki insanlar. Hiçbiri size ait falan değil. Bizim gibi her biri yolcu ve yolculuklarımız esnasında kesişen yollar aslında hayat dediğimiz şey. Bunun farkındalığı çok kıymetli. Kimse bizim olmadığı gibi biz de kimsenin değiliz. Sevdiğimiz, sevildiğimiz ve birlikte olmaktan çok keyif aldığımız için bir aradayız sadece. Bu yüzden her seçimimiz çok kıymetli ve manidar. Birlikte olmayı seçmek, sevmeyi seçmek, sarılıp bırakmamayı… ve zamanı geldiğinde bırakmayı bilmek. Gitmek isteyeni zorla tutmanın mümkün olmadığını, imkansız ve gereksiz olduğunu fark etmek, ruhlarımızın aslında var olduğu andan itibaren sahip olduğu özgürlüğün farkına varıp ona göre davranmak hem kendimize hem başkalarına hem tüm doğaya… Çünkü biz öldükten yıllar sonra da belki o mayo belki o kiremit parçası hala duruyor olacak geride. Başka bir kız alacak eline o kiremit parçasını. Belki benim düşündüklerimi düşünecek belki bambaşka şeyler ama o kiremit benden çok daha uzun süre var olacak bu formunda. Nur içinde uyu Pelin ve teşekkürler Nevin teyze. Maviliklere gitsin bu yazım yeşilli maviliklere…

hakkında Av. Ceren KALAY EKEN

Av. Ceren KALAY EKEN

Ayrıca Kontrol Et

RENKLERİN ANATOMİSİ

  ​Türkiye denilince akla sadece bir coğrafya gelmez; akla uçsuz buçaksız bir renk paleti gelir. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir