İnsan hayatı, tercihler ve değerler üzerine kuruludur. Günümüzde, hızla değişen ve kişisel egoların ön planda olduğu bir dünyada, kısa vadeli menfaatler uğruna etik değerlerden, doğruluktan ve karakterden ödün verme eğilimi ne yazık ki yaygınlaşmıştır. Halk arasında “iki kuruşluk dünya menfaati” olarak tabir edilen bu küçük kazançlar, aslında kişinin en değerli varlığı olan onurunu ve öz saygısını rehin almaktan başka bir işe yaramaz.
”Fırıldak olmak,” yani çıkarlarına göre sürekli yön değiştiren, ilkesiz ve güvenilmez biri olmak, kişiyi geçici bir başarıya ulaştırabilir. Ancak bu durum, tıpkı temelsiz bir bina gibi, ilk sarsıntıda yıkılmaya mahkûmdur. Zira, fırıldaklığın getirdiği her menfaat, kişinin çevresindeki güvenilirlik kredisini tüketir. Bir insan, sürekli olarak dürüstlükten taviz verdiğinde, kazandığı her kuruşun karşılığında itibarından büyük bir pay kaybeder.
Unutulmamalıdır ki, bu dünyadan geriye kalan ne makam ne de birikimdir; geriye kalan, insanın adıdır ve bu adın çağrıştırdığı karakterin sağlamlığıdır. Gerçek ve kalıcı zenginlik, başını yastığa koyduğunda vicdanın rahat olmasıdır. Dürüstlük ve ilke sahibi olmak, belki bazı kapıları anında açmaz, ancak açılan her kapının ardında saygı ve huzurla dolu bir yolculuk vaat eder.
Nihayetinde, mesele sadece bir menfaati kaybetmekten ibaret değildir. Mesele, maddi olanla manevi olan arasındaki tercihte, kendin olmaktan vazgeçmemektir. İki kuruşluk dünya menfaati için fırıldak olmamak; hem kendimize hem de topluma karşı taşıdığımız en büyük ahlaki sorumluluktur. Çünkü onurun bedeli, bu dünyanın tüm servetinden çok daha değerlidir.
Velhasılıkelam Evrensel bakış