Hayatım boyunca kendi kararlarımı kendim verdim, iki istisna hariç. İkisi de beni çok mutsuz etti. Kendi kararlarımı kendim almam her zaman için beni mutlu etmiştir. Verdiğim karar sonucunda iyi bir şey yaşarsam mutlu olurum ve kararımdan memnun olurum. Eğer yanlış ya da bana zarar verecek bir karar verdiysem de bunu ben istedim, ben tercih ettim, o zaman sonuçlarına da ben katlanmak zorundayım der ve buradan edindiğim tecrübeyi heybeme koyarım. Başkasının kararlarınız üzerinde etkili olmasına izin vermeyin. Bu hayatı siz yaşıyorsunuz. Kimse sizin yaşadıklarınızı, sizi neyin mutlu edip neyin mutsuz edeceğini, geçmişte verdiğiniz yanlış kararlarla edindiğiniz tecrübelerin kıymetini ya da geçmişte verdiğiniz doğru kararlarla kucakladığınız mutluluğun tadını bilemez. Sizi en iyi siz bilirsiniz, kalbiniz bilir. Kararlarınızda kalbinizin sesini dinleyin çünkü o sizi hiç bir zaman mutsuz etmek istemez. Sizin için en doğruyu hisseder ve bilir. Elbette mantıklı kararlar almakta önemli bu hayatta ama mantık bizi her zaman mutlu etmiyor. Çok mantıklı gözüken bir hadise sizin için mutsuzluk kaynağı olabiliyor. Bir de şöyle düşünün, verdiğiniz karar kendi seçiminizse ve yanlış bir kararsa kendinizden başka suçlayacak kimseyi bulamazsınız. Aldığınız kararın sorumluluğu size aittir ve kendinizi bu konuda sonuna kadar yiyip bitirme hakkına sahipsinizdir. Diyelim ki kendinizle ilgili, kendi seçtiğiniz yol ile ilgili başkalarının sesine kulak verdiniz, içinden geleni yapmadınız ve bu karar sizi mutsuz etti. Özellikle kendinizi çiğnediğiniz için, kendi sesinizi kıstığınız için, başkalarını mutlu etmeye çalıştığınız için sonunda siz mutsuz olursunuz. Bu durumda kendinize saygınızı yitirirsiniz çünkü bir birey olarak hayatınızın yönergesini başkasının şekillendirmesine müsaade ettiniz. Bunun için kimseyi de suçlama hakkına sahip değilsiniz. Çünkü bunu da siz tercih ettiniz. En fazla yine kendinize kızabilirsiniz. Sanki bu hayatta hiç yaşamamışsınız gibi, sanki sizi neyin mutlu edip neyin mutsuz edeceğini bilmiyor muşsunuz gibi, sanki çizdiğiniz yolda ilerlemek yerine tam tersi istikamette gitmeye çalışmanın sizi derin bir mutsuzluğa sürükleyeceğini bilmiyormuşsunuz gibi, sanki daha önce aynı deneyimleri yaşamamışsınız gibi, aynı yollardan geçmemişsiniz gibi, sanki en başa dönmenin, yaşadığınız ve aştığınız ve artık geride bıraktığınız şeylerin yaşamınıza tekrar dolmasına müsaade etmenizin sizi mutsuz edeceğini bilmiyormuşsunuz gibi kendinizi ve kararınızı ve yaşam deneyiminizi yok saymanız yapacağınız en büyük hatalardan biridir. Bu hatayı siz yaptınız. Buna siz izin verdiniz. Kendi deneyimlerinizi ve kendinizi siz yok saydınız. Sizi belki hiç tanımayan ve anlamayan neyden mutlu olup neyden mutsuz olacağınızı bilmeyen ve belki de bunu çok önemsemeyen insanların kararlarınıza müdahale etmesine izin verdiniz. Bu durumda herkes mutlu, peki siz? Neden kendinizi bile bile mutsuzluk yumağına gömdünüz? Neden kaybetmekten bu kadar korkuyorsunuz çevrenizdeki insanları. Sizin kararlarınıza saygısı olmayanların hayatınızda olmasına gerek var mı? Ya da sizin böyle daha mutlu olacağınızı salık veren ama neyden mutlu olup neyden mutsuz olacağınızı zerre bilmeyen insanlara bir şey anlatmaya çalışmanıza gerek var mı? Gün sonunda mutsuz olan sizsiniz. Kim paylaşıyor mutsuzluğunuzu sizinle? Kim önemsiyor bunu? O zaman kendi mutluluğunuz ve mutsuzluğunuzdan siz sorumlusunuz. Bunu başkalarının ellerine bırakmayın. Diyelim ki paraya ihtiyacınız var ve önünüzde para kazanacağınız ama daha önce aynı yollardan geçtiğiniz için sizi çok mutsuz edeceğini bildiğiniz bir seçenek var. Ruhunuzu öldüren bir seçenek. Kalbiniz bu işe girmeyi zerre kadar istemiyor. Üzerine basıp geçmek istiyor. Yine de girer misiniz bu işe? Belki biraz daha sıkıntı çekerseniz ama eğer kendi istediğiniz ve seçtiğiniz yolda ilerlerseniz hayatın sizi boş bırakmayacağını görmeniz de mümkün olabilir. Çünkü kendi yolunda olmak demek gerçekten yaşamak demektir ve gerçekten yaşarsanız mutlaka başarırsınız. Ölü biri ya da ruhu solmuş biri bu yaşamı yaşayabilir mi? Ya da istediği hayatı yaşamak için çaba sarf edebilir mi? O zaman kendinizi öldürmeyin. Ruhunuzu öldürmeyin. Onların seveceği şeyleri yapmayı seçin. Kalbinizin yapmayı istediği şeyi seçin ve ne olursa olsun bu yolda ilerleyin. Yol kapalı gözükebilir, aldırmayın devam edin. Yol yokuş olabilir, aldırmayın devam edebilir. Yol engebeli olabilir, aldırmayın devam edin. Bu yolda karşılaşacağınız zorluklar sizi teşvik eder. Çünkü sevdiğiniz yolda ilerlerken karşılaştığınız problemler bile size bir mutluluk kaynağıdır. Problem varsa çözümü de vardır. Problem varsa ortada bir eylemde vardır. Kendi aldığınız kararlar sizi her türlü mutlu eder. Bu hayatta bizi en mutlu eden şeylerden biri bir hevesin zaferidir. Başkaları üzülecek diye verdiğiniz ve size ait olamayan kararlar ise sadece kendinize olan saygınızı kaybetmenize sebebiyet verir. Senin aklın gayet başında. Aklın başında değilmiş gibi davranan insanlara kulak asma. Sen ondan başka bir hayat yaşadın. Başka deneyimlerin oldu, başka isteklerin var. Başka yöntemlerin var. Bazıları her şeyin sadece kendi istediği gibi olmasını ister. Diğer insanlar yaşıyor mu, bir yaşanmışlıkları var mı, onların da istekler var mı, onlar da düşünebiliyor mu, onlarda kendisi için ne iyi ne kötü olacak bilebiliyor mu hiç önemsemez. En doğruyu bildiklerini sanırlar herkes için. Ne var ki şurada yanlış yaparlar. Kimse bir başkası için en doğruyu bilemez. Bu onun yaşam deneyimine yapılan büyük bir saygısızlıktır. Kimse kimsenin yerine en iyi kararı veremez. Bu onun yaşam yolculuğuna yapılmış en büyük saygısızlıktır. O yüzden ne olursa olsun kendi kararlarını kendin ver. Bu seni ya mutluluktan bulutlar üzerine taşır ya da çok zorlu süreçlere sokar. Ama günün sonunda dersin ki bunu ben istedim, ben seçtim o zaman bu duruma katlanmam gerekir ve bunu çözmem gerekir. Bu çözümü bulmak için kendini yeni deneyimler içinde bulursun ve bu da senin gelişimine katlı sağlamış olur. Ne olursan ol kendin ol. Ne olursan ol kendin yap. Ne olursan ol kendin seç. Ne olursan ol kararlarını kendin al. Asla ve asla başkalarına göre hareket etme çünkü onlar bir sen değiller. Elbette görmüş geçirmiş deneyimleri olan zeki ve mantıklı kişiler olabilirler. Ama yine de senin yaşamını sen yaşadığın için gün sonunda mutsuz olan sen olacaksın. Mantık bazı soruların cevabını veremiyor bu hayatta. O yüzden her kararını mantıkla vermeye çalışırsan mutsuz olursun. Bir bak kalbin ne diyor çünkü o en doğruyu biliyor. O zaman onun sesini duymazdan gelme. Kendi sesini duymazdan gelme. Kendini es geçme. Kendini yok sayma. Bu hayatı yaşayan sensin başkası değil, gün sonunda mutsuz olan sensin başkası değil. Herkes kendi keyfinde o zaman sen neden direniyorsun. Direnme. Eğer böyle bir hata yaptıysan, kendi seçimlerini başkalarının tercihlerine göre şekillendirdiysen, ders al ve bir daha kendini unutma, hatırla çünkü sana sen lazımsın. Sen olmaktan çıkmış bir senle ne yapacaksın? Gücünü hatırla, hevesini hatırla, şevkini hatırla, aşkla yürüdüğün yolları hatırla, umudunu hatırla, inancını hatırla. Sana sen lazımsın, kendini hatırla ve bir daha asla unutma.
Velhasılıkelam Evrensel bakış