
“ Dünyada bana “ne istiyorsun?” diye sorsalar, hiç düşünmeden vereceğim cevap şudur: “Anlaşılmak istiyorum.” “ demiş Sabahattin Ali.
Bu yazıyı yayınlamanın zamanı bugünmüş ve tam da bu an! Bir gün, “Anlaşılmak istiyorum…” derken buldum kendimi.
Bu hayatta kalbinin içini görebilen ve seni gerçekten anlayabilen insan sayısı maalesef çok azdır. Bazı yakınlarımız ister yakınımızda, ister çok uzakta bile olsalar, biz konuşmadan bizi anlar, bazı yakınlarımız da saatlerce anlatsak anlamaz.
“Abartıyorum, çünkü anlaşılmak istiyorum” demişti Kafka! Anlaşılmak yetmiyor. Yaşadığı, hissettiği, deneyimlediği şiddette anlaşılmak istiyor insan. Müziğin sesini sonuna kadar açmak gibi tıpkı… Abartılı görünen her şeyin ardında içsel şiddetini duyuramamış insanın sitemkarlığı var. Birisine bir şey izah ederken, karşıdaki bazen aradaki neden-sonuç ilişkisini kuramaz. Biz de biraz abartarak örnek veririz ve anlamasını sağlarız. Hoş buna rağmen, anlamayıp “ne alaka” diyen olmuyor değil!

Bir özlü söz vardır: “İnsanların size koyduğu teşhisler ve sizinle ilgili düşünceleri veya yorumları aslında kendi iç dünyalarının bir aynasıdır.” Ne görüyorsanız, O’sunuz.

O yüzden, bugüne kadar kalbime dokunanlara ve beni anlayan o özel insanlara şükranlarımı iletmek isterim…

Velhasılıkelam; öldükten sonra değil, şimdi anlaşılmak istiyorum!
Tuba Öztek Çakıroğlu
Daima sevgiyle,
14.10.2023
Velhasılıkelam Evrensel bakış