Dün gece yatağına uzandı. Odanın içinde bir sessizlik vardı ama içinde fırtına kopuyordu. Sanki koca dünyada bir tek o kalmış gibi… İnsanların, seslerin, hayatın hepsi ondan çok uzağa gitmiş gibiydi.
Cenin pozisyonunda kıvrıldı. İnsan bazen büyüdüğünü unutuyor; içindeki o küçük, korunmak isteyen taraf geri geliyor. Kendine fısıldadı: “Akışa bırak”
Ama bırakmak kolay değilmiş. İçinde bir boşluk vardı. Çaresizlik dediğimiz o ağır duygu, göğsünün tam ortasına oturmuş gibiydi. Ne ileri gidebiliyordu, ne geri dönebiliyordu. Sanki zaman durmuştu ve o anın içinde sıkışıp kalmıştı.
Yine de kendine konuşmaya devam etti. Çünkü bazen insanın yanında kimse olmaz ama yine de kendine tutunabilir.
“Sabret dedi,”
“Sadece sabret.”
Belki de şu an yapabileceği tek şey buydu. Sabretmek. Nefes almak. Ve bu karanlığın bir gün mutlaka dağılacağına, içinde küçücük de olsa kalan o umuda tutunmak.
O an tek istediği şey uyumaktı. Öylece uyumuştu…
Velhasılıkelam ; ne demişler?
“Gözler her şeyi anlatır…”


Daima sevgiyle ,
Tuba Öztek Çakıroğlu
11 Mart 2026
Tuba Öztek Çakıroğlu
11 Mart 2026
Velhasılıkelam Evrensel bakış