O gün kepimi havaya atarken içimden sadece tek bir şey geçiyordu:
“Gerçekten bitti mi?”
Ama sonra o soru geldi. Mezun olan herkesin zihninde yankılanan, cevabı olmayan o meşhur soru:
“Şimdi ne olacak?”
Üniversite hayatı boyunca hep bir şeylere yetiştik: vizeye, final projesine, staja, sunuma… Şimdi ise yetişmemiz gereken bir “hayat” var.
Sabahları uyanıyoruz ama artık derse değil, hayallerimizin peşine koşmamız gerekiyor.
Ve dürüst olalım; bu hiç kolay değil.
Birçok ilan “en az 3 yıl deneyim” diyor, ama bize o deneyimi verecek yer yok.
LinkedIn’de başarı hikâyeleri okudukça kendi sessizliğimiz daha da kulak tırmalıyor.
Sanki herkes bir yere varmış da bir tek biz yerimizde sayıyor gibiyiz.
Ama sonra düşünüyorum:
Deneyim sadece ofislerde kazanılmaz.
Bir röportajda alınan nefes, çekilen bir kısa film, yazılan birkaç satır bile hayata dair bir izdir.
Ve belki de bu yaşadığımız belirsizlik, bize kim olmak istemediğimizi öğreterek kim olmak istediğimizi şekillendiriyor.
Mezun olmak bir bitiş değil, bir başlangıç.
O “şimdi ne olacak?” sorusu, korkutucu olduğu kadar umut dolu da. Çünkü hâlâ yazılmamış bir hikâyenin ilk satırında duruyoruz. Ve kalem bizim elimizde.
Eğer sen de bu satırları okurken aynı boşluğa düşüyorsan, bil ki yalnız değilsin.
Belki bugün cevap yok. Ama yönümüz var.
Ve bazen sadece yola çıkmak, bir adım atmak bile yeterlidir. Dilara Özdil
Velhasılıkelam Evrensel bakış