Geçmişten gelen biri geçmişte bıraktığı kişiyi arar. Aradan yıllar, yıllar geçmiştir ama o hâlâ aynı kişiyi bulacağını sanır. Ona hitap ederken eski dilini kullanır, eskiden baskın olan benliğin tepkilerini bekler. Ama o karşısında öylece durur. Aynı tepkiler yoktur, aynı dili kullanmaz, aynı bakışlara bile sahip değildir artık. Hatta geçmişten gelen kişinin neyi aradığını, neden söz ettiğini bile anlamakta zorlanır. Derken geçmişten gelen, bir hayal kırıklığının kabardığını hisseder içinde. Küser, içerler hatta kızar bile eski dostuna. Bir yabancıya dönüşmüştür o eski sevgili. O nerededir? Nereye gitmiştir? Bedeninin değişimi belki anlaşılabilirdir ama ruhunun değişimi? Bu bir ihanettir! Evet o yıllarca içinde yaşatıp, sevmeye devam ettiği insan ihanettedir kendisine. Kızgınlığı artar. Oysa onu ararken neler hayal etmiştir, aynı gülüşleri, sevgi sunumlarını, eski şakaları, muhabbet konularını… Hepsi gitmiştir… Artık o insan yoktur, bir başkası vardır karşısında. Alacağını umduğu doyumlar, paylaşımlar, sunumlar hüsrana uğrar. Bu kez onu suçlamayı, kışkırtmayı dener. Ama nafile! O insanı bulamaz artık…
O insanın defalarca öldüğünü ve yeniden dirilip yeni bir benlikle devam ettiğini bilmez. Kırk yıl öncesindeki birini aynı niteliklerle, aynı benlik ile bulmayı ummak çocukçadır, bilinçsizliktir. Kendi değişimlerini gerçekleştirmeyi, olgunlaşıp büyümeyi başarmamış bir insan orada, kırk yıl öncesinde takılıp kalır. Bir sevgi yaşanmıştır, bir yol arkadaşlığı, eyvallah, ama sadece anılarda kalmıştır o… Peki ya şimdi? Bir yabancı ile bir deneyim yaşama arzusu varsa ve iki kişilik bir istekse bu belki… Ama ikide birde, ‘Sen şöyleydin, böyleydin, ah! vah! nasıl da değiştin! Bu halini sevmedim’ gibi acayip, akıl dışı bir söylemle değil elbette…
Başka bir insana dönüşmeyen, dokuz yüz katlı ruhsal boyutları olan insanın daha üst veçhelerine doğru çıkmayan biri varoluşsal amacını gerçekleştirmemiş demektir. Ve geçmişteki rol kişiliğine sıkı sıkı bağlı kalan biri eski dostunun da öyle olmasında diretir ve bunu sadakât olarak tanımlar. Ne diyelim? Doğrular, değerler ve yorumlar da hep tekâmülde yükseldikçe değişikliğe uğrarlar. Bu nedenle o an ki gerçek geçicidir ve hakikate götüren bir duraktır sadece…
Ayrıca Kontrol Et
ALLAH BAĞIŞ’LASIN
ALLAH’IM SEN BÜYÜK VE YÜCESİN BİZİ BİR KEZ DAHA VE SONSUZ …
Velhasılıkelam Evrensel bakış