Karlı köyü çobanı Hanefi Yıldırım, babasına maddi destek vermek için çoban olduğunu söyledi. Dağlarda özgür olduğunu belirten Yıldırım, “Ben bu işi peygamber mesleği olarak benimsedim” dedi.300 büyükbaş hayvanı 6 ay süreyle otlatan Yıldırım, bu işten 150 bin TL. kazandığını ifade etti.
Hanefi Yıldırım,1971 yılında Tortum’un Karlı köyü mahallesinde doğdu. Daha 7-8 yaşlarındayken tüccarlık yapan babasına yardımcı olmak için babasının aldığı kuzuları otlatarak çobanlığa başladı. Daha sonra da babasına maddi destek sağlamak amacıyla köylünün büyükbaş hayvanlarına çoban oldu. Doğaya ve hayvanlara karşı aşırı derecede sevgisi olduğunu ifade eden Yıldırım, “Ben bu işi Peygamber mesleği olarak benimsedim” dedi. Yıldırım, dağlarda özgür olduğunu, bundan da büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Ona Devletin çobanları sigorta kapsamına almasını ister miydiniz? dediğimde ise gözleri dolan Yıldırım, “Keşke benim de sosyal güvencem olsaydı da yarın bir gün başıma bir şey geldiğinde eşim ve çocuklarım hayatlarını kimseye muhtaç olmadan idame ettirebilselerdi.” diye duygularını dile getirdi.
Korkularından da bahseden Yıldırım, “Hiç unutmam yine dağda bir gün buzağıları otlatırken güneşten ve sineklerden bunalan buzağılar bir anda önümden kayboldular sadece 3 tane manda kaldı; Şaşırmış ve korkmuştum köye geldiğimde tedirgindim köylüye ne diyeceğimi bilemiyordum. Köy meydanında her zamanki gibi köylüler sohbet ediyorlardı, endişeyle yüzlerine baktım fakat kimse bir şey demedi. Meğerse dağdan kaçan hayvanlar evlerine gitmişler bunu öğrenince çok sevinmiştim “ifadelerini kullandı.
Yaklaşık olarak 20 yıldır çobanlık mesleğini icra eden Yıldırım evli ve 4 çocuk babası olarak, çocuklarını okuttuğunu, onlara iyi bir gelecek sağlamak için de dağlarda çobanlık yapmaya devam edeceğini belirtti. Senenin yarısını dağlarda geçiren yıldırım, “Sonbaharda köye döndüğümde ailemi, köylümü çok özlediğimi fark ediyorum. “diyor.
Bir başka çoban Abdullah Laçin, (23) 8 yıldır çobanlık yaptığını söylüyor. Erzurum’un Söğütlü köyünde doğup büyüdüğünü, kendi hayvanlarını otlatmak zorunda olduğu için de eğitimini daha ortaokuldayken bıraktığını söyleyen Laçin, “6 ay çobanlık yapıyorum,otlattığım100 hayvandan 200 bin TL para alıyorum. Bunun 100 binini ailemin geçimi için harcıyorum, diğer yarısını da geleceğim için biriktiriyorum” diyor.
Sosyal medyayı genç bir birey olarak ne kadar süreyle kullanıyorsun? dediğimde ise şu yanıtı alıyorum: “Dağda telefon çekmiyor” diğer çoban arkadaşlarımla kendimizi eğlendirecek, zamanı geçirebileceğimiz şeyler yapıyoruz. Mesela ateş yakıp köyden getirdiğimiz patatesleri, çayırlardan topladığımız mantarları közde pişiriyoruz. Bir yandan da kara demlikte çayımız oluyor. Bazen Müslüm Babayla dertleniyoruz; Bazen de İbrahim Erkal ile coşuyoruz. Diyor Abdullah Laçin.
Her iki çoban da mesleklerini severek yaptıklarını, her ne kadar zor şartlarda çalışsalar da mesleğin güzel yanlarının da olduğunu söylediler. Her şeyden önce büyük bir sorumluluk aldıklarını, bu sorumluluğu da layıkıyla yerine getirdikleri için yıllardır köylülerinin hep onları çoban olarak seçtiklerini ifade ettiler.6 ay dağda kalacakları için köylü tarafından yapılmış “çoban damı” dedikleri kulübede kalan çobanlar, bu hayatı benimsediklerini, farklı bir iş yapamayacaklarını dile getirdiler. Karlı köyü çobanı Yıldırım 3500m yükseklikteki dağda sosyal medyayı aktif kullanırken, Söğütlü köyü çobanı Laçin, telefonun dağda çekmediğini söyledi.
“Şu dağdan şu dağa kurt ağzı bağlayalım”
-Çobanların giydiği kıyafete “kepenek” denir. Çobanın başındaki örtüye “kalpak” veya “kavel” adı verilir. Çoban, eşeği, el feneri ipi, yün çorapları, keçesi, su kabı ve değneğini sürekli yanında bulundurur. Çobanın ekmeğini içerisine koyduğu, ekmeğin yumuşak kalmasını sağlayan kaba; “davarcık” denir. Çoban uyuduğu zaman gece sürüyü köpekler bekler. Çoban dağda acıktığı zaman herhangi bir koyunun sütünü sağıp içebilir. Hayvanlar dağda kaldığı süre içerisinde haftada bir gün tuz verilir. Tuz, hayvanın iştahını açarak gelişmesini sağlar. Tuz yedikten sonra hayvanlar sayılır.
Hayvanlardan dağda ölen olursa, çoban ispatlamak amacıyla ölen hayvanın başını köye, sahibine getirir. Yani kulağındaki işaretiyle kellesini keser mal sahibine getirir. Çoban mal sahibini inandırmak zorundadır. Hayvanlar karışmasın diye mal sahipleri hayvanlarına kendi işaretlerini takarlar buna da markalama denir.
-Eskiden, ben küçükken bizim dağda sürümüz vardı. Dedem sürüye 4 çoban tutmuştu, bir gün çobanın biri geldi ve 5 tane koyunun kaybolduğunu söyledi. Bunun üzerine dedem de Kurt’un ağzını bağlayalım dedi. Hoca, bıçağa ayet okuyup bıçağın ağzını kapatıp iple bağladı. (Koyunlar dağda kaldığı zaman, “şu dağdan şu dağa kurt ağzı bağlayalım” denir.)Sabah olunca bıçağın ağzını açtılar ki kurt da yaşamına devam etsin aç kalmasın.
“Çoban Sülü”
-Ben de çobanlık mesleğinin kutsal olduğunu düşünenlerdenim. Genelde toplumumuzda şöyle bir düşünce var ve bu benim çok dikkatimi çekiyor bir konu hakkında örnek vereceklerse, “Dağdaki çobandan şehirdeki profesöre kadar” cümlesi kullanılır. Ve bu örneği her alanda kullandıklarını görürüz. Dolayısıyla dağdaki çobanın toplum içindeki yerinin önemli olduğunu düşünüyorum.
Neden dağdaki çoban? Çoban kelimesi art niyetli insanlar tarafından bilgisiz, cahil olarak lanse edilmeye çalışıldı…Oysa çobanlık ayrı bir bilgi, ayrı bir yetenek, ayrı bir mesuliyet gerektiren çok önemli bir meslek…Peygamberimizin şu hadisini hatırlayalım: “Hepiniz çobansınız” der. Yönetici bir çobandır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Bütün dinlerde çoban, “Doğru yola yönlendiren” anlamında kullanılır. Bunu siyasilerimiz de sıkça kullanmış, Recep Tayyip Erdoğan bir konuşmasında: “Çobanlığın psikolojisini anlamayan, insan yönetemez. Ben de bir çobanım” demişti. Öğrenciliğinde, yaz tatillerinde çobanlık yaptığı için 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel için de “Çoban Sülü” yakıştırılması yapılmıştı.
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
İsmim Hanefi Yıldırım 1972 tarihinde Erzurum’un Tortum’a bağlı Karlı köyü mahallesinde doğdum. 1995 yılında evlendim ve 4 çocuk babasıyım.20 yıldır çobanlık yapıyorum.
Çobanlığı bir meslek olarak görüyor musunuz?
Evet, çobanlık benim mesleğim ve severek yapıyorum.
Yaptığınız işin size getirisi nedir, çobanlık yapan birisi evini geçindirebilir mi?
-Köylünün 300 büyükbaş hayvanı var ve bundan benim elde ettiğim gelir 6 ayda 150 bin TL. Bu da bana yetiyor.
Devletin bu konuda size herhangi bir desteği oluyor mu?
-Hayır.
Çobanların sigorta kapsamına dahil edilmelerini ister miydiniz?
-Çobanlık her ne kadar kolay bir meslek olarak görünse de dünyanın en zor mesleklerinden bir tanesi… Sigortalı olmayı isterdim tabi ki.
Çobanlık yaptığınızda sürünüze vahşi hayvanlar saldırdı mı hiç, verdiğiniz kayıplardan mal sahipleriyle yaşadığınız problemler oldu mu?
-Kurtların, Ayıların gece saldırısına uğradığım oldu ama sorun yaşamadım.
Bir çoban olarak dağdayken teknolojinin olanaklarından yararlanıyor musunuz? sosyal medya Vb.
-Sosyal medyayı aktif kullanıyorum. Zaten o da olmazsa yazın uzun günlerinde dağda zaman geçmiyor.
(Röportaj / Feyza Morkoç)
Velhasılıkelam Evrensel bakış