YAMALI SECCÂDE….

Kalabalık bir ailede doğan küçük bir kız çocuğuydum. Televizyonun olmadığı radyonun ise pek fazla kullanılmadığı dönemlerde bizim eğlencemiz bahçemizdeki bitkilerin çapalanması, yabani otlardan arındırılması, mahalledeki arkadaşlarımızla çelik çomak, dombilis, saklambaç, ip atlamak vb. oluyordu. Ama en çok da ailemize yardım etmek işi ağır basıyordu. Herkesin bir sorumluluğu vardı ailede.
Gecelerin uzun olduğu kış günlerinde annem önümüze bir torba birikmiş yamanacak çorap döker, beraberce renklerine göre tasnif edip çok yıpranmış olanlarının o bölümlerinin kesilmesi ve kalan sağlam yerin değerlendirilmek üzere bir yerde biriktirilmesiyle çorap yamama işlemine geçerdik. ‘’bu yama işte buraya şöyle konulur ve bu şekilde de dikilir.’ diyen annemin ince ince yama yapmasını aynen hafızama işledim ve o zamandan beri ben de çok iyi yama yaparım.
O dönemler, refah seviyesi bu kadar yüksek değildi. Kız kardeşler birbirimizin küçülen eşyalarıyla büyüdük. Kendime ait ilk elbisem İstanbul’a geleceğim sene ablamın bana diktiği elbise oldu. Ne sevinmiştim ona. Hala unutamam.
Çorapları yama yapan annem, eskiyen kıyafetleri de değerlendirir; onlarla aynı şekilde somya, yatak örtüsü ve daha çok da seccade yaparak değerlendirirdi. Hepimizin yoğşuyan (eskiyen) elbiselerimizi getirdi bir gün, onları eskimiş yerlerinden ayırdı, kare kare biçimlendirdi ve ‘’bunlarla ne yapacağımıza karar verelim ‘’dedi.
Ertesi gün baktım ki kesilen parçaları annem renklerine göre tasnif etmiş, yapılacak örtünün altyapısını oluşturmuştu. İlginç olanı ise; gecelik pijama gibi mahrem kıyafet parçalarını, yapılacak örtünün alt tarafına koymak istemesiydi. Böyle yapmasının sebebi iç giyim olarak düşündüklerinin gizlenmesi gerektiğini düşünmesiydi. O zamanki edep ve haya duygularını şu anki edep ve hayasızlıkla kıyas ettiğimde, günümüz ahlaki yozlaşmasının hangi boyutta olduğunu görmemek için kör olmak gerektiğini düüşünürüm.
Bu işlemler bir taraftan devam ededursun, radyodan gelen Neşet Ertaş’ın türküleri ardı ardına gelir, hayallerimizdeki yerini alırdı Zahide.
Örtüler hemen bitmezdi, nasıl bitsindi ki hem? Bahçede sebzeler, evlekler annemi beklerdi. Babam da onları sulamakla görevlendirmişti kendisini bir de yabani otları ayıklamakla. Çapalama, otları ayıklama ve uzayan fasulyelere sırık desteği sağlamak anneme kalırdı tabi biz de yardım ederdik.

hakkında Meryem ALTINKAYNAK

Meryem ALTINKAYNAK

Ayrıca Kontrol Et

MEDYANIN KİRLİ KULİSİ

Medyada kadın olmayı konuştuğumuzda, herkes o ışıklı stüdyoların cazibesinden bahseder. Ama kimse o pırıltılı camın …

3 yorumlar

  1. Avatar

    Bayağı sürükleyici evet herkezin bir hayat hikayesi vardır. Hadi bizler bir hayat hikayesi buluruzda ama son nesil zor bulur. Yüreğinize sağlık

    • Avatar
      Hamdullah YAZICI

      Çok güzel ifade etmişsiniz insanın gözümüzün önüne çocukluğumuz geldi hangimiz giymedi yamalı çorap ve o günlerde ki edep evet EDEP BİR TAÇ idi o gün annelerimiz ve bizler için kaleminize kuvvet yüreğinize sağlık

  2. Avatar

    Emeklerine sağlık Güzel kardeşim nede güzel anlatmışsın o günleri tekrar yaşadım sayende..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir