Erdem Nedir, Tarih Öncesinde mi Bulunabilir?

 


Erdem,ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği niteliklerin ortak adıdır. Toplumca kabul görmüş, genellikle de ahlak ve din tarafından onaylanmış ve birey tarafından içselleştirilmiş değerler olarak da algılanmıştır.  Erdemli davranış ise bireyin toplumca onaylanmış ahlaki standartlara uygun şekilde hareket etmesidir. Geçmişten günümüze doğruluk, dürüstlük, yardımseverlik, alçakgönüllülük, cesaret, iyi yüreklilik, ölçülülük, bilgelik ve yiğitlik erdemli olmanın göstergeleri kabul edilmiştir. Karakterin güzel ahlakla şekillenmesi durumunda bireyin erdemli olduğu düşünülmektedir. Erdem/fazilet ideal bir insanın tüm alanlardaki yetkinliklerini ifade eder. Farabi’ ye göre bu erdemler, nazari, fikri, ahlaki ve pratiktir.

Felsefi anlamda erdem, ‘‘istencin ahlaksal iyiye yönelmesi, insanın tinsel ve ruhsal yetkinliği’’, fazilet ise edinimler vasıtasıyla insanın eriştiği ruhsal olgunluktur. Sokrates’e göre erdem, kişiliğin en önemli parçası ve yaşamın en önemli amacı mutluluğa ulaşmada katkıda bulunan insani yetkinliktir ve insan çabalarının en yüksek ve son konusu iyiye ulaşmaktır. Platon’a göre işimize yaramazsa, bizi mutlu etmezse hiçbir bilimin değeri yoktur. İnsan açısından ruhun fonksiyonlarını dengeli bir şekilde gerçekleştirmesiyle insanda üç erdem oluşur: İştiha fonksiyonunun erdemi ölçülülük, iradenin cesaret, düşünmeninse hikmettir. Aristo’ya göre ölçülü olmayı yani doğru düşünmeyi sağlayan en önemli öğe akıldır. Akıl, bireye tercihlerine ilişkin orta alanda bulunma huyu kazandırır. Aristo’nun “Etik’’ kitabına göre karakter erdemleri; cesur, adil, dürüst, gururlu, ağırbaşlı, alçak gönüllü, arkadaşça ve ölçülü olmakken, düşünce erdemleri; tedbirli, anlayışlı, zeki, kararlı ve pratik akıllı olmaktır. Düşünce erdemleri daha çok eğitimle oluşup geliştiğinden bunlara sahip olmak deneyim ve zaman gerektirir. Karakter erdemleri ise bize doğuştan yatkınlıkla yani doğal olarak gelirler.

Aristo’ya göre adalet, bireyin başkalarıyla bağlılıklarında ortaya çıkması nedeniyle karakter değerleri arasında en üstün olanıdır. Çünkü birey yetkinliklerini başkaları için gerçekleştirmektedir. Bu nedenle en yüksek adalet toplum yararına yapılan doğru işlerde ortaya çıkar. Aristoteles, adaleti dağıtıcı ve düzeltici olarak ikiye ayırır.

İslam ahlakında erdeme dair görüşler antik dönemden beri süren geleneğe bağlı ‘‘orta alan ilkesi’’ olarak kabul görmüştür. Orta olma, bireyin kendi imkân ve şartları doğrultusunda düşünülmelidir. İslam ahlakında nefsin üç önemli gücü olan şehvet, düşünme ve öfkenin orta olması halinde iffet, cesaret ve hikmet erdemleri ortaya çıkar ve bireyin kişiliğinde adalet erdemi oluşur.

Erdemi tanımlarken günümüzde ne derdik düşündüğümde şu sözlere hak vermeden geçemedim: ‘‘Kendimizi bir yana koyduğumuzu varsayıp yakınlarımızın sınırsız isteklerini karşılamaya çabalamak, onları bu sakat alışkanlıklarından uzaklaştırmaya yanaşmamak hatta onların bu tutumlarını özendirmek neden erdem sayılıyor? Var mı bunlara verilebilecek dürüst, inandırıcı yanıtlarımız? Büyük harflerle söylüyorum kendi payıma. YOK. Öyleyse?’’ Erdemin tanımını böyle alaşağı ediyor Vüs’at O. Bener. Bu tanımı öznel olarak yapmaya kalkışırsak her bireyin kendine göre erdem olarak kabul ettiği değerler olmakla birlikte, atıf yaptığımız bu alıntı cümlesinden de anlaşılacağı üzere, bireyin etrafındaki kişiler için kendi benliğini hiçe sayması da erdem olarak görülemeyecek nitelikler barındırmaktadır. Akılda kalan en keskin soru: “Filozoflar ne derse desin biz insanlar geçmişten günümüze hangi değerleri erdem olarak görmekte mutabık kaldık?”

hakkında Av. Bilgenur BAYKAL

Av. Bilgenur BAYKAL

Ayrıca Kontrol Et

BURUK ÇOCUK BAYRAMI

    Neye, nasıl sevineceğimizi unuttuğumuz şu günlerde…   Sevinin çocuklar, Övünün büyükler 23 Nisan …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir