BEYAZ BİR DURUŞTUR…


Beyaz, çoğu zaman fark edilmeden geçip gider. Göze çarpmaz, sesini yükseltmez, iddiasını ilan etmez. İşte tam da bu yüzden güçlüdür. Çünkü beyaz, bağırmadan var olabilmektir.
Beyaz bir oda düşünün. Duvarları süssüz, eşyaları az, ışığı yumuşak. İlk bakışta “eksik” gibi gelir insana. Oysa bir süre sonra fark edilir ki, eksik olan değil; fazlalıklardan arınmış bir alandır orası. Beyaz, kalabalığı dışarıda bırakırken zihnin gürültüsünü azaltır, düşüncelerin yankı yapmasına izin verir. Her şeyin üst üste yığıldığı dünyada, beyaz bir duruştur. “Buradayım ama seni zorlamıyorum” demenin bir halidir.
Kar yağdığında etrafa bir kabın; şehir değişir. Gürültü azalır, sokaklar yumuşar, sesler bile temkinli çıkar ağızdan. Beyazın bu sessizliği, doğanın hayata en nazik müdahalesidir. Her şeyi örter ama boğmaz. Kapatır ama silmez. İzler hâlâ oradadır; sadece daha sakin, daha kabul edilebilir bir hâle gelir. Beyaz, geçmişi inkâr etmez; ona kısa bir mola verir. Yaraları gizlerken iyileşmeye de alan açar.
Yeni açılmış bir defterin ilk sayfası da beyazdır. O sayfa, olasılıklarla doludur ama henüz hiçbirini dayatmaz. Ne yazacağın sana kalmıştır. Beyaz, işte bu yüzden cesurdur: Belirsizliği göze alır. Dolu olmamayı, tamamlanmamış kalmayı kabul eder. Her rengin arkasında bir karar, bir tercih, bir yön vardır. Beyaz ise henüz seçmemiştir. Bu, zayıflık değil; derin bir özgürlük halidir.
Hayatta da çoğu zaman beyaza ihtiyaç duyarız. Bir duraklama anına, her şeyi yeniden düşünmeye izin veren bir boşluğa. Sürekli üretmenin, sürekli konuşmanın, sürekli bir şey olmanın dayatıldığı zamanlarda beyaz, bir itirazdır. “Şimdi duruyorum” demenin en zarif yoludur. Kendini savunmaz, açıklamaz, gerekçelendirmez. Sadece vardır orada.
Beyaz, saflıkla da karıştırılır çoğu zaman. Oysa beyaz masum değildir; deneyimlidir. Üzerine düşen her rengi tanırken her izi hatırlar. Ama onları taşıyıp bağırmaz. Sessizliğinde bilgelik vardır. Sadelik, yoksunluk değil; bilinçli bir seçimdir. Beyaz bunu çok iyi bilir.
Belki de bu yüzden beyaz, hiçbir renkte olmayan bir cesarete sahiptir. Gösterişsiz, sakin ve nettir. Kendini kanıtlamaya çalışmadan var olmanın cesaretidir. Dünyanın karmaşasında, gözümüze sokulmadan yanımızda duran hani o ferah alan… Beyaz, bazen en çok ihtiyacımız olan şeydir. Çünkü bazen insan, en çok hiçbir şey olmayan bir yerde kendini duyar.
Beyaz…
*

hakkında Alisa Çiçek AKYOL

Alisa Çiçek AKYOL
Alisa Çiçek AKYOL Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Denetim ve Risk Yönetimi yüksek lisans mezunu olup bir kamu kurumunda denetmendir. Uçan Süpürge Film Festivali gönüllüsü olup festivalde aktif görev almıştır. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinin Kalite Topluluğunda denetim kurulu ve TEMA Vakfı üyesidir. Telli Turna Doğa Derneğinin Etimesgut ilçe başkanıdır. 6 Şubat depreminden etkilenen üniversite öğrencilerine mentörlük yapmıştır. Milli Kütüphanede görme engelliler yararına arşive sesli kitap okumuştur. Çeşitli bakanlık, belediye, huzurevi ve üniversitelerde sunuculuk yapmıştır. Belediyeler ve huzurevlerinde yaşlılar, çocuklar ve engelli bireyler yararına etkinlik ve çalışmalar düzenlemiştir. 2008-2019 arası canlı radyo programları yapmış ve sunmuştur. TRT Avaz "Türk Dünyasından İzler" programında seslendirme yapmıştır. Okçuluk, fotoğraf, tiyatro, salon dansları, sinema, seyahat, spor, senaryo yazımı, müzik, halk dansları, doğa yürüyüşü alanlarına meraklıdır.

Ayrıca Kontrol Et

“Bilgiyi Sanata , Sanatı Hayata Dönüştürmek”

Merhabalar, Değerli okurlar. Ben Burcu Çetin, Fırat üniversitesi Resim iş öğretmenliği mezunuyum. İçsel yolculuğumun keşifleriyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir