
Ülkece her şeyin “sahte” versiyonuyla sınanıyoruz sanki. Sahte diplomalar, sahte markalar, sahte kimlikler, hatta sahte umutlar… Herkes bir şeyin taklidini yapıyor ama gerçeklik giderek yitip gidiyor elimizden.
Bir bakıyorsun müdür olmuş ama okulu nereden bitirdiği meçhul. Bir çanta alıyorsun, markası dünyaca ünlü ama dikişi pazardan. Bu sadece tüketim meselesi değil; artık liyakat bile etikete indirgenmiş durumda. Sahteyle beslenen bir sistemin içinde gerçek olan her şey, yani emek, bilgi, dürüstlük… göz ardı ediliyor.
Belki de en acısı ne biliyor musunuz? İnsanlar bu sahteciliğe alıştı. Kendi emeğine, alın terine inancı kalmayan bir toplum büyüyor. Ve bu, sahte belgelerden daha tehlikeli.
Gerçek olanı savunmak artık bir direniş biçimi. Ben hâlâ kalemime, emeğime ve doğruluğa inanıyorum. Siz de inanın. Çünkü sahteyle kurulan her şey eninde sonunda yıkılır. Dilara Özdil
Velhasılıkelam Evrensel bakış