
*Peki kebaba ve tarihcesine dair biraz bilgi ister misiniz ?
Dünyada Türk mutfağı denince akla gelen ilk yemek olan “Kebap”, şiş üzerine dizilmiş et ya da kıymanın kömür veya odun ateşi üzerinde pişirilmesinin genel adídır.
Kebap tarihi, insanoğlunun ateşi bulması ve bu ateşin üzerinde et pişirmesiyle birlikte başlar.
Kaynaklara gõre Orta Doğu’da Homininilerin ateşle et pişirmelerinin tarihi 790.000 yıl öncesine, tarihöncesi ocakların, toprak fırınların ve yanmış hayvan kemiklerinin Orta Doğu ve Avrupa’daki geçmişi ise 250.000 yıl öncesine dayanmaktadır.
Anadolu’ ya kebabın gelişinin Arap ülkelerinden ekip biçmek için Adana’ ya göç eden fellahlar olduğu söylense de; kebabın çok daha eskiden bin yılı aşkın süredir Anadolu topraklarında yapıldíğí bilinmektedir.
“Kebap” kelimesi kimi kaynaklara gõre Sümer dilinde közlemek benzeri anlama gelen “kabuba” kelimesiyle , kimi kaynaklara göre ise Arap kökenli “kavurmak, közlemek” anlamındaa “kebuba” kökünden gelmektedir.
Sami kökenli Arapça, İbranice /Kenanca, Habeşçe, Akatça gibi dillerin bir çoğunda da kebap kelime olarak “doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş kızartılmış et” manasına gelse de; tas kebabí, testi kebabı gibi bazı sulu yemekler için de kebap ismi kullanılmaktadır.
Kendi içerisinde pisirilis şekline ve et cesidine kullanılan malzemeye gõre birçok çeşidi olan kebap, şehirden şehre kültúrden kültüre de farklılık gösteren birçok tarif ve çesitliliği de içinde barındırmaktadır.
Kastamonu Kuyu kebabı, Yozgat Testi Kebabı, Konya Tandır Kebabı, Tokat Kebabi gibi pekcok yorenin farklı farklı meşhur kebapları olsa da kebabın anavatanı Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz kabul edilmektedir. Gaziantep, Şanlıurfa, Adana, Kahramanmaraş ve Mersin kebap konusunda ilk sıralarda yer almakta ve lezzet konusunda birbiri ile yarışmaktadır.
Aşkın Gurme’ce Adana’ca tarifi şöyle;
“A’dana
Ş’algam
K’ebap”
…..
“Kebap ve Aşk” konusuna tekrar gelirsek ;
“Dünyada yemekten daha sahici aşk yoktur, gerisi edebiyat!” demis Peyami Safa….
Gerçekten de yemek yemek büyük bir keyif ve haz…
Ancak bazen yemegin lezzeti tadı kadar, onu kimle yediğinizden yada kimin hazirladığından gelir…
‘Anne eli değmiş’ yada ‘yar elinden çıkmış’ gibi…
Yani sır biraz da sevdiklerinizdendir…
O yüzden bazen en güzel ziyafet sofralarında da olsanız, sevdikleriniz uzaktaysa ya da onları ölüm ayrılık bı dekil yitirdiyseniz yediğinizden en güzel kebaplarda bile o gizelim tadı alamazsin…
Anılar aklıniza dizilir, lokmalar boğazına ..
Sevdiklerinizin bakışları gülüsleri, sesleri, sõzleri…
Birlikte izlenmiş bir film, birlikte dinlenen bir şarkı …
Beraber yenilen bir yemek, beraber içilen bir çay yada içki … 🌮🌯🍗🥩
Ve burnunuzun direğini sizlatan kokularí…
Yanınizdan salınıp geçen birinden gelen parfümünün kokusu, saçının, boynunun, teninin kokusu…
Bazen mis gibi bir kebap kokusunda bile yitirdiginiz herşey ve herkes bi anda aklınıza gelir …
Mevlana güzel söylemiş…
“Senden kebap kokusu geliyor,
senin de gönlün yanmış, kavrulmuş. …
Kendine gel de,
yitirdiğin neyse tekrar bul….”
Afiyet ve keyifle…. 🙂
#mevlana
#divaníkebir
#aşk
#kebap
Velhasılıkelam Evrensel bakış