İSTİKLAL MARŞI RUHU….

 

 

Bazı metinler vardır, sadece kağıt üzerine mürekkeple değil; bir milletin kalbine kanla yazılır. Bundan bir asır önce, Anadolu’nun her köşesinden feryatlar yükselirken, umudun tükendiği sanılan o karanlık günlerde bir ışık parladı. O ışık, Mehmet Akif Ersoy’un kaleminden dökülen ve bugün her duyduğumuzda göğsümüzü kabartan İstiklal Marşı’ydı.

 

Korkma! Sesinin Yankısı

İstiklal Marşı, sıradan bir şiir değildir. O, bir milletin varoluş mücadelesinin “iman” ve “hürriyet” ile mühürlenmiş belgesidir. Akif, marşa “Korkma!” nidasıyla başlarken aslında sadece askerimize değil, tüm bir millete sesleniyordu. O dönemde dört bir yanı işgal edilmiş, ordusu dağıtılmış bir halka verilebilecek en büyük güç, korkuyu yıkan o sarsılmaz inançtı.

 

Taceddin Dergâhı İstiklalin Marşına nokta nokta şahitlik eder.

Mehmet Akif, bu marşı lüks ofislerde ya da huzurlu bir çalışma masasında yazmadı. Ankara’nın dondurucu soğuğunda, Taceddin Dergâhı’nın sessizliğinde, içinde yanan vatan ateşiyle kaleme aldı. Öyle bir ruh halindeydi ki, gece gelen ilhamı kağıt bulamadığı için dergâhın duvarlarına kazıdığı anlatılır.

 

Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi’nin ricasıyla yarışmaya katılan Akif, başlangıçta konulan para ödülü nedeniyle teklifi reddetmişti. Çünkü ona göre bir milletin bağımsızlık destanı parayla yazılamazdı. Sonunda kazandığı ödülü hayır kurumlarına bağışlayarak, bu destanı Türk milletine hediye etti.

 

Neden Bu Kadar Önemli?

İstiklal Marşı’nı diğer marşlardan ayıran en temel özellik, yazıldığı şartlardır. Bu marş, zafer kazanıldıktan sonra değil; henüz savaş devam ederken, zaferin geleceğine olan sarsılmaz inançla yazılmıştır.

 

Türk milletinin karakterinin bağımsızlık olduğunu tüm dünyaya ilan eder.

 

Farklı fikirlerdeki insanları “Al Sancak” ve “Hakk” kavramları etrafında birleştirir.

 

 Gençliğe her daim uyanık olması gerektiğini hatırlatan bir vasiyet niteliğindedir.

 

Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi: “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” Bu dua, aslında bağımsızlığın ne kadar zor kazanıldığının ve ne kadar kıymetli olduğunun en büyük kanıtıdır. İstiklal Marşı ruhunu anlamak; bayrağa bakarken sadece bir bez parçasını değil, dökülen binlerce şehit kanını ve sönmeyecek olan o son ocağı hissetmektir.

 

Bugün bize düşen görev, bu eşsiz mısraları sadece ezbere okumak değil; o ruhu hayatımızın her alanında yaşatmak ve hürriyetimize sıkı sıkıya sarılmak ve nesilden nesile aktarmaktır.

hakkında Ali ERDİN

Ali ERDİN

Ayrıca Kontrol Et

Yüreğimizin Sesi , Evimizin Neşesi : “Cem TV” Geri Döndü

Bazı boşluklar vardır ; ne yapsanız dolmaz. İki yıl önce Cem TV kapanmistı. Sadece bir …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir