Yağmur değil , ihmal taşıyor…

 

Serpil Nur Abiral yazdı

  Antalya14 Şubat 2026 

Bazı yazılar anlatılarak değil yürüyerek yazılır…

 

Bugün de öyle yapalım.

 

İlk durak Kemer’in bitmeyen gerçeği: su baskınları.

 

Her yağmurda aynı manzara… Aynı telaş… Aynı zarar. İnsanlar evlerinden, mallarından oluyor. Ve artık bu tabloyu yalnızca doğa olayına bağlamak yeterli görünmüyor; bu durum planlama ve yönetim sorularını beraberinde getiriyor.

 

Ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var:

 

Sorun var… Çalışma var… Ama sonuç nerede?

 

Altyapı çalışmaları yapılıyor deniliyor, dere temizleniyor deniliyor, projeler anlatılıyor…

 

Fakat her yağmur sonrası vatandaş yine aynı kaygıyı yaşıyorsa sorulması gereken soru değişmez: Yapılanlar yeterli mi?

 

Dereler taşıyor deniliyor…

 

O halde soralım: Dere yataklarına yapılaşmaya neden izin veriliyor?

 

Kaçaksa neden baştan engellenmiyor?

 

Neden müdahaleler, su yükseldikten sonra hatırlanıyor?

 

Sonra kameralar kuruluyor, açıklamalar yapılıyor, gözyaşları dökülüyor…

 

Ama gerçek değişmiyor:

 

Bile bile lades…

 

ASFALT DEĞİL, GÜVEN ÇÖKÜYOR

 

Kumluca yolu…

 

Neredeyse her yağışta çöken, her seferinde yeniden konuşulan bir güzergâh. Bu kez yaşanan sadece bir aksama değil, facianın kıyısından dönülen bir tabloydu. Aynı noktada aynı sorun tekrar ediyorsa bu artık tesadüf değil, sorgulanması gereken bir durumdur.

 

Bir yol sadece asfalt değildir.

 

Bir yol güvenliktir. Planlamadır. Sorumluluktur.

 

Ve aynı yer defalarca çökerken kalıcı çözüm üretilememesi, vatandaşın güvenini de beraberinde sarsar.

 

SANAT SÜS MÜ, AYNA MI

 

İkinci durak yine Kemer…

 

Çınarlı Kavşağı’na konan Hanna heykeli. Resmî anlatıya göre tarihi bir aşkın sembolü. Ama başka bir yerden bakınca insan düşünmeden edemiyor: Bu ülkede kadınlar hâlâ ağlarken, susarken, öldürülürken… Kavşakta duran bir kadın figürü bize ne anlatıyor?

 

Sanat bazen estetik bir süs müdür, yoksa topluma ayna tutmak mı?

 

Belki mesele heykelin hikâyesinden çok, bizim ona yüklediğimiz anlamdadır.

 

KALEM HÜKÜM VERMEZ

 

Üçüncü durak…

 

Eski Belediye Başkanımız Mustafa Gül’ün tahliyesi.

 

Tutuklandığında yazmadım diyenlere cevabım nettir: Suçu sabit olmadan kalemimi hüküm vermek için kullanmam. Çünkü gazetecilik yargı dağıtmak değil, vicdanı diri tutmaktır.

 

Şimdi özgürlüğüne kavuşmuş bir insan var karşımızda. Röportajında siyaseti düşünmediğini, ailesiyle zaman geçirmek istediğini söylüyor. Yaşananları bu yaştan sonra edinilmiş bir tecrübe olarak görüyor.

 

Hoş geldin Kemer’in Paşası…

 

Dilerim bundan sonrası huzurun, sağlığın ve sükûnetin zamanı olur.

 

Ve son söz

 

Zaman geçer, makamlar değişir… Ama yapılanın izi kalır.

hakkında Serpil Nur ABİRAL

Serpil Nur ABİRAL

Ayrıca Kontrol Et

Çocuklar Oyun Terapisinde Duygu Aktarımını Nasıl Yapar?

                  Çocuklar Oyun Terapisinde Duygu Aktarımını Nasıl …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir