SOKAK KÖPEKLERİ; ZAVALLILAR MI? YOKSA CANİLER Mİ?

Merhaba Sevgili Velhasılıkelam Okurlarımız;

Öncelikle hayvanlara sevgi ve onların yaşam ve diğer haklarına saygı duyduğumu, evimde, kendi yaşam alanımı onlarla paylaştığımı belirtmek isterim. Hayvan sever birisi olarak bugünkü konumu, çok da tartışma götürecek bir alandan seçip yazıya almak istedim.

Sokaktaki başıboş köpeklerimiz, Osmanlı döneminden günümüze miras olarak gelmiş ve son döneme kadar da bir düzen içinde devam etmiş bir olgudur. Ne var ki son birkaç yıldır ve özellikle son aylarda ülke gündemini meşgul eden bir konu haline gelmiştir. Kanaatimce; üzerinde düşünülmesi ve bir harekette bulunulması için çok da geç kalınmıştır. Ancak artık bu konunun; ülkenin en sıkıntılı ve çözümü ivedi ve elzem sorunlarından biri olduğunu düşünüyorum.

Özellikle de son beş yıldır sokak köpeklerinin hemcinslerine, sokaktaki diğer hayvanlara ve hatta insanlara saldırmak suretiyle ölümle sonuçlanan bir çok vakaya neden olduklarını hepimiz biliyoruz.

Bu konuda dünya üzerindeki diğer ülkeler, kendi vicdani ve hukuki kurallar çerçevesinde başıboş sokak köpekleri sorunu karşısında çeşitli çözümler düzenlemiş ve hayata geçirmişlerdir. Öyle ki artık ABD, Japonya, İsveç, Norveç, Avustralya, Kanada, Çekya gibi ülkeler, Türkiye’yi ziyarete gelecek olan kendi vatandaşlarını köpek saldırıları, kuduz ve diğer hayvan kaynaklı hastalıklar konusunda uyarmaktadır. Sokak köpeklerinin saldırılarının insanlara, hayvanlara ve diğer varlıklara saldırıların boyutu bu duruma ulaşmıştır. Yaşanan can kayıpları ve bunlara bağlı olarak Türkiye hakkında yapılan uyarıların verdiği rahatsızlığı sanırım ülkenin her ferdi hissetmektedir. Bu tip uyarılar; insanın aklına Hindistan’a ziyarete giden turistlerin kendi devletleri tarafından Hindistan’daki hastalıklara karşı uyarılmalarını getirmektedir. Sokak köpekleri sebebiyle yaşanan can ve mal kayıplarının yanında ülkenin dış dünyada böyle bir görüntü ile anılması rahatsızlığımızı daha da artırmaktadır. Pek tabii bu uyarılar Türkiye’nin itibarını da yerle bir etmektedir. Derdimiz; uyarı ve dış itibardan çok insanımızın canının yanması ve bu durumdan dolayı çok sayıda insanın yaşamını kaybetmesidir. Hayvanlar için arzu ettiğimiz yaşam ve diğer hakları elbette ve öncelikle insanlar için de istemek insani bir görevimiz.

Sokak hayvanları elbette sadece bizim sorunumuz değildir. Ama 1950’lerden beri Avrupa’nın sorunu olmaktan çıkmış bir konudur. Bu işin hukuki ve teknik kısmı elbette oturulup tartışılacak ve bir yola açılacak meseledir. Ancak bilinen gerçek; sokak köpekleri meselesinin bir çözüme kavuşturulmasının artık toplumun olmazsa olmazı olduğudur.

Sokakta başıboş köpeklerin bulunması saçmalığından memnun olan bir taraf var. İşin hem bilimsel hem de etik taraflarının farkında olmayan ya da görmezden gelen, kendilerini hayvan sever olarak nitelendiren bir kesim. Aklı başında iyi niyetliler için söylemiyorum tabi ki ama provokatör gibi davranan bilinçsizler de bir hayli fazla. Soruyorum? O tip kendisine ‘hayvan severim’ diyenler acaba üç yaşındaki evladını sokağa atar mı? Savunmasız, konuşamayan bir bebek kadar aciz canlılar.

Köpeklerin vahşileşmesi, hastalık kapması da zaten sokaktaki başıboşluktan kaynaklanmaktadır. Bu durumdan hoşnut olan ‘’Sokaktaki köpeklere dokunamazsın!’’ Gibi sloganlar atan sözde hayvan severler aklını yitirmiş olmalıdır. Çünkü kendilerinde makul bir çözümleri de yok. Sorsan ‘’köpeklerin yeri sokaklardır’’ derler

Birde söylemeden geçemeyeceğim bir husus var ki, Mama lobisi denen şey mevcut durumdan hoşnut olanlardan oluşan bir kesimdir. Mutlaka iyi niyetleri olduğu kadar, tamamen sokak köpeklerini düşünmeksizin suiistimal ve onlar üzerinden kazanç sağlamaya çalıştıkları bir işgüzarlıktan başka bir şey değildir.

Gerçek bir hayvan sever hayvanları sokakta başıboş kalmasına asla müsaade etmez. Çünkü;

• Nice çocuk ve yetişkin canlarımızın ölümüne sebebiyet vermeleri.

• Aç susuz kalmaları ve yeterli beslenememelerinden dolayı kendi yaşamlarını yitirmeleri.

• Tecavüze uğramaları.

• Dövülüp itilip kakılmaları.

• Trafik kazalarında can vermeleri.

• Aşısız ve bakımsızlıktan diğer sokak köpeklerine hastalık geçirmeleri

• Bu hastalıkları insanlara da bulaştırmaları.

Velhasılıkelam bu canlıların sokakta başıboş bırakılmaları demek ne insan ne de hayvanın canını umursamaktır, tamamen medeniyet dışı bir yaşam düzenidir.

Benim, kendimce bulduğum en mantıklı vicdani ve sisteme geçirilmesini hayal ettiğim; Tüm sokak köpeklerinin toplanıp kısırlaştırılıp her ilçeye ‘’Sahipsiz Sokak Köpekleri Ormanı’’ adı altında kendi yaşam alanlarına uygun alanlar (ormanımsı parklar) tahsis edilmelidir. Buralarda bakımları, beslenmeleri, korunmaları ve sahiplendirme işlemleri de ciddi bir prosedürden geçirilerek yapılmalıdır. Sokağa atılan köpek sahipleri ciddi para ve hapis cezasıyla cezalandırılmalıdır. İsteyen hayvan sever bu alanlarda köpeklerle vakit geçirip, devletin kurduğu sisteme destek verebilmelidir. Pek tabii bu sistem sadece devlet eliyle değil, bu yolda kurulmuş olan sivil toplum örgütleri ve toplumun tüm kesimlerinin iş birliğiyle olabilir.

İşte o zaman ‘’hayvan severim’’ diyen herkes buyursun taşın altına elini koysun görelim kendilerini de takdir edelim.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sevgi ve sağlıkla kalın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

hakkında Sibel DURAN

Sibel DURAN

Ayrıca Kontrol Et

Trabzonspor’un Futbol ve Motivasyon heyacanı neden kısa sürüyor?

  Trabzonspora gönül verenler bu sezonda da 7 den 70 ‘e liderlik hayali kurup, takımın …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir